22 Haziran 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1 Duanın zararlısı görülmüş mü? ‘Yersiz.’ dersen yanılırsın, ALLAH’ına
sığın, seni yanlıştan korur.
2 Asmayı budadık, kükürdünü attık, meyvesine baktık, verimli bulduk. Hatasız
kul olsa; dünya tasasına düşmek olmazdı, kul hırsla çalışmazdı.
3 Olmadığı hayırdır. ‘Neden?’ deme, açıklamasını sorma. Aynanın
camı kötü ise, görüntü katı olur. Ayna kristal, görüntü güzel. Mumun
ışığından yola bakarsan karanlığı görürsün, yoldan bakarsan mumun ışığını görürsün. Siz
ışıktasınız, karanlığı gördünüz, başınızı muma çevirdiniz. Karanlıktan
olan, aydınlıkta olan sizleri görür. Ne var ki, görmek için bakmak gerek, başını
kaldırmak gerek. Yere bakarsan göremezsin. YÜCE’ye dönersin, o zaman görürsün. Oyayı
işleyen göz nuru döker, güzel olanı gönülden seçer, elinin emeğini
aşına katar, yediği lokmada lezzeti tadar. Elbet yol münasip. Tarlayı
çapalayan, çapalayıp terleyen, yenine kurulayan, ağaç altına bedenini
serip aşını yiyen. ‘Aşı nedir?’ derseniz, ekmek ile katığı
soğan. Acı soğanı sorun, der ‘Tatlı.’ çünkü huzuru katlı. Dağıtmamış,
sokağa atmamış, huzurunu hep yanında taşımış. Güğümüne
pekmez koymuş, kışı geçirmiş; yazına, ‘ALLAH’ım inkarım yok.’
demiş. Demiş de üzülmüş mü, yolunda büzülmüş mü? Asla. ALLAH’ım
kulunun koluna kuvvet vermiş, çalışan nasibini almış. Huzur ne
parada ne pulda, ne halda ne malda, ne dünyadaki
yolda. Yalnız gönüldedir, gönüle koyandadır; ALLAH’ına güvenende, güvenip
sığınanda, şüpheden uzak kalanda.
4 YUNUS’um geldi sözümü diledi. Sözümü,
yolumu, yolumda kulunu sunduğunuz yola bağladım. “YUNUS’um geldim,
günlerden sonra söz aldım; meşguliyet değil, sohbete geldim. Asmanın
düzenine, dalındaki üzümüne bakılır. ‘Olsun da yiyeyim, şarap olsun içeyim.’
dersen, sabır gerek. Yumuşak sözün sert sözcüsüyüm. Gününü boş dedin,
doldurmaya bakmadın; aydınlığı aradın, yukarıya bakmadın; ‘Uydum.’ dedin, duymadın; ‘Ayna.’ dedin, bakmadın. Baksaydın görürdün,
karanlığı silerdin. Dileğim hep budur, yolumuz uludur, ulu yolun sonu
ALLAH’ımdır. Dünya gailesini dert etme, kendini bu alemin günlük olayına katma.
Gün güne uymaz, dert gelir gitmez. Derde kucak açma. Dertten maksat, beden
yoksunluğu. Hasta olan yeri var mı sayarsın? Altından köşkün olsa,
gümüşten tasın olsa, dertli bir başın olsa mı iyidir? Olmuş
kulun duasıdır cümlesini düşünmek. ‘Neme lazım.’ demekle yanılırsın,
kumunu havaya savurursun. ‘Ne olur?’ dersen; ne olacak, denk gelen kulun gözünü
yakacak. Kum tanesi; birler bin olur yol verir, bazen bir tanesi göze zarar
verir. Yerine göre, kuluna göre; yol dileyene, yol olur. Yumuşak yürürsen
varırsın, ayağını sürtersen gözünü çıkarırsın, yürüyüşe göredir. Olmuyorsa
gece gün, suçu kendinde ara. Gecenin arkası gündür. Odaya kapanırsan, sıkıca
örtünürsen; elbet gün geç olur. Erken kalkıp çalışan, güne çabuk
erişir, geceyle savaşır. Savaşsa savaşmasa gün gelir. Olmuş,
niyazlar yerini bulmuş. MEVLÂNA HAZRETLERİ sözü keselim demiş, olmuşa
yer vermiş, HAZRETİ ALİ gelmiş.”
5 “Hoş gördüm. Kanımı helal ettim, yolumu hibe ettim, selam dedim.
'Yolumu sizlere hediye ettim.’ demektir. ALİ’yim, yolumda VELİ’yim, ALLAH’ımın
kuluyum, ELÇİ’nin damadıyım, sevgili kızının eşiyim. Olmuşun
yolunu almak kolaysa, kuluna vermek zor olmaz, kul dilediği an geride
kalmaz. Almak kuldan, vermek ALLAH’ımdan. ALİ’yim doluyum, yolumun
kuvvetli kuluyum. Benden değil ALLAH’ımın VERİŞİ’nden. Aldığını,
gününde sevindiğini, anında ALLAH’ına şükrünü yap ki; dilemeye yüzün
olsun, ödemeye gücün olsun. ‘Olmuyor.’ dediğine gönül takma, arkana dönüp yolun
gerisine bakma. Geçtiğin yol uzun gelir, başını döndürür. Gelen yola
bakarsan, gelişi tez görünür, kul sevinir. Selam sizlere.”
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH