12 Aralık 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1 Gün-gün aşırdı, mümin kulu şaşırdı; gelene ümit koydu, ‘Gönlü
sohbete doydu.’ desem değil;
2 Aynayı ele aldı, ‘Cümlesi.’ dedi daldı, düşüncesi orada kaldı. Sana
ona değil, üstüne alınana, söze sahip olana.
3
NUMAN der ki: “Aşına su katana, sen de bir kepçe ayır; bereketi
olsun.”
Suyumuz deryadan, sözümüz ALLAH’tan. Söyledik-söyledik, sözümüze sahip
çıkanı candan sevdik. Cümleyi sevdik, ne var ki sözümüze sahip
çıkan; benliğini silendir, verileni gözetendir. Deme ‘Gözetmesen ortada
kalır.’ Neden kalsın? ALLAH’ım, kalan kulunu kayırır. Kul kula köle
olmaz,
olana el verilmez; ‘Ol.’ diye zorlayana, yolumuz gösterilmez. Bizden değil, EMİR
ALLAH’ımdan, kainatın SAHİBİ’nden.
4 El ele tutmalı, ‘ALLAH’ımdan.’ demeli, severek sarılmalı.
5 Sırmayı değil, sarmayı öğren; sormayı değil, görmeyi
öğren; olayı değil, sonrayı öğren.
6 Akşamki toplantı, gönül toplantısı idi. Umulduğundan
kalabalık. Gönülle sorulanların cevapları verildi. Yumaktan sorulanlar, cevapsız
geçti. Mesnevi’den sordular, geçen güne döndüler. Her zaman dedim, ‘Dönüş
yok, gidiş var.’ Eski dost, varlığımız bildi.
7 Meyveyi, müsait dersiniz, yumuşak olsun ağza gelsin; neden
sözü ham sarf edersiniz? ‘Umulduğundan kalabalık’ dediğim zaman,
gönüllerin bağlantısını izah etmiştim. Olgunluğu, yalnız gönülde günde aramayın, dilde de olgunluğa varın.
ALLAH’ım öyle bir yapı kurmuş, ağızı kapı demiş. Girenin
olgununu düşünürsünüz, neden çıkanı oldurmazsınız? ‘Ben böyleyim.’ demek
kolay. Pişen aşın, kolayı değil zorlusudur lezzetli olanı.
8 Olmuşun gelmişiyim, ermişin kalmışı değil. Geldiğime
sevindim, kaldığıma sevindim. ‘Yuvada tatlı aş olsun, söz ergin
çıksın.’ dedim, duacı oldum.
9 MEVLÂNA’yım. Niyaz eden bulur. ULU, yolun münasibini bilir, yerinde
yazdırır. Uygun olmayan yerde; ne yazdırır, ne çizdirir. Yanılma. Dilenince
bulur, niyete uydurur. Ne var ki, çizgi ULU’nun değil. Gönlü olsun, yolu
bulsun diye.
10 YM oldu, ALLAH’ım LÜTFUNU alenen gösterdi. Nazım olan değil,
kamil olan alır. ALLAH’ım güvenilecek tek kapıdır. Şahsım değil varlığım,
O'nun EMANETİ’dir.
11 MEVLÂNA’yım. GARİB’in koruyucusuyum, ALLAH’ın İZNİ ile.
Neden güvenmesin? Sana desem, ‘Geldim, elimi verdim.’, güvenmez mi idin? Niye GARİB
güvenmesin? Güvenimiz, topluca ALLAH’ıma. Size gelmem mi? Çağıranın,
anında yanındayım.
12 OMAR der ki: “Olay kula zor gelmesin.”
13 Niye dediğini anlatayım. Kimi aş tatlı gelir, çok yenir;
mideye dokunur. Kimi aş kuvvetli gelir, mideye oturur. Bir de midenin
hazımsızlığı olur, dışarı vurur. Hani ‘Kustu.’ dersiniz. Olay budur.
‘Hasta mı?’ diye, bir müddet aşı verilmez. Mana açık. Beklersiniz, midenin
düzelmesini, hazma girmesini. Almayı bilene, yolunda gidene sözüm. Sabır, sabır,
sabır. İlaç budur. Niyaz eden bulur. Bedduadan mümin kul uzak durur. OMAR
der ki: “Sabır, nehirden denize kadar uzanır. Denizi bulduğu yerde
kalır.” Asmayı veren, koruğu erdiren; kuluna vermeye, gücü yetmez mi?
14 MEVLÂNA’yım. Geldim, anıldığım günü YUVA’ya verdim. Yine yol
vermeye vazifeli kaldım. Gidiş yok. Beraberiz. GARİB’le. SAMANYOLU,
buluşma dili. Sözle, gül ağacı gül vermez. Kumunu eledik, eleyerek
yürüdük. Çölden gül ağacına verdik. Olmuşun olmuşunu diledik.
Kandilinizi kutladık.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH