14 Kasım 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1 Niyete uygun yumuşak sarılsa, her kula dünya sorulsa. Neyi
dilesin bilen, bilemez sorsan. Söyleyemez, çılgına döner. Almayı bilenler,
niyet kuranlar; niyeti uydurmayı vazife bilsin, sözüm YM.
2 Amade olduk, YUVA’ya geldik. Destiyi doldurmaya değil, size
vermeye. Destimiz zaten dolu. Almaktan maksat; dünya malı değil, günün
hali değil, ahiret yoludur. Niye geldim, vermeye değil mi? Almak için
ne beklersiniz? Yumağın sarılışı, her kulun eğilişi; beden
gücüne göredir. Eğitiliş, gönül gücünü gösterir. Eğitmek benden,
almak sizlerden.
3 Ot mu faydalı, dut mu? Hepsinin yeri ayrı. Otun şifası da olur, kulun
hayatı kurtulur. ‘Dut meyve.’ dersin, şöyle geçersin, yaprağını
unutursun. Ya sonra ipeğe nasıl sarınırsın?
4 Azınlık derse, düşün; çoğunluk derse, katıl. Ayrılık, yanıltır.
‘Ben.’ diyen, daima şaşar, şaşkın bakar. ‘Umum der mi hep
doğruyu?’ dersen, çoğunluktur derim. Çokluk, yanılmaz.
5 Aydın YUVA’yı denedik. ‘Gelsem’ demedim, çünkü buradayım, yumağının
yanındayım. Gönül CAN’dan, CAN gönülden ayrı mı? CAN’ım CANAN’la, CANAN
bizimle. ‘Biz’ demeyelim, cümlemiz. ‘ALLAH’ım.’ dedim, YM dendi, suale yol verilmedi.
6 Güleceğiz, YUVA’nın güllerini dereceğiz. Elini aldık, CAN’ını
sevdik, beraber olacağız. ‘Yeni mi?’ dersen, YUVA’ya geldiğimden
beri.
7 MEVLÂNA’yım. Umduğumuz gibi yolumuzun gelişi,
bildiğiniz gibi ALLAH’ımın her işi.
8 Mestimi giydiğim gün, testimi aldığım gün, suyumu
dağıttım. Alana; verdiğim kadar değil, alabildiği kadar
verdim. Veriliş, namütenahi; alış, gücün kadar. Yorgunluk, yolu
yarıda bıraktırır. ALLAH’ımın YOLU’nda, o yorgunluk yok; kulun gönlüne,
kırgınlık yok. ALLAH’ımın EMRİ’ne uydum, geldim; MEVLÂNA’yım, söz aldım. Kendimi
bildirmek için tekrarına lüzum görüldü. Demeyin ‘GARİB konuşur.’
9 Çam ağacı güzeldir. Yazı ayrı, kışı ayrı; sesi ayrı, meyvesi
ayrı. ‘Dumansız olsak.’ dedim, ALLAH’ıma yalvardım. ‘Çam gibi olamadık,yumuşak ses veremedik.’ Çamın sesi ne
güzeldir, ne var ki hüzünlüdür. Yama olsan fistana, ayıbını örtsen; gene adın,
yamadır. Yolunu bilene söz düşmez, fistan yeni olsa yama gerekmez. Eski fistanda yamaya
söz edilmesin.
10 ‘Duygu ALLAH vergisi mi?’ dersen, ALLAH vergisi olmayan var mı? Ne
var ki, duygunu mantığınla karıştırırsan; ortamı bulmuş olursun,
cemiyete uymuş olursun. Mantık bir yerde, dünya öbür yerde olursa; her
şeyi karıştırırsın.
11 Yol yürümeye, fistan giymeye gereklidir. Kafese koysan aynı cins
kuşu, benlik yaparlar. Aynanın önüne kuş koysan, kendinin
olduğunu bilmez; çırpınır durur, kendi kendini yer.
12 MEVLÂNA’yım ben! Sevmek, MEVLÂNA’nın eseri değil. Dünya kurulurken,
ALLAH’ım sevgiyi de vermiş. Ne var ki, kulun gönül gücü ne kadarsa, onu
verebilir. MEVLÂNA, sevmeyi dünya bedenine sığdıramadı. Gittim vardım, hala
ucunu bulamadım. ‘Yalnız sen mi?’ demeyin. MEVLÂNA, gönlü ne kadar ki söz
etsin? Ateşe atmakla, elini yakmakla ALLAH’ıma varılmaz. Meclisin kurucusu
olmaktan çok, kurulanın yanında olmak faydalıdır. Anlaşılmadı. Kurucu, söylenmesi
faydalı olanı söylemeli; dinleyen, elekten geçirmeli, mantığına uyanı ayırmalı.
13 “ ‘Amade.’ dedim gelene, ‘Yol.’ deyip verene. 'Sözün kısassa uyar.' dedi
elbet. Olmuştan geldim, OMAR’dan aldım; almayı bildim, vermeyi sevdim.
14 YUVA’ya geldim. Dediğim an adım, beni tanıyanlar, ‘HAZRETİ ALİ
geldi.’ diyeler. Geldim. OMAR’dan söz, cümleden selam getirdim. Söze başlamak,
gönülden geçmekle olmaz. Gönüller hep elde, ALLAH’ım dilde. Dilde mi? Gönülde. Sözüm
size üç kelime. Azdan, çoktan, yalandan kaçın; olmayı dilerseniz. MEVLÂNA HAZRETLERİ
size bildirir. Alan, testisi kadar alır. Dikkatli olun, taşa çarpmayın, testi
kırılır. Testisi olan düşünsün. Çeşme başı ULU’da, ULU’nun eli GÜL’ünde.”
15 MEVLÂNA’yım ben! HAZRETİ ALİ
geldi, dolandı, döndü, selamladı gitti. İzin o kadar, dediği açık. Az-çok
zarardır. MEYDAN’ın gidişine; az yürürsen varamazsın, çok yürürsen
bulamazsın. Yalan; gönüle duman vermez, gönülü dumanın içine atar. Özetledi dilince.
Gönlünce alalım.
16 Dilden gelen yakmazsa, kul gönlü kırmazsa; varsın desin.
17 Yumağımız dünyada sarılır, türlü toza bürünür. Öyle örersen,
rengi bozulur. Tozunu silkesin. Yalnız tozunu silkerken dikkat edesin, başka
yere bulaşmasın.
18 Uymakla yol alınır, dayanmakla kuvvet alınır. ‘Düşmeyim sana
tutunayım.’ dersen, ötekini itersen; ALLAH’ım razı gelmez. Yamayı dedim, misal
verdim. Yamasından utanan kul; yamasızı bulamaz, ömürce hiç giyemez. Eklenti, amma
ayıbını örter. Yama olmasa, hırpani gezer. Alınmak değil, açık dedim. Kul kuldan
utanmasın, ‘Yamasın sen.’ demesin. Kula kuldan yama olmaz, diyen ALLAH’ın EMRİ’ne
uymaz. Uymak gereklidir. Kulun kula CAN borcu yok, kulun kula su borcu yok,
kulun kula nasip borcu yok. ‘Neden yok?’ derseniz; VEREN, ALLAH’ım. Kulun
eliyle dağıtılır. Denmesin ‘Yumağınca besledim.’ YM olmaz, kimse
kimsenin nasibine ortak girmez. Elbet yumağın nasibi, doğanda
verilir; yumağa söz edenin, nasibi kısılır.
19 MERYEM YUVA’da, hüzünlü havada. Çam misali. Dedi ki: “Hüzünden yumak
sararsa da, gönül kararmaz.”
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH