30 Aralık 1970
MEVLÂNA’yım!
1 Umduk bulduk, sevdik sevildik, andınız
diye sevindik, gelenlerin cümlesini selamladık. Ayırdığımız yok. Soframızda
bir tabak pilav, kaşığını atan yesin. Cümlenizi amade gördüm. ‘Cemaat
böyle kurulur.’ dedim.
2 Mecliste olan, rüyasını soran, ‘Beş emrini alan, sevinsin mi?’
Deyim: ‘Beş emir’ nedir bilir misin? Vermek, şüpheyi silmek, amade olduğunu
bilmek, layık olmaya çalışmak, sevmek, sevmek, sevmek. ‘Vermek.’ dedim,
açayım. Neyin var, kime veresin? Vereceğin ALLAH’ına. Kuldan kula ne
geçer? Bağımsızlık değil. ‘Canım SEN’in ALLAH’ım, AŞK’ım benim.
Onu da SANA verdim.’ Vereceğin budur, yolun açıktır. Işık dilersin ULU’ndan
alırsın. Yamayı ele aldın, fistana dikmesi kaldı. Yolunu yoluna denk getirmen
için, beş şarta uyman gerek.
3 Memnun oldum sözüne, çiçek açan gönlüne. Her kulun gönlünde, ayrı bir
çiçek bahçesi gördüm, sevindim. Bahçeye girersin, çeşit çiçek derersin,
hangisini ayırırsın. Ummak değil, bulmak gerek. ‘Sevileyim.’ demeyin, sevin. Seven, sevilendir. MEVLÂNA’yım! Sevdim, sevginin
sonunu bulamadım. Sevildim, döndüm YUVA’ya geldim. Yüzler yıl sonra, gene
noksansız sevildiğimi gördüm. Dumansız kâinat dilerim cümlenize. Sevileyim.
4 Korku yersiz. Kim geldi meskeni sildi de, sana korku verdi? Almak-vermekle,
düğüm çözülmez; görmeyi bilmekle, korkuya düşülmez; ALLAH’ına
sığındığın an, sana sinek dahi konmaz. Gelen ULU’ndur, uyuşan
kolundur. ‘Yanımda bildirdin, sana şükürler ettim.’ de, duacı ol. Zarar
gelmez. Demeyin ‘Konuşalım.’ Konuşma sessiz kalsın. İzin gelende
alsın. Kendi sorsun, cevabını gönül yoluyla alsın. Sorusunu da gönül yoluyla
sorsun. Eşiyle konuşsun, yardımını alsın. Yalnız olmaz. Neden düşünmesin,
ULU’sunu neden yanında bilmesin? ULU’su olduğunu bilmediği için
korktu. Öğrendi silecek, silmeyi bilecek. Olayı olaya bağlayacak. Mumun
ışığı misal olsun. Bin mum yaksan, bir odaya versen; yalnız oda
aydınlık kalır. Mumları dağıtırsan, bir çok kul aydınlanır. Cümleye dersem,
‘Dağıtırsam, ışığım az kalır.’; aldığın huzur, seni
aydınlatır.
5 Niyazın oluşu, yavrunun mama yiyişine benzer. Açayım. Yavru
mamayı yer, gelişir, büyür. Niyaz da öyledir. Yavru sizlerden de
şanslıdır. Bebe iken meclisimize geldi, cemaate karıştı, bir kul
fazla oldu. Ne mutlu. ALLAH’ımın nasibidir. Sanmayın o da nasip almaz. Aldı
bile. Olmasını dilediğinizden, umduğunuzun üstünde olacak.
6 Misafir sevilir, CAN’ın üstünde. YUVAMIZ açıktır, kâinatın
görünüşü misali. Açalım. Demeyin, ‘Dört duvar, kalabalık nereye
sığar?’ ALLAH’ım kâinatı, kulu için kurdu. Cümleyi gönül kâinata sığdırır.
Az-çok yok bizde. Gelen, ‘MEVLÂNA.’ diyen; YUVAMIZ’ın kuludur. ‘Kalabalık.’ diyen,
uymayanın yoludur. Gönüllerimiz geniş. İskemle olmadı, yere diz koyarız,
neresi olsa sığarız.
