11 Eylül 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1 ‘EYVALLAH.’ dedim, girdim söze,
selamlar getirdim size, yolda vardım düze. En güzel sözden, en uygun yönden,
yumuşak yoldan geldik, ‘ALLAH’ım.’ dedik.
2 An meselesi dersin, can meselesi derim. Yolumun üstü değil desem,
yolum dost yoludur, dost, ALLAH’ımın her kuludur. Aymak kulun vazifesidir. Sevmek,
dost olmak, aymanın tezahürüdür. Uygundur sorduğun, ne var ki izin kadar
söylenir, bilirsin. Anıldığım her yerdeyim, sevildiğim gönüldeyim,
sana söylenildiği kadar. Dualar zamansız değil, vakitler izinsiz
değil. Dünyanın gelişimi, kulun görüşüne göredir. Gördüğün
gibi bil. Mevlit diler, ‘Okunsun.’ der. ‘Okumak alışımı, alışım
huzurumu getirir, huzurum ona rahatlık verir.’ ‘YA ALLAH YA MUHAMMED, ŞEFAAT
YA RESULULLAH.’ duaların en güzeli. Duman dağılsın, yumağın
düğümsüz sarılsın, cümleniz huzur bulsun. Dünya yükü yüklenmeyin, derdi
sarıp tükenmeyin, yolun dumanına gözle bakmayın. Cama perde koy, perdeyi iyi
kapa, dumanı görmezsin. Dayandığını sordun, ALLAH’ımdır. Adını sorduğun
salahındır. (Kurtuluşundur.)
MEYDAN’ın girişi yoldur, yolu geçtin MEYDAN’a vardın. Daha ne istersin? ALLAH,
LÂ İLÂHE İLLÂLLAH. Yolun gidişi HAKK’adır, HAKK’ı bilen hokkadır;
yazıları yazılır, kalemleri verilir. Mürekkep yazmaya gereklidir. Uzun
değil hep bir olduk, hokkaya girdik. Mürekkep ne demektir? BİR olmak.
Hep BİR olduk, hokkaya girdik. ‘ALLAH’ diyen beni görsün, NUR’umu söylesin,
dili çözülsün. YA ALLAH, YA MUHAMMMED, ŞEFAAT YA RESULULLAH.
3 Ayılmak kulun elinde olsa, şarabı ölçüyle alırdı, ölçüye vurmaya
eli varırdı. Yolumuz yolundur, ALLAH’ım gönlündedir. Olmuş dileğin,
almış; bileceksin, göreceksin.
4 y’nin dumanı dağınık durur, gününü kendince üzgün geçirir. Gelene geçene
üzüntü etmek, derim her zaman kulu yanıltır. ‘ALLAH’ım.’ de olayın hayır tarafını
bekle. Almayı diledin, almamaya üzüldün. Gelene EYVALLAH, dönene EYVALLAH,
sevdim cümleyi billah. Asmayı seversin, üzüm verir diye; yaymayı sevesin,
yardım gelir diye. Kuldan ne beklersin? ALLAH’ım verdiğini bildirdi, sana
gösterdi, dumanını dağıttı. Sormaya ne hacet? Yamalı giymeli, GÜLÜ’nü
gönülden sevmeli. Yama dedim, dünyanın yaması. (ULULAR) Duvar örülür, temeli evvel atılır,
geçmek için kapı bırakılır, pencere bırakılır. Dediğim yama misali. Kapıdan
girilir, pencereden ışık alınır, penceresi olmayan dört duvarda kalma
gibidir, yani mahpus. OMAR der ki: “ALLAH’ıma şüphe ile bakan, kendini
penceresiz odaya mahpus edendir. ALLAH’ıma şüphesiz inanın ki; pencereyi
göresiniz, oradan ışık alasınız.” Dünya gailesi dert edilmesin. Sazın
manası, ağaçtan değil nağmedendir.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH