23 Eylül 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Dumansız hava, dumanlı havayı yuvaya almaz; yuvada yumuşak olanın yoluna, ALLAH’ım duman vermez. Kadın veya erkek bu sözden ayrı tutulmaz. Duman tek taraftan olunca, dumansız kulun nefesi dağıtır. İki taraf dumanlı olursa bunaltır. Çünkü dumanı dağıtan olmaz. Aynayı yüzünden, dumanı ÖZ’ünden çek. Aynaya ne kadar uzaktan bakarsan, o kadar geniş görürsün. Uzaktan bakan, etrafını görür. Yumuşak olan, yakından bakmaya lüzum görmez, çünkü etrafına bakmaktan yakınına gelmez. Yakından bakan, hatayı arayandır. Güzellik arayan, yakından bakmaz, ihtiyaç duymaz. Araziyi düşünün; bir tek çiçeğe baksan ne bulursun? ‘Güzel.’ dersin, yaprağını-rengini seversin. Ya etrafına baksan, cümle güzelliği görsen; coşarsın, taşarsın, YARATAN’ı anarsın.

2 Ayılmak niyetine dünyaya geldik, geldik güzellik gördük, ALLAH’ımın YOLU’nda dönerek yolu bulduk. Derseniz, ‘Döndüğünde neyi gördün?’ AŞK’ın delisi, yolun VELİ’si neyi görür, DOST’una nerde varır? Bir tek nokta varıştır, dünya kula barıştır. Amade oluş, yolu biliştir. İşte dönüş, noktanın kutbunu buluştur. Kutup, ALLAH’ımın NURU’nun olduğu yerdir. Bir tek nokta, gelmiş geçmiş, dünyada gönünü yitirmiş cümle kulların bir olduğu noktadır. Nokta nedir bilir misiniz? Gelmiş geçmiş cümle kullarının RUHLAR’ının pres edilmiş şekli. ÇAKIR sormuştu, ‘RUH’u anlat.’ demişti. ‘Günü bekle.’ demiştim. Düşünün; balık yumurtası, bir tek yumurta; milyonlarca tane. Benim dediğimi al ve düşün. Bir anda ALLAH’ımın HUZURU’nda bir tek; bir anda emir alanda, bütün kâinata yayılabilen bir NUR düşünün. Derseniz; ‘ERMİŞLER veya kalmışlar nedir?” Yumağın anlayacağı gibi değildir. ALLAH’ımın HUZURU’na varabilmek, dertop olabilmek için yücelmek gerek; yücelmek için hafif olmak gerek, dünyadan hayırla anılmak gerek. Dünyadan kahırla anılmak, boynuna ip geçirilmiş ite benzer. İti ipinden çekersen yürüyebilir mi? RUH’u da dünyadan kahırla anarsan, yücelebilir mi? Ne olursa olsun, ölmüş kulun ardından kötü söz edilmesin, mümkün ise affa gidilsin. “KULUMUN AFFETTİĞİNİ BEN DE AFFEDERİM.” der ALLAH’ım. Yumağına edilen hatanın cezası, zaten dünyada mağdur olmuş kula gösterilir, ALLAH’ımın GÖRÜŞÜ bildirilir. Düşünün, çocuk çocuğu döverse affa uğrar. Çocuğun dövüşü büyüğe geçerse, hata çocuktan kalkar etrafa yayılır. Babası der ki, ‘Ben varken sana söz düşmez.’ ALLAH’ım da, kuluna sözünü geçirir. Geçirmeye gücü yetmez mi? ‘Ahlak.’ derseniz, ALLAH’ım cezasını vermekten aciz değildir. Yanılmayın, elbet kul kulu eğitir, amma öğütmez.

3 Sevmek nedir bilir misiniz? Sevdiğim dediğine, canını feda edebilir misiniz? Almayı bildiğin gibi, verebilir misin? Neyi verirsin? Yanılma, CAN’ını aldın, verebilir misin? Niyetin açık oluşu, kapının da açık kalışıdır.

4 Korku, nesilden nesle kuldan kula verilen ezgidir. Seni günden güne korkutan; ALLAH’ına varamama korkusudur, kendini layık görememek korkusudur. Sil at onu. ALLAH’ımın yarattığı her kul, O'nun gölgesindedir. YUYAN’ın seninle, senin gönlünle beraber olur.

5 Resim alınsın, YUVA’ya asılsın, YAHYA PEYGAMBER anılsın. YUVA’ya alınsın dedim, GARİB’e verdim. YAHYA’nın selamı sizlere olsun. “Evlat yolunu tez alsın, sonunda benim gibi gülsün.” der.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH