25 Haziran 1970 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Geldim gelene, güldüm sevene, ‘Yandım.’ diyene, gönülden uyana merhaba. Aydın olana, yolunda gidene, YUYAN’ını bilene merhaba.

2 Duvarın ötesinde, YUVA’nın gerisinde; yumuşak söz edilir, suyumuz söylenir. Akar gider boş değil, günden güne çoğalır, dereler eklenir, olumu beklenir. Sular akar kul bakar, az olan yerde toprak ekini yakar. Suyun bolluğuna duacı olanlar, ALLAH’tan bekleyenler; yanılmaz, açılan el boş kapanmaz. ‘Ya öyle, ya böyle’ demeyin, HİKMETİ’nden sual olunmaz.

3 Ambarlar dolsun, dolusu bitsin, yenisi dolsun. Niyetin en uygunu, ALLAH’ına havale edilendir. Mesnevi’den söz dileyen, kulun ÖZ’ünü yumuşak bilendir. Mevsim baharsa, kulun gözünden gönlüne ılık olayın tadı gelir. Mevsim kış ise, kulun gözünden tenine soğuk havanın tadı gelir. Yaz yakar, kul suya bakar, rahata erer. Almazsa sudan hayat, dünya görünür bayat. Güneşe bakar, teninden teri akar, yakar-yakar. Suyun verdiğini, kulun su ile erdiğini bilir misiniz? Su öyle bir varlık ki, en dönük kula dahi şükür ettirir. Suyunu içip teşekkür etmeyen bir kul, dünyaya gelmedi. Olgunluğun misali suda, erginliğin masalı suda. Her olay suyla bağlanır. ULU’nun dergâhı dahi, su ile misal olur. Dediğim şudur ki; güneşe dayanmak için iman gerek, soğuktan sakınmak için iman gerek, dertten kurtulmak için iman gerek. İman, gönül deryası; derya, dünya ve ahiretin kurtarıcısı. Budur dediğim. 

4 Eskinin-yeninin sözü edilmez. Yeni günde eski yaşanmaz. ‘Eskinin yeniye sözü edilse, günde karışık olaylar gelir dünyanın düzeni bozulur.’ diyenden kaçının, yumağı gününe göre sarın. Günahın oluşu nedir bilir misiniz? Nasibini kuldan beklemek, yolunu kula eklemek. Aklına gelenin ALLAH’ın YOLU olduğunu bilesin. Söze kapılırsan yanılırsın. Kul kendi başına kalırsa doğruyu bulur. Bir yanılır, ikinci de doğrulur. Kul sözüne bakarsa, yanıldığından habersiz kalır. Korkudan uzak kalmak. Korkudan maksat; açlık, hastalık, miynet, mihnet, meyveyi yormak, olgun kulu yormak; ‘Olmuş mu, olacak mı, ömür buna yetecek mi?’ demek. Yetecek yetmeyecek, kul ALLAH’ının verdiği gün kadar kalacak. Tayin etmek, tayine çalışmak kulu yanıltır, günah işletir. ‘Nefesim kadar yaşarım, saymaya ne hacet; geldiğim gibi dönmek dileğim.’ demeli, aldığınız dersleri ‘YÜCE’den.’ deyip omuza sepetle koymalı, dönmeli-dönmeli bakmalı. Aldığınız derslerin önemli olanı, merdivenden düze çıkaranıdır. Düzde durulur etrafa bakılır. Aldığım dersler, ahiretimi besler. Nasıl mı besler? Ağızdan değil elbet. Hep olayı, aldığın derse göre karşılarsın, dumanını gönül kapında bekletirsin, içeri koymazsın, gönül gözünü örtmezsin. Kuldan beklediğin an, ALLAH’ını inkar etmiş sayılırsın. Kulun elindekine, ‘Geldi-gelecek, para verecek.’ der, ardiye sorar, elinde olsa gününde alır. Paradan sıradan önemli, imanlı kuldur. Bekleyen kuldan, yanılır.

5 Ayağınız miyarınızın ölçüsüdür. Müymin kulun gittiği yer, ayağının götürdüğü yerdir. Her cefaya ayak katlanır; taş vurur, diken batar, tırnak çıkar, ayak gene vazifesini yapar. Yanılma, verilen her uzuv birbirinden ayrı, fakat aynı değerde iş görür. Mesnevi’den söz istenir, acaba ne beklenir? Kardan söz ettim, şekil dedim, değersiz midir? Elbet değil. Kar toprağı örter, solucanı bürter, güneşten sürter su olur akar, toprağı sular. Mesnevi ne yapar? Karın yaptığını. Sonra da verimi bol olur. Öyledir, gevşemesin mi? Gevşemese söze gelmez, düze durmaz. Gününde oldu-oldu geldi, geldiğini bilmedi, bildi de inanmadı. Olmuşun yolunda, MEVLÂNA kolunda. Yalnız değiliz, hep beraberiz, bir çember elimizde, dolaylı tutunuruz. Unutmayın, çemberin dolayında olan, ayrı değil beraber, hep beraber. Mesnevi’yi yazdım, kaplumbağadan söz ettim. Kaplumbağa, yavaşlığı temsil eder, sabrı ve doğruluğu, destekli oluşunu. Hiçbir yaratık yuvalı olamaz, kaplumbağa müstesna.

ALLAH’a ısmarladık. 

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

mihnet: zahmet, eziyet, dert bela.