21 Ekim 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 YUVAMIZ cümleye, elimiz YÜCE’ye açık. Gelenlerin gönlüne, sevenlerin gülüne, bahçe yolu açılır; kulunun yumuşak niyetine, bahtı açılır. Denmesin ‘Kötü oyun’, ağıla döner koyun.

2 Yolun gidişi yokuş olsa da, çıkışta kul yorulsa da; düzlüğe varanda, etrafa bakanda, güzellikleri bütün gücü ile görür, değerini verir. Elbet varılır. Her yokuşun bir duruşu olur; olgunluk, duruşa vardırır. Yaprak küçük iken, yer doldurmaz dalını örtmez, amma büyüyende, dalını göstermez. Dersen ‘Ne demek?’; kendine kökünü misal almaz, ‘Dalımı ben de örttüm, açık vermedim.’ der.

3 Denir ki, ‘Atası ağası dalını yeşillendirdi, kendi yönünü oldurdu, onun yönü açık kaldı.’ Geç te olsa, o yönde yeşillenir, dalını örter. Unutulmasın, o yön, güneşi daha geç görür, ondan gecikir.

4 Olmasını dilediğin, yumuşak yolla olur. Yumuşak söz diler, ‘Uysunlar bana.’ der. Sözünü esirgeme, bala bulamadan verme. Sözü yerinde alsın, önce ağıza balı gelsin. Dilediği sevgindir. Sevmeyi bilen, sevilmeyi diler. Duymuş yumağını, niyetine uygun söz edişini, sevinmiş.

5 Sevinmek güzel, önündeki bulutu açar niyazı. 

6 MEVLÂNA günde kavuklu değil. Ama aranızdayım, YUVA’nızdayım. ‘Nerede?’ dersen, GARİB’in sağ yanındayım. Neden mi? Sağ elinden aldım, sizlere verdim.

7 Sözü dağıttık. Sohbete dalmayı, dumanı dağıtmayı bilelim. Sohbet, dumana yol verir, eğer hoş yönde ise.

8 Teselli vermeye değil, olayı açmaya geliriz. Güneşi gördü, dalının yapraklanması yoluna girdi. Dünya derdi kula yük oldu. At yükünü sırtından. Gayretin, ALLAH’ından geldiği bilinir. Ne var ki, gelen yüklüğe konur. Kullanmak için verilen, kullanılmalı. Yoğurt tatlı iken yenilmeli. Yoğurdunuz tatlı. Ne var ki, çokluktan yenmez.

9 Yumuşak değilse, hata onun değil. Hata, ona ‘Yumağın düğümlü.’ diyende. Dediğim gibi, sözünü bala bula, esirgeme.

10 Mesnevi der ki: ‘En tesirli nasihat; mümin olduğunu, ALLAH’ının kendisini sevdiğini bildirdikten sonra edilen nasihattir.’ Dersen, ‘Nerden bilelim, ALLAH’ımın sevdiğini?’ Ona söyleyelim. ALLAH’ımın, her yarattığı her kuluna sonsuz SEVGİSİ vardır. İstisnası olamaz, ALLAH’ım kulunu kulundan ayırmaz. Ayıran, kuldur. 

11 Almak, güzel; vermek te güzel, vermeyi bilene. Almayı herkes sever. Vermeyi sevendir makbul.

12 Aynayı eline, kemeri beline taksın, aynada etrafına baksın. Güne kadar kendine baktı. Etrafına bakarsa, genişliği görür, darlıktan kurtulur. Yatağı dinlenmek için dersin, öyle bakarsın. Yastığı baş koymaya dersin, yatak üzerine koyarsın. Yorganı üzerine alırsın. Dikkatli ol, bastırmasın, tembelliğe alıştırmasın.

13 Her yer yerindir, içilen su serindir. Gittiğin yer yerinde kalır, seninle nasıl gelir. 

14 Anlatalım. MEVLÂNA’yım ben, YUNUS’umla beraberiz. Diyelim, her yer yerindir. Toprak taşınmaz, gittiğin yere gitmez, sıcak su içilmez. Olmasını dilediğin, olgunluğa ermeli ki ele gelsin. ‘Anlaşılmadı.’ dersen, ordan alayım buraya vereyim, olur mu? Olmayacak duaya ‘AMİN.’ denir mi? Oradan toprak alıp, buraya getirilir mi? Ne niyaz etsen, olmaz. Yer yerinden.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH