|
29 Aralık 1970 MEVLÂNA’yım ben! 1 YUVA’ya geldik, neşeli gördük, duacı olduk. Yolumuz yolunuza, duamız niyetinize. Selam, cümlemizden cümlenize. 2 ALLAH’ımın NURU iki alemde yansın, her kul nasibini bol alsın. AMİN. 3 Geldik gelene, dedik sevene; yolunu alana, doğruyu sorana. Doğruyu gördük, YUVA’ya öyle geldik. Ayrılık kulun elinde, ALLAH’ım kulun gönlünde. Neyzen yol mu sorar? Gönlünün yolunu dile getirir. Elmiş yumağı saran, dilmiş gönülü hoş eden. Diline bak, pas tutmasın. Kapamaktan değil, pas yapmasın diye yağlanır. Konuşma öyle yapılır. Müstesna kuldan müstesna söz dilenir. Onun için dedim size, müstesna olan varlığınızı değerinden ayırmayın. Sözle. Demeyin ‘Görüntünün ne değeri var?’ Niye kulu yanıltsın? YM olması dilenen yoldan gelsin, olacağı günde müjdelensin. Ağaya derim. Sel mi suyunu bıraktı, su mu elini çekti? Her olay, yerli yerinde. Kap kalaylanır, niye? Zehir vermesin diye. Kul kolaylanır, niye? Zehir almasın diye. Tabak kalaylanır mı? Elbet kalaylanmaz. Çünkü onun değeri öyle. Hangisi kıymetli? Her şey yerli yerinde. Aş yenir, su içilir, ateş yakılır. Hangisinden geçilir? 4 Mevsimin güzeli nedir? (Her mevsim güzel.) Elbet güzel. Güzel olmasaydı verilmezdi. Mevsim, sebze için değil, kul için verilir. Kul ona göre yetişir. Hep yaz olanda, kul kanı kuruyanda, neyle sulanır? Gemiyi denizden, arabayı karadan ayıramazsın. Ne var ki, kula hizmettedir. Münasip olaya, ‘Arife günüdür.’ derim. Almış mı sözü, vermiş mi izi? ‘Dert.’ demesin ÇAKIR. Onu derim. Ne deniz karaya, ne kara denize karışmaz. 5 “Selam sizlere. Muğlak değil, ‘Karanlık değil.’ demektir. Suyumuz, miyarımızdır, gönlümüz ayarımızdır, Anadolu diyarımızdır. Hoş gördüm, şen buldum. Mümin kullara selam verdim. 6 Volkan, yumağa gelmez, ele alınmaz. Meşale aldım ele, geldim size güle-güle. Her olay, İZNİ ile. Ben geldim. Ne var ki söze izin alamadım. Layık olamadım. Söz almak; kamışla olur, odun taşımakla değil. AŞK’la aldığımı, meşkle veremem ki. Meclise geldim, aldım-aldım. Vermek, MEVLÂNA HAZRETLERİ’ne. Dediği gibi MEVLÂNA HAZRETLERİ’nin; kul dünyada ne için hazırlanırsa, o yolu bulur, o mevkii alır. Benim verişim kısa, görüşüm uzun da olsa. Meclise gelirim, ayrı kalmam, ÇAKIR’ı bırakmam. YUNUS adım, balık değilim. Konuş. Münasip olur. Kul eline alırsa, derdi kuldan atarsa. Ben bendim, ben buldum; ben CAN’dım, CANAN’ı aradım. Kulun derdine durmadım. Aradığımı buldum. MEVLÂNA hazretleri, ‘Ben sen.’ dedi, ‘Ben, sen, CAN.’ dedi. ‘Cümlemiz CANAN’a.’ dedi. Burada da aynı yolu buldu. Dediğim gibi, herkes layığını buldu. Almayı bilene verdi. Aramızdaki fark, budur. Ben, dilesem de veremem. Ancak yolu açılanda vermeyi gördünüz, izin kadar aldınız. Sizden değil gelmeyişim.” 7 MEVLÂNA’yım geldim. Mizacını diyeni duydum. YUNUS’um mütevazi gönüllü,
hizmetini saymaz. Sanki kula eğilmez. Her olmuşun, bir bilmişi
vardır. Benim bilmişim, vermek. YUNUS’umun bilmişi, dedi ya ‘Elimde
meşale.’ 8 Süleyman kulu yaralı gönlü. Merhemini aldı, AŞK’ına sürdü. Ne yarası söndü, ne AŞK’ı sindi. AŞK’ını PEYGAMBER’ine sundu. Ölçüsü soruldu; ‘ALLAH’ımın sevgili kuludur.’ dendi. ‘Mevlit’ denende, adı anılanda; cümle kul rahmet okur. Öyle nasip almış. Neden ölçüsünden şüphe edilmiş? ALLAH’a ısmarladık. Gitmem. Sözü bağlarım. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH (Resim
çizdirilir)
|