18 Eylül 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1 YM olmuş yumağın, olmamış kula muhatap. Yanılan sen değil
o. Olmuşa yol vermek kolay, ham kulu erdirmek zamana bağlı. Ne var
ki, kuşun gagasına muhatap olmazsa. ALLAH’ım. Ağaç güzel, dal yüksek
amma, gelen kuş ondan yüksek. Dert mi dediğin, yolunu kattığın. Nasibin
kul eline mi kaldı, gönlün ham diline mi söz oldu? ALLAH’ım, O'nu ananın,
yardım dileyenin yanındadır. Bekle, gör ki kuvvet kimdedir.
2 OMAR der ki: “Kul nasibi kulda olsa, kulun elinden alınsa; yalnız
kuvvetli olanın nasibi bol olurdu. Kulun nasibi, ALLAH’ımın takdirindedir; kulun
hatası, ALLAH’ımın tekdirindedir. ALLAH’ıma eş koşan, ‘Nasip elimde,
kılıç belimde.’ diyen; görün ki belindeki kılıç, kendini vurur.” Kimseye söz
gelmez. Çiğnediğin lokmayı, iyi çiğne ki; midene oturmasın,
hazımsızlık yapmasın. Söylenilen sözü, iyi düşün ki; büyük pot kırılmasın,
başını yarmasın. y’ye hitaben, ‘Elinde kitap.’ dersen, ne kitabıdır? Dediği
dünya masalıdır. ‘Neden masal?’ dersen; çünkü masal, hakikatten uzak olur, kulu
uyutur.
3 ALLAH’ım masal uykusundan kulunu korusun. Aymayı bilelim, münasip yol
alalım. Kim ne derse desin, gönüle duman koymayalım.
4 y’ye sorum var. Suyumu içtin, yolumu seçtin, gönülü açtın. Duman mı seni
sıktı, sen mi dumanı sıktın? Sen dumanı sıkasın ki, seni terk etsin. Aynayı eline
al, kemeri beline sar, düşünme dar. ALLAH’ım kuluna bakar. Sana aksini
diyene de ki; ‘ALLAH’ım diledi, kapıyı kapadı.’ Ne var ki, ALLAH’ımın kapadığı
şer kapısı idi, açacağı şüphesiz hayır kapısıdır.
5 Dünyayı konuşuruz, ahireti hazırlarız. Olaya, sabırla inancı karıştırırsan,
ahiret yolundaki taşları temizlemiş olmaz mısın? Zaten dünyanın
ahirete bağlanışı, kulun türlü gaileleri hazmedişinden
değil midir? Ahiret; sabır, kullarının gidişi varışı buluşu
değil midir?
6 Sabır niye edilir? ALLAH’ıma isyan olmasın diye. y hazırlığını
yapsın, imtihanını hazırlasın elbet. İmtihan dilemedi mi, ‘Olsun.’ demedi
mi? Ne mutlu ona ki; derdini paylaşan, sabrını paylaşan, elini veren,
varlığını bildiren Mürşidi var. Ya olmayan ne yapsın, kimden
ışığını alsın, doğruyu kimden öğrensin? ‘Ya sabır.’ de, gününü
öğüt, gönlünü eğit. Deme, ‘Sabra hacet mi olacak?’ Her kulun her gün,
sabra ihtiyacı vardır.
7 Almayı değil vermeyi bilin; vermek verimsiz de olsa, YM olur. Tarlan
vardır ekersin, ot biçersin. Unutma ki, tarlan gine senindir. ALLAH’ım dilerse
su verir, dilerse kokulu su verir, günde seni ihya eder.
8 Dileyen niyaz eder, niyaz eden cevap alır. DEDE’nin devası, feste değil
nefestedir; gönlün devası, kafestedir. Kafesten, gün gelende ömür bitendi
çıkarsın. Yolumuz, dileğimiz, huzurdur. Muradım varıncaya kadar aranızda olmak.
AMİN. Vazifenin hitamı, ömrün bitimidir. Gayenin oluşu, niyazın edilişine
göredir. Denmesin ‘Niyaza ne hacet, ALLAH’ım görsün.’ GÖRÜR elbet. ALLAH’ım,
dileyene verir. Dilemeyene, danışıp ta sorana; sorulsun, YOLU
öğrenilsin diye verir- alır. Alışı kabul eden, verişi neden
yadırgar? Anmak zor mudur, bilmek zor mudur, kul bu kadar kör müdür? VEREN’i bilmezsen,
‘Şükür.’ demezsen, NUMAN’dan geleni nasıl bilirsin? (NUMAN HAZRETLERİ, Hanefi
mezhebini kuran ULU.) Anlaşılmadı. ALLAH’ım her ömür kulunun, ALLAH
YOLU’nun başına, bir ULU koymuş. O ULU, yolundan sorumlu olmuş. Kulun
yolu, NUMAN’ın elinden geçer. Niyetinin oluşunu, niyazdan bilin. Niyazın edilişi,
gönülden. Aydın olan kul; olaya karanlık yönden değil, aydınlık yönden
bakar.
9 Aynayı duvardan indirme. Yapı örülür, çatı kapanır. Pencere bırakmazsan,
hapishane olur. Çatıdan açık bırakırsan, güneşi görürsün. Ne var ki,
mahdut yere kadar. Çatı penceresinden yalnız göğü görürsün. Halbuki, ALLAH’ım,
dünyayı gör diye yarattı. Görmeye değer olmasa göz vermezdi. ALLAH’ımın verdiği
her nimeti, candan kabul edip YM değerlendirmeye bakınız.
10 Mümin kulun yumağını dolamak, kulun vazifesi. Yanılmayın, yumağın
sahibi, kendi yumağını sarar ancak. Ne var ki ULU’su; düğümünü görür,
kulu uyarır, sabrı aşılar.
11 Vurmaya değil, okşamaya meyyal olun; aşmaya değil,
geçmeye meyyal olun. Dersen ‘Önümde set var’, dolaşmaktan ziyade, oturup
aşar, ayağı öteye atar, toprağı yoklar. Geçit verirse yürür, yok
ise sağlam toprak arar. Elbet bulunur.
12 Aydan gelen ışık, süs misali; güneşten gelen ışık, yaşantının
ta kendi. Güneş; ALLAH’tan gelene, kulunu görene, suyunu içene. Sözün yolu
çevrilmez. Sorulsa, yolu ALLAH’ım bilir. Kula dense denmese ne olur? ALLAH’ımın
YOLU’nu, verdiği elini maddeye değişmek, yolunda değildir. Mana
alemini dize getirmek, kulun elinde değil. Mana madde ile
değişmez. Değiştiren YM olmaz. Yapılan dedim, hayalen giydirir,
önünde görür. Hayal kula ne verir?
13 ALLAH’ım dilediğine vermekten aciz değildir. Oldurmayı
dilediğini oldurur. Yol münasip olması için, verilen ele layık olmak
gerek. Verilen eli değiştirmek, kendi yolunu sapıtır, MEYDAN’a gelen kulu geri çevirir.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
tekdir:
okulda öğrenciye verilen ceza.