7 Kulluk, öğrenmektir. Gaye yumak sarmak değil. Yumak istesen-istemesen
sarılır. Ne var ki, yolunca sararsan, düğümü kolay çözülür. Daha önce
yazdık, bayram, kulluk etmişlerin günüdür. Düğün, dileyene değil,
hak edene yapılır. Düğünden maksat, göç günü merasimi. Müyesser kulun
merasimi de, müyesser olur.
8 MEYDAN kulun, namaz yolun. Niyaz kulun, niyet kulun, aldın yolun. Cümleye.
‘Namaz kılmadım, layık olmadım.’ demeyin. Namazın yeri başka layık olmak
başka. OMAR der ki: “Kırk yıl namaz kılanla, kırk yıl niyaz edeni gördüm;
sayelerinde yolumu öğrendim. Dedim ki; ‘Namaz ayrı, niyaz ayrı; nasıl
ikisi bir yol aldı?’ HİKMETİ’nden sual edilmez, ALLAH’ıma AŞK’tan
başka bir şey ile varılmaz. AŞK’sız kıldığın bin namaz, AŞK’la
kıldığın bir namaza eşit olamaz. Elbet olamaz. Benim AŞK’la
kıldığım bir namaz, beni YÜCE’ye götürdü. Onun kıldığı AŞK’sız
bin namaz, olduğu yerde bırakır. Yalnız AŞK’ınıza siz ölçü vurmayın,
‘Ben senden aşığım.’ demeyin. Ölçü ne sende ne bende, yalnız YÜCE’de."
9 ‘Namaz kılayım.’ dersin, neden kılmazsın? Niyet, niyazla; namaz,
niyetle.
10 Yolun açık. Olacağı değil, geleceği düşün. Olacak
hayır, gelecek sevinç. Men dilden uzak dur. Dilinde sözü oldur, onu sepete
doldur. Olmayana yol verme. ULU’nu merak ettin, söyleyeyim merakını sileyim. Ayağı
yemenili, yolunu beklemeli. tarafından sevilmeli. Bildin mi, aldın mı? Duasını
almasını dileyen, adını versin. AKŞEMSETTİN. Annenin versem. duasını
eksik etmez. EYÜP HAZRETLERİ. Mümasili oldu mu, her dileyen girdi mi. Daha
önce dedim, eşin eşten ayrısı olmaz. Eş ile danışılır,
uygun yol buluşulur. Koca değil, eş dedim. Eş demek,
eşit demek. Bir elma misali. Ortadan kesersen bölünür. Bölmek
değildir maksat. Bütün sahip olmaktır. Nasibi olan katılır. Merakınızı ben
de merak ettim. Almak dilediğiniz nedir? Neyin çözümüdür? Yol mudur, hal
midir, fal mıdır? Siz bildiniz, ben gördüm. İyiliği kimden
öğreneceksiniz. Yetişmek dileyen, ne üzerine yetişmek diler? Öte
alemden ne ister? Cevabını kendi bilmez ki. Elbet zaman olgunlaştırır.
Amma kapalı sandığa değil, açık kainata bak.
11 Meyve, ağacında olur. Ham toplayıp sandığa koydun mu, lezzet
ağızı burar. ALLAH’ıma sığınan kul, tehlikeden korkmaz. Tehlikeden seni
kul mu kurtaracak? Merakını gidermeye git, korunmaya değil. Dedim, ULU’nun
girdiği yer bellidir. Odadan ayrılmaz. Lağım olan yere girmez. Banyo
lağımsız değil. Kirli suyun nereye gider. ALLAH’ına sığın,
ULU’nu çağır. Ne var ki, ‘Resim?’ deme. İşaret almadan çizme.
Gönül olarak hissettiğin, seni yanıltmaz.
12 Desem mi, demesem mi? Adını versem mi? Kul olaydım, dünyada kalaydım,
‘Kıskandı.’ derdiniz. Olmuş varmış. YEMEN’de kalmış. Asmayı
görmüş, üzümü yemiş, beklemiş, şarap olmuş. İçen
mi kazanır? Dediğim, ABDÜLKADİR GEYLANİ. Vermek için, izin almak
gerek.
(Resim
verilir)
13 Muradını aldın, korkuyu sildin. Namert olanı ALLAH’ına havale et ki,
kendini sıyırsın, o da iyiyi bulsun. Yol kulun gönlündedir. Mürşit
gerekli, ne var ki mürşit bilmek gerekli.
14 ULU’na duacı ol. Yanından uzak kalmasın. Uyuşmaya akıl takmayın.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH