17 Eylül 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Selam cümleye, selam kâinatın misafirlerine.

2 Almayı bilenden verişine uydum, selamını aldım. Ey YARATAN’ımın yaratılmış kusurdan arı kulları. ALLAH’ımın AFFI’na layık görülmüş kulları demektir. Almaya her kul yanaşır, vermeye alışmalı. ‘Neyi?’ derseniz, istisnasız vermeye alışınız. ‘Verdim almadım, gölgede kalmadım.’ derseniz yanılırsınız. ‘Verdim vereyim, helal edeyim.’ derseniz kazanırsınız. Bekleyişsiz verenin verişi ALLAH’ımdır. Akıldan arı mıyım? Ancak ALLAH’ımın VERİŞİ’ni şüphesiz beklersem yol münasip olur. Katıksız aş yenmez, kula ‘Kötü.’ denmez. Yol münasip olmazsa mümin kul dönmez. Yolun taşını yanında yoldaşını seçer, yürür geçer neticeye ulaşır.

3 Yumuşak gönülde, yumuşak niyet olur.

4 ‘Bir başıma aşamam.’ der. Bir başına olan, yalnız ALLAH’ım. KUVVETİ’ne sığınsın, ‘ALLAH’ım.’ desin. Eğriye kötü, yanındakine katı demesin. Unutmasın, katı taş bile, yumuşacık suyun okşaması ile erir, dağılır, kum olur, ufalır. Dert etme çözülür, temize havale edilir. Gönlünü ferah tutsun. Dediğim unutulmasın. Açsın, açıklasın, korkmasın. Kim kimden korkarsa, yanılır. Yanılmayan ALLAH’ımdır.

5 Güzellik, gelişte değil veriştedir. VERİŞ, ALLAH’ımdadır. Olgunluk yemiştedir, bilmek görüştedir. Görmeyi dilediniz, ALLAH’ımın LÜTFU’na nail oldunuz, ne mutlu sizlere; geldik düzlere, ne mutlu bizlere. Güzelliğe aşığım, çirkinliği görmedim; VERDİĞİ’nde YARATAN’ımın, hatalı bir şey çözmedim. Verdiğini hayır yolunda verir, ne var ki kulun niyetine uymazsa ‘Kötü.’ der yoğurur. Unutmayın, ‘Hayırsız.’ dediğiniz her olay hayra açılan kapıdır. ‘Günümüz söz ile, gayemiz saz ile.’ denirse; hayır beklenir. Günün göz ile, gözdeki yaş ile beklenirse; hayırdan uzak kalır.

6 ALLAH’ım dilerse, geceden güne aktarır. Dağdan dağa aşılmaz, yamaca inilmeden öbür dağa çıkılmaz. İnişi garipseme, ALLAH’ımın verişidir, daha yüce dağa çıkmanın başıdır. Dersin, ‘Köprü kuralım, dağdan dağa aşalım.’ Köprü, kulun yapısı; niyaz, ALLAH KAPISI. Niyazın neticesi; köprü de kurulur, kanat da açılır. Olmasını dilediğin, dağınık deme, mümin gönlüne duman koyma. Varsın desin, sen men dilden sakın. OMAR der ki: “Müzmin olandan sakın, yalnız vicdana bakın. En büyük adalet, sana yük vermeyen, uykunu kaçırmayan kararındır. Yuvana gir, kapını kapa, sesini kendin duy, başka ses alma, kula kul olma. Geldik kul olduk, vardık NUR olduk. Kula kul olan, HAKK’a NUR olmaz, ALLAH’ımdan NUR almaz.”

7 Deme ‘Hatalı mıyım?’ Yumuşak olmayan, yoluna uymayana, elden ne gelir? Duacı ol, uymayı bilsin, yolunda gitsin. Yolu yumağına karışır. Asmayı budarsın, meyveyi alırsın. ‘Müyesser olsun.’ dersin. Elinden tutmak MEVLÂNA’nın dileği, yaprağı dökmek yolun düzeyi.

8 Niyetine uysun, dilerse gelsin. Karşılıksız vermeye çalış. Karşılığı hüsran olsa da, gönüle hicran vermez. ALLAH’ım hayır ise oldurur, hayır ise çözdürür. ‘Çözülsün tez.’ dersin, acele edersin. Mayası gelmeden, hamur yoğrulmaz. Niyetine uyacak, gönülden duman gidecek. Yumurta sepette, sepet rafta. Dikkat et kırılmasın. Sözler edildi, toplandı sepete kondu, rafa kaldırıldı.

(Resim çizdirilir)

9 Kimliği dünyada, varlığı burada. Adını, dünyada kimliğini sordun. ‘TAVUS’ denmiş. MEVLÂNA’ya yalnız o değil, ALLAH’ımın cümle yarattıklarıdır yakın. Yapılışı büyütmeyin. ALLAH’ımın verişi. ALLAH’ım için an meselesidir, anda iman meselesidir. Mümin olan, anında görür. Olacağı bilir, çünkü veren büyüktür.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH