|
12 Haziran 1970 MEVLÂNA’yım ben! 2 Yamalı giyilse de olur. Yavrunun yaptıkları yuvayı doldurur. Meyvesiz
ağacın gölgesi, yazdan yaza dilenir; meyveli ağaç, gözün gibi
bakılır. Yavruların olumu büyükleri şaşırtır, şaşırmak kulu
yanıltır. 3 Neymiş gelmiş dünyaya, niye durmuş yuvaya? Ana-baba dünyada vazifeli. Sevabını-günahını, önce yavrusundan alır. Kundak sarmak, mama vermekle analık bitse, mama almakla, elinden tutup yürütmekle babalık bitse kolay olurdu. Yolun gidişine çekmek, gönül yolunu açmak zorludur. Onun için dedim, çiçek bahçesine benzettim. 4 Günde geldim, yuvayı gezdim. OMAR’a döndüm, ‘Adalet gördüm.’ dedim.
Sevindi, ‘Şükür ALLAH’ım.’ dedi. Öyledir. Kulunun yoluna cümlemiz
seviniriz. Olayı birbirimize iletiriz. ALLAH’ıma duacı olur, ‘Şükür.’
deriz. 5 Men dil almak kula yaraşmaz. Olmuşa yer vermek. Yerine koymak gereksiz, kuldan uzakta olana kulun bakması yersiz. Ayağını yoluna uzatırsan yürürsün, öbür yola bakarsan vakit kaybedersin. ‘Sen-ben boş.’ deriz, vazifemiz kovaya su doldururuz. Olmuşa yol vermek güzel, üzüntü vermez; yolunu kaybetmiş, zorludur uymaz. Göğün görüntüsü yıldızlı, yanılmış kulun görüntüsü yaldızlı. Yıkanmaya gelmez. Yıldızın varlığı göğü doldurmaz, gece olunca güneş batmaz. Ne var ki ışığını dünyaya katmaz, ayla yıldıza süs verir, onları aydınlatır. Güneşi gördüğünüzde ayla-yıldızı görür müsünüz? Almaktan çok vermek dünyanın yönü. Mevlevilik, dünyanın dönüşüne ayak uydurur. Zaten kuruluş, dönmeyle olur, döne-döne meyvesini verir. Güneşin dönüşü, dünyanın uyuşu meyvesidir. Olmasa dönmek, yaz ne demek kış ne demek olurdu, meyvesiz ağaca dönerdi. 6 Kalemi almam, sözümü kesmem. Kalemden zararınız mı var? Kalem ele
yakışmalı, gönlünden yapışmalı, almayı-vermeyi bilmeli, VEREN’e
şükür etmeli. Kimden gelirse gelsin, ille gönüle hitabetsin. Ayırmaktan
kayırmaktan değil, gönül yolu uydurmaktan. 7 Düğme açıldı, radyoya ses verildi. Dinleyin, etrafında toplanın; zararınız değil, kazancınız olur. Alıcı-verici, gelici-bulucu. (Bu tebliğin sonu henüz bulunamamıştır.) |