Eylül 1971
(bu
tebliğin başı özgün defterde bulunamamıştır.)
1 Kuyuya bağırdık, nasibi çağırdık, YM dedik, olaya uyduk. Saf
gelen yerin alır, sof diyenlerin durur. Ne saftan geçtik, ne softan, el aldık,
HAZRETİ YUSUF’tan. Dedi ki: “Güzellik bende kalsa, hani beden nerde?
Beden yapısı, açık ise kapısı; ne mutlu sana. Yüzde aranmasın güzellik, gönülde
aransın.”
2 Oltayı denize atan, balığı bekler. Olan, yazılandır,
İyiyi-kötüyü karma, dizini yorma, gömüleni çıkarma. Değişen
göreceksin. Uyana değil, duyana dön. Mümin oldun, yolu sordun.
Sorduğun günden verdim. Gelenlerden korkun mu var? Sorunu gidene sorarsın,
olaydan uzak kalırsın. Elbet seni yoklamaya, niyetine bakmaya gelirler. Ne var
ki, baklava değil turşu yedirirler. Sana daha önce dedim, senin miden
turşuyu almaz. Olmayandan uzak dur. Daha önce dedim, ‘Kimden bekledi isen,
ondan.’ Dert etme, yeniye yol al. MERKEZ’in kızı, benim dediğimi verdi.
Korkun olmasın, kuldan çekinilmesin. Her kuvvet, ALLAH’ımdan. Gideni unut, olmasın
umut. ALLAH’ım kulundan geçmez. Sen O’ndan geçsen de, O senden geçmez. Korku
yersiz. Kanuna uymayan, yerinsin.
(Tebliğin
bundan sonraki bölümü de özgün defterde bulunamamıştır.)