|
12 Temmuz 1970 MEVLÂNA’yım ben! 2 Ağacın dalını derlersen, gören gözle incelersen; yarım gün güzel
geçirirsin, güzeli orada görürsün. 3 Yaprağıma dalımdan suyum iner, ya belki çıkar. Rengini dal niçin
başka yaprak başka alır? Olmayanın, NURU’nu vermeyenin gururunu çiğner
de ondan. Geçelim söze, duralım dize. Anlamak için uzman mı olmak gerek? Ağacın
dalına verilen kuvvet yaprakta var mı? Yaprakta olan güzellik dalda var mı? Zahiri
güzelliğe değil özelliğe bakın. Umut edilendir, dileğince
varılandır, söylenince duyulandır, YÜCE’den verilendir. Ne mutlu size, ne mutlu
bize, layık olana. 4 ‘DEDE’m.’ dersiniz, el koyarsınız. Eller çemberde, DEDE’nin eli
cümlede. Gönül kalmasın, kul mahzun olmasın. 5 Dumanını dağıttın, olmayı diledin. Zaman ayırımını düşün. Kulun
ömründe hayatı bölümlüdür; doğuş-büyüyüş, duruş-yürüyüş.
Duruş devresindesin yürüyüşe muavenet edersin kendine. Duruşu boş
geçiren, yavaş yürür, başladığı andan yavaş hızlanır. Duruştan
yürüyüşe muavenet etmek, duruştan hızlanmaya yardımcı olmaktır. Deme ki ‘Ben koşarım, durgun dersen
şaşarım.’ Gönül durmaz koşar, ne var ki dediğim gibi, ömür
devre devredir. Senden değil, yaratılmış cümle kulların öyledir. Sen de
durdun, ben de durdum. 6 Ben hep yardımcıyım, ALLAH’ıma şükür. Elbet şükür ederim, beni böyle lütuflandırdı, layık gördü sizi ve beni. Dünyanın büyüğü küçüğü bedende, kulunun büyüğü küçüğü ALLAH’ımda. Büyümeye bakma, yolunu takma. Ağaçtan misal al. Büyümeye bakan, zayıf kalır. ‘Ulu ağaç.’ deme, yılları eskitir. Aldığın gibi olmuşsun. YÜCE’nin layık kulu, kendini küçük görürsün, çünkü YÜCELİĞİ O'nda görürsün. Sevmeyi dene; iyide-kötüde, güzelde-çirkinde, temizde- piste. Aldığın her nefeste sevmeyi kendine mal edersen; kötüyü görmezsin, ‘Çirkindir.’ diyemezsin, gönlüne yumuşak yoldan başkasını koyamazsın. Sanma ki verilenden iyisi gelir. Her kul aynı maya ile yoğrulur. Deme: ‘Sözün mü döndü, hani mayaları ULULARI yoğururdu?’ Mayanın yoğrulmasını demedim, ununu, suyunu söyledim. Kimin deryasından kimin ovasından gelir? ALLAH’ımın değil mi? Yoğuranları dersen; her kul nasip olanı bulur, o ULU’nun elini alır. Dünyaya geliş, hamuru fırına veriştir. Kimi pişer, kimi hamur kalır, üzerine türlü toz alır. ALLAH’ımın VERİŞİ’ne, güzelliği görüşüne göre, dünyanın münasip kulu olur. ALLAH’ım uydursun, yolunu buldursun. 7 Gitmek dilemedim, ne var ki gitmek vazifemdir dedim. Vazifeme uymalıyım. ALLAH’a ısmarladık. |