13 Temmuz 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1 Gelmeyi yola bıraktım, yoluna hayır diledim.
2 Dert etme; niyete göre değil, nasibe göredir. Yolunu çizmeyi
YÜCE’ye havale et ki YM olsun. Olmuşa değil, olacağa bak. Amade
yolunu bulan kul, şikayetçi olmaz. Yoluna şüphe koyma.
3 İşten sorana. Hazır beklenmesin, aransın. Arandıkça
bulursun. ‘Kolay değil.’ derseniz; zorluğa katlanmazsan, dinlenmenin
tadı olmaz. Gününün geçişi seni üzmesin. ‘Yanlışa düştüm.’ deme.
ALLAH’ına sığın. YARDIMCI dile. ALLAH’ım yolu açar. Almak-vermek dünya
işi. Benim yolum, kulun yolu. Ne var ki, ferahlık vermeyi severim, olacağı
hayır tarafından bildiririm. ‘Olmuyor.’ deme, geç olmasına üzülme. Olmayan,
yumuşak yol arar, ALLAH’ına yönelir, hayır yolu bulur.
4 Asmadan üzüm alsan, üzümü ağıza koysan; çekirdeği dile gelir,
ağızdan dışarı atılır. Sizin pürüzünüz de öyle. Üzüm çöpü. Yermeyi
değil, sevmeyi deneyin. Almayı bilmek için, sevmek gerek; sevmeyi bilmek
için, övmek gerek. Deme ‘Kötü.’ Başında iyi dedin, ne çabuk döndün? İyilik
sevmekle ölçülsün. ‘Kötü.’ dediğin kul, gönlündeki dikendir. Sevgi, dikeni
ezer yerine gül diker. Küçüklük değil, büyüklüktür; eğilmek
değil, dikelmektir. Kötüye kötülük kolaysa, gönlünün sesini ne ile
bastırırsın? Yanılma, ALLAH’ımdan ayrılma, aldığını unutma. Olmayan
gönülde, ağızdan çıkmaz. İyiye alışan gönül, kötüyü bulmaz.
Yanma, yakılma. ALLAH’ına sığın. Açılan yolu gör. Görmek için şüpheyi
silmek gerek. Şüpheyi silmek için, ALLAH’ına sığınmak gerek.
Sığındıkta, korkuyu silmek gerek. Bunları dene, huzuru bul. Olması için, EVLİYA
olmak gerek değil. ALLAH’ımın kulusun ya. Sevdiğince sevilirsin, sığındıkça
korunursun.
5 Gitmeye yol açalım, yolu günden seçelim. Hayırlıyı bildirelim. Sefere
çıkmak, şüpheye yol vermesin. Kulunu yerindirmesin. MEVLÂ’mın YOLU’ndan
geldim, yoluna yardımcı oldum. Şüpheyi içinden at. ‘Dardayım.’
dediğin an, adımı andığın an, yanındayım. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun,
yolumuz tez YUVA’ya bağlansın. ALLAH’ıma emanet, kullarına selamet. Hayıra
adım at. ALLAH’ımın ADINA açtın, kötüden kaçtın, doğruyu seçtin. Gayene
yolunu bağladın. Aydınlık yolun. Yumağını feraha sar. Dünya işi
düzelir, kula sevinci verir. ‘Derdi olmasa?’ deme. Dertsiz olsa, sevincini
bilemezsin.
6 Sözümün yolcuya bağlantısı, YUVA’ya verdiği hasretidir.
Yumuşak yolun, hayırlı kulun; yoluna dururum, koluna girerim. Yerimi
yüreğine bildiririm. Aklına geldiği an yanındayım bilesin. Gönlünde
yerimin olduğu, senin de benim de malumum. ALLAH’ımın LÜTFU’dur. Sözümün
değeri, gönüldeki yeridir. ALLAH’ımdan gelişi mühimdir. Benden-senden
önemli, cümledir. Cümle de ALLAH’ımın kuludur. Andığın ALLAH’ımın
emanetidir. Yavrular da ALLAH’ımın emaneti değil mi? Yaratıldık, bedenin
müştemilatına ne katabildik? CAN’ını emanet verdi, bedene koydu. Dünyanın
oluşundan bu yana değişiklik yok. Emanetin sahaveti, CAN’ının
parlaklığındandır. Kulun NUR’u yüzüne vurmuşsa, CAN’ın sahavet derecesi
görülür. YUVA’da sahaveti bol kul gördüm. Sevincimi bildirdim. Gönlünü
soranlara söyledim. Hepimiz beraber, yolumuz beraber. Demeyin, ‘Ayrısın, ULU’sun.’
Sen de ALLAH’ımın kulusun. Olmayı dilemek, olmak için yürümektir. Dileyen,
durmaz.
7 Sözümüz yola bağlansın, dilenen ALLAH’ıma emanet edilsin. Emanetin
sonuna şüphe konmasın. Huzurun temeli budur.
8 Dilemeyi, ‘ALLAH’ımın VERİŞİ’dir.’ dersen, öyle
istersen; oluşa varırsın.
9 ‘Zorlu.’ dediğin, YARDIMCI dile, açılır. Gelişe değil,
gülüşe bak. YARDIMCI ALLAH’ımdır, vekili olmaz, ULU’yu yardımcı gönderir.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH