13 aralık 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Geldim, niyete uydum. Olgunluğun misalini verim. Gördüm, ‘Son yumuşaklıkla, ferah bulur.’ dedim. 

2 Seymenin verdiğini, neyzen vermez. Hepsinin yeri ayrıdır. Sevmenin yeri değişir, ‘YM.’ demek uygundur.

3 Kul örgütlenmez. Yol. Yoluna gidene, tel çekilmez. Güzellik. Almayı ölçüye vurmalı, uymayı yoluna koymalı. Sevabına düşünmeli. Ağacın dalı eğilende, çekersen kırılır. Meyvesi ağır gelen dal, eğilir. Suyunu bol alan ağaç. Meyvesini almayı dilersen, suyunu bol verirsin. Neticeye bakılsın. Meyvesi dilenmedik ağaç, aşılanır. Münasip olan, ALLAH’ımca verilir. Her verilen, yakışandır.

4 Süpürmek, çöp içindir. Mintanını giymek, havaya uymak içindir. Onun için, havayı kendinize misal alın, ona uyun. Sözümü alınana, sahip olanadır. Varlığımı bilene. ALLAH’ım senden RAZI olsun derim, sözümü sözüne yorarım.

MEVLÂNA’yım ben!

5 Elbet şüphen yok. Çünkü MEVLÂNA’yım. Elbet şüphen yok, sen de MEVLÂNA’sın. Sevmek, cümleyle birleşsin. Demeyin, ayırmayın, kulu kula kayırmayın. Senin ayırdığını, ALLAH’ım kayırır; senin kayırdığını, ALLAH’ım ayırır. Bu, değişmez kaidedir. Dedim gündüz sözümde. Dedim denmesin, kiminde zarar, kiminde kar. ALLAH’ımın ADALETİ şaşmaz. Yürüyenin, sürüyenin suali olmaz. 

6 Sunduğumu vermek, kendime değil, ALLAH’ımın sevgili kullarına LÜTFU’dur. Lütuf bana değil, kullarınadır. Asla külfet olmaz, bana verdiği huzur, sizlerce ölçülemez. Dertlere ‘Dert.’ demem, onun için üzülmem. Gönülleri görürüm, sevinir sevinirim.

7 Ağaya gelelim, sözümüzü verelim. Kol kola girelim, dönelim- dönelim. Aradığını beraberce bulalım. Suyumuzu içelim, kendimizden geçelim. YM olacak, sevgimiz YUVA kuracak. YUVA, YM yumuşak yön bulacak. Asmanın altı, bize YUVA olacak. Üzümü, ağa elden alacak. Meyvesi erende, yolunu yürüyende; gözü-sözü, aynı yöne dönecek. Üstesine durulmasın. Kuldan kula sebep gelmez, sebebi ALLAH’ım verir. Gayeniz, gönlünüzce yön bulur. Nasibiniz bol ki, dergahımıza kapınız açılır. 

8 Aynayı yüzüne, yenini dizine koy. Kanının akıttığı, damarın dolaştığı bedene söz etmek, kula yaraşmaz. Kumandan edalanmaz, edalansa sevilmez. Sevilen, şımarmaz; şımaran, yol bulmaz. Giden dönmez, gelen bilmez. Yol yürürken, son düşünülmez. ALLAH’ım her şeyin üstünde.

9 Ay misali dönen yıldız sayısını bilir misiniz? Ağızdan söylense, gönülden inanılmaz. Göğün görünüşü size küçük gelir. Ne sonu bulunur, ne derinliğine varılır. Yıldızlar nerden gelir, gelişe nerden uyar? Dünyanın dönüşüne göredir. İspatı kolay; o kadar yıldız, ay, güneş, dünya hep hareket halinde; niye bir gün çarpışmaz? Nasıl ki Mevlevi dönüşü, döner-döner çarpma olmaz. OSMAN HAZRETLERİ der ki: “Nerden geldiğimizden çok, nereye varacağımızdır mühim olan. Geliş, nasılsa ALLAH’ımdan. Ne var ki, gayene uymayana gönül koyarsan, gidişe yol bulamazsın. Anlatayım, hızın kesilir. Ne kadar hafif olursan, o kadar yükselirsin."

10 Dünya sözü, kulun sazıdır; çalar, eğlenir. Çölde kum taneleriyiz. Yol bulana, sırt veririz; yel olana, döner döneriz; sel gelene, akar gideriz. ‘Nereye?’ dersen, deryaya. Ne sırtımız aşındı, ne gönlümüz gocundu, ne yolumuz taşlandı, ne yeniden başlandı. Gelişe uyduk, kulunu gördük, YUVA’ya postumuzu serdik, gelene yanımızda yer verdik. Desen ‘Postta yer kalmadı.’, daha nice gelenlere yer açtık.

11 Umduğunuz gibi olsun, yer yerini bulsun, toprak harcını alsın, suyunu kana-kana içsin.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH