|
29 Kasım 1970 MEVLÂNA’yım ben! 1 Ömür, YUVA’nın kuvvetinden. Niyaz, gönlünün kuvvetinden. Ben yerimden değil, yolumdan buldum. 2 Bağda üzüm, bostanda karpuz olur. Üzüm askıda kalır, karpuz toprakta yatar. Mümin olan bilir, tadını ALLAH’ım verir. Dediğim, kapalı kutuda değil. Dediğim şudur. Kul sarayda da olsa, yerde de sürünse; gönlünün değerini alır. ALLAH’ım kulunun ölçüsünü, gönlünden verir. NURU’ndan almışsan, simandan bellidir. Geç kalınmış değil. ALLAH’ım nasibini ayağına getirir. Olacağı, tesadüf gibi gösterir. 3 YUNUS’um der ki: “Masaya düşmedim, yere diz koydum, aşımı öyle yedim. Yolumu yürüdüm, ayağı sürüdüm; dert mi? Tarlaya baktım, buğday başakta. Sevinenin duacısı oldum. Buğdayı ersin, eli pul görsün. Kim kime kem bakarsa, kendi zararlı çıkar. Dünya işi zincirleme yürür. Ekmek bol olur, bolluk ucuzluk getirir. Ekmeği ucuz olan, sütünü ucuz verir. Çünkü ekmeği ucuz alınca, hayvanına daha çok yem ayırır. O da sütünü bol verir. Hepsi de birbirine bağlanır. Kendinden önce, öbürüne duacı ol ki, sen de genişleyesin. Hak, hakkı götürür. Yeme kulun hakkını, seninkini de götürür. Sahibine yaramayan, senin neyine yarasın. 4 Yumağından gecenin, ahireti seçenin duacısıyım. Ne var ki, yumağından geçmeye ne hacet? Gönülle seç. Bedene verdiğin eziyete yazık değil mi? Ahirete bedenin gitmez ki. ‘Seyahat’ dersiniz, akıla koyarsınız. ‘Son istasyona kadar uyuyayım, varınca iyi göreyim.’ mi dersiniz? Gidinceye kadar her istasyona bakarsınız. Oranın aşını yersiniz, suyunu içersiniz. ‘ALLAH’ıma varmak için, dünyadan geçeyim.’ demeyin. Her güzelliği görün, bakın, duyun. Varmaya daha gönüllü olun. ALLAH’a ısmarladık.
|