25 Ekim 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 YUVAMIZ süslendi, gönlümüz seslendi. Sevindik, sevinenlerle neşelendik.

2 ‘Zamanlara bırakma kendini. Üzüntüm zaman-zaman olur.’ der. Duymakla değil almakla uyulur, yumuşak olmakla bilinir. ‘Söz bende kalsın, o yumağı boş sarsın.’ deme. Vurduğun halı toz çıkarır, toz gelir sana bulaşır. Gayen, temizlemek; ne var ki, halıyı temizleyim derken kendini tozlatırsın. Aymak için dersiniz. Müstesna yolun yolcularısınız, yol almadan sorarsınız. Yumuşak olmak, olayı unutmak gerek. Unut gitsin. Sözü edilmez. Düşündüğün gibi değil. Sordun izin aldın, MEYDAN’a vardın. Mertlik sende.

3 Savaşı yapan, ‘YA ALLAH.’ der koşar, ALLAH’ına sığınmış olur, mertlik budur. Savaşa giden, ‘Ölmüş bil kendini.’ diyen; mertlikten uzak kalır, büyük söz eder. Onun için MEYDAN’a geldin, ALLAH’ıma sığındın. Asla söze yer verme, ne dense tabak koyma. Konuşmak değerini arttırmaktır, kendini değil. (Onların.) Elbet. ALLAH’ım söyleneceği söylemeyeni, söylemiş duruma getirir. ‘Karşımdaki demedi, değerini buldu.’ demeli, söz ondan gelmeli. Senin söylemek istediğin, olayıyla verilir; kul, kulun nazarında yüceltilir.

4 Şüpheden arıyız, arının balıyız, yaprağın-dalın süsüyüz. Bilen bilir, gönüllerin gülüyüz. Suyumuz yolumuzca akar, yumağınız ömrümüzce sarar.

5 Aymak, uymakla olur; ayak bedeni sürür, akıldan ayak yürür.

6 Yolda sürü görülür, sürüden yün alınır. ‘Yapağı olsun, bedene uysun.’ dersen; ele almak, temizlemek, eğirmek, sarmak gerek, sarıp ta örmek gerek, gelen soğuğa hazırlamak gerek. Aydın olanlar, yolu bilenler, düşünüp duranlar; buldukça yün sarınır. Ya bulmayan ne olur? Eh ALLAH’ım ona da gayret verir. Yüne mi sarınır, ALLAH’ına mı sarılır? ‘YA ALLAH.’ dedik, sözü açtık. Kulu demedim, ALLAH’ımı dedim. Her kul, nasibi ne ise alır. Amma ALLAH’ım, her kulunu gözetir. Kiminin bedenini, kiminin RUH’unu donatır. Nasip.

7 Zengin isem kime ne, fakir isem sana ne? Zenginden maksat taş torak ise; ADEM’in dölü olan her kulun, dünyadan nasibi vardır. Dünya kavgasıdır o. Benim hala toprağım var dünyada, eğer benimse, o kadar. Ya bir karış toprak, ya bir kök. Ağaç sana şahitlik eder. ‘Burada biri vardı.’ der, o da nasip ise eğer. Kula şahadet edecek, ancak gönlüdür.

8 Yıllar geçer, günler uçar, deme ‘Fırsat kaçar.’ Kaçan yok. Mümin kulun dengidir. Oturur kitap okursun, ‘Öyle olmasaydı, böyle olsaydı.’ dersin, amma değiştiremezsin, çünkü yazılmıştır, okunmuştur. Dedim size daha evvel. Yazılan bozulmaz mı? Duaya yönelen, yöneldiği yönden alır. Yolda giderken, rüzgar eserken; saçını eteğini uçurursa, ne yaparsın? Estiği yöne gidersin. Dualar da olayı yönüne alır. Gazeteyi okuyan öğrenir, olaya aşina olur, yumuşak olayı sunduğum gibi alır. Onun için okumak, bilmek, öğrenmek, görmek iyidir. Gazeteyi dedim, misal getirdim.

9 Ağacın dalına kuş gelse, sesini verse; kul duyar, sesi alır, ağaç uykuda kalır. Kuşun kafacığı var, kafasında beyinciği var. Ağacın, sadece beslemek için kökü var. ‘Ne alsın, ne versin?’ denirse, meyvesi var. Kulun verişi, ağacın verişine göredir. Ağaç verimli ise, kul bakar, gübre atar, suyunu verir, zamanı gelince meyvesini satar. Olgunluk, ağaçta değil kuldadır; çünkü bilgi, yoldadır.

10 ALLAH’ım akıl vermiş, dünyada çok sır saklamış; aklını yorsun, arasın bulsun diye. Arayıp bulmakla bitseydi, dünyanın sırrı çözülürdü, olaylar günden evvel bilinirdi. ‘Yağmur.’ denir, söz edilir. Neyle tedbir alınır, sele karşı, depreme karşı? Çünkü, sırrı YÜCE’dedir. Amade olduk, size misal verdik. Her olay, sırdır; geleceği kul bilmez, yarın olacağa gönül vermez. Olsun görelim. OMAR der ki: “Ne sırrını aradım, ‘Yarını bileyim.’ dedim; ne geleceğe şüphe ile baktım. Yarım ekmek, yudum çorba, su dolu kırba. Neden yetmesin? Mideye ne atsan, alır. DOYURAN’a şükür etmeli, yedikten sonra. Fakirin de, zenginin de midesi birdir. Sefertası kaç göz olsa, o kadar aş alır. Ne yumurta sarısı yumağı sarsar, ne baklavanın yapısı kulu sarsar. Yumurta sarısı yersin, ekmekle doyarsın; baklava yersin, gine doyarsın. Amma her gün yiyemezsin, midene ağır yük vuramazsın. Vurursan, gün gelir yumurta sarısına da hasret kalırsın. Her yer, yerli yerince. Minder oturmaya, yatak yatmaya hazırlanır. Minderde yatarsan, sızlanırsın; yatakta oturursan bezlenirsin. Genişlik güzel, koyuvermezsen; darlık güzel değil, kendini toplamazsan.”

(Resim verilir: NUH ALEYHİSSELAM)

11 Karada, aklı suda, sudan gelende. Balığı görürü, karada düşünür, “Elimi uzatsam, tutabilsem.” der dua eder.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH