25 Kasım 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gündüz anıldık, münasip yola niyet kurduk. Anıldığımız anda anıldığımız handa idik. Görmesini diledik, mühre ne hacet, adımızı verdik. Alan-almayan YM. 

2 MEVLÂNA’yım, hancı değil; niyazına geldim, ondan değil; senden, yumağın düğümlü değil. Ne var ki hummalı yol alırsın. Yanılma olmasa ayılma olmazdı, kul eğriden doğruyu ayırmazdı. Gönüllere duman konmasın, ‘Dönüş mü oldu?’ denmesin.

3 Gidişe bayrak açtık. Yolumuz, kolumuz, gönlümüz beraber. Aykırı olan, gönülden kopan değil mantığa uymayan. Mantığı biliriz. Kulu kula benzemez, her kul bir ölçüye vurulmaz. ‘Değerlendirme?’ dersen, söz bana düşmez. 

4 Benden uygun söz istedin, ‘Ben’in tarifini sordun. ‘Benden ben alınır.’ dedim. (Neyi kastettiniz?) Beden değil. Bedende yara olursa ne yapılır? Benlik, bedendeki yaraya benzer. Bıçak gerekirse vurulur, temizlenir tedavi edilir. Bu da ALLAH’ımın LÜTFU’na ermiş kullarına layık görülür. Yara, gönülde olmasın. ‘Şükür ALLAH’ım.’ deyin, secdeye varın ki; ALLAH’ımın LÜTFU’na ermiş kullarısınız.

5 MEVLÂNA’yım! Gelişim, gönül eğleyiş değil, dünya olaylarına ağlayış değil.

6 NUMAN der ki: “Nasibin verilişi kulu yanıltmasın, ‘Ne olacak?’ demesin; olacağın gelişi, şüpheyi atan kişi tarafından görülür. MEYDAN kulun, kul yolun, yol ALLAH’ımın.”

7 Ağaç körpe iken eğilir, istenilen yöne döndürülür. Seneler geçti mi, eğdiremezsin, dayanırsan kırılır. Onun için, senelerin üstüne söz etmeyin, eşi eşine sitem yapmayın.

8 Ayna bakana, ateş yakana, yol yürüyene, dilinin uygununa. Muradınız tez olsun, mümin kullar yol bulsun, gelen-giden çok olsun. Bu gün, mümin kullarla bir olduk. Sohbetleri niyetlere uygun gördük. ‘Meyyal olanlar YM.’ demeyin, kimseyi kimseden üstün görmeyin. Üstünlüğü kul bilmez, siz ayırmayın. Muamma olan yok. Niyazını niyetine uygun yapan, neticeyi aydın görür. 

9 MEYDAN açık. Cümlemiz ordayız, niye olmayalım. MEYDAN ALLAH’ımın, biz de ALLAH’ımın kullarıyız. Arkamızı dönmedik ki, ‘Varamayız.’ diye korkalım. Madem ki diledin, niyetin değil niyazın varmak olur. Asi değilsen, inkâr etmezsen korku niye? ‘Müstesna kul olsam.’ dersen, sana sorarım; ne bilirsin olmadığını? Madem ki ölçü sende değil, her adım öteye götürür. Yer yerindir, gönlün senindir, ALLAH’ım cümlenindir. Dünyada her olay, daima ileriye götürür. Geriye var mı? Yok. Dedim ya, yara olur temizlenir, yerine yeni et gelir, o kul başka yoldan beslenir.

10 YUNUS’um der ki: “Kulda açılan yara, dünyadaki yanardağa benzer; bedendeki mikrobu atar, temizler, kapanır. İşleyen yara, bedenden tedavi görür. Asi kullar, tedavi edilmeyen yaraya benzer.”

11 Kul yanıldığı an, ‘Aman.’ derse; yardımı alır, yarası tedavi edilir. ‘Bırak beni, ben bilirim kendimi.’ derse; tedavisi geç kalır, işte o zaman ölüme gelir. ALLAH’ımın asi kullarına uygun gönül versin, onları uyandırsın.

12 (‘Ölüme gelir’in anlamı rica edildi) Ölüm dünyada olsa, yara içinde kalsa; yaşamak mıdır? Günü gelene kadar beklemek, dünyada cehennem azabı çekmek? ALLAH’ım, o azabı dahi verirken kulunu düşünür de verir; belki döner, yolunu bulur, elini açar, ‘ALLAH’ım.’ der. Bulur elbet. Hele bir dönse. Niyazımız, kulun öyle azaba düşmemesi. Sizin için demedim. ALLAH’ımın dönük kulları için niyaz ettim. Hep beraber diyelim, ALLAH’ıma duacı olalım. Dönük kulları için. 

13 Hep dönükten bahsettik, güzel deyimi geçtik. Dönelim güzele. Yaprak kalmadı, ağaç soyundu. Aymayı bilelim. Neden aykırıdır? Kul, kışın giyinir; ağaç, soyunur. Elbet kökünü örter. Yaprak nazlıdır, dayanmaz.

14 Okumak güzeldir, sevilirse. Zorlama, az olan sevgiyi de öldürür. Zorlama ile değil, sevdirmeye çalışın. (Çocuklar için mi?) Evet. Olmasına dilediğin olmazsa, aç mı kalır? Ne nasip ise o görülür. Nasibinde aç kalmak var ise, üç diploma alsa, yine aç kalır. Onun için, ALLAH’ıma havale edin, sevdirmeye çalışın.

15 Olmuşun sözü edilir, ALLAH’ımdan gelen bilinir. İnsanlığı insan. Ne var ki, söyleten ALLAH’ım. Ne kuvvete, ne dehşete ihtiyacı olmayan, sevgisi ile kullarını kucaklayan YÜCE ALLAH’ım. SANA kulluk edelim, VERDİĞİN’i bilelim, yumağın nasibine güzel sözle uyalım. Sevelim, sevilelim. ‘Sevmez.’ demeyelim. ALLAH’ımdan gelene şüphesiz inanalım.

16 Dünya sözü, niyazın edilişini bildirir, ALLAH’ıma vardırır. Geç olsa da, dert gelmez, kul niyetini bozmaz. Beklemek, sabıra yer vermek gerek. Ferahlı bekle. Aldığın yol, beklemeyi öğretir. Olmuş olmamıştan hayır mıdır? Sana geleni ‘Hayır.’ de ki YM olsun, imtihan netice versin.

17 Yolumuz, niyazımız var, toplantımız var. Günü gelende, gönül kafesten çıkanda, toplantı yapılır.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH