3 Ocak 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hoşnut olduk, YUVA’ya geldik, cümlenizi selamladık. Selamlar AŞK’a
dönsün, CANANLAR CAN’da buluşsun.
2 Kulun yolu, kulun gönlüne göre verilir. Güzellik, ‘ALLAH’ımdan geldi.’
diye uymaktır. Uyan sadece hatun mu olsun? Ahret kapısına hatunu, eşi mi
getirsin? Konuyu kaideye bağlarsan, ‘Sen uydun mu?’ derim. Miyar, görgüde
değil sergidedir. Altın lirayı gümüş çerçeveye koyamazsın. Altın
lirayı gümüş çerçeveye koymaya kalkarsan, kendi görgünü sergiye
koymuş olursun. Elbet ne senin gözüne, ne kamuya hoş gelir. Her
erkeğin eşi, elindeki altınıdır. Ona verdiğin değer, koyduğun
çerçeve ile ölçülür. Yalnız çerçeve altının değerini düşürmez, senin
görgü değerini gösterir. ‘Her kadın aynı mıdır?’ dersen, evet. Madem ki ‘Alıcı
benim.’ diyorsun; kulunun yedeğini ALLAH’ım kuluna vermemiş; kulumu
dilediğin şekle, kahır ile sok dememiş. Altına altın
değerini verenin, altın gönlüne, gereken gücü takalım. Yalanın yeri, yılanın
deliğinde son bulur. ALLAH’ıma sığınan; asılmaya götürülse, yalana
teveccüh etmez. Yalanın yeri aslında yılanın yönüne benzer. Ne var ki yılan da,
dünyaya kötülük için gelmez. Ama yaptığı, niyete uygun gelmez de onun için
sevilmez.
3 HAZRETİ MUSA der ki: “Niyaz; deryayı yol yapar, kulunu selamete
atar. Benim duam ile oldu ise de, benim için değil. Benim ettiğim
niyaz ile olduğunu, ALLAH’ım kullarına gösterdi. Çünkü beni onlara, rehber
tayin etti.”
4 HAZRETİ İSA der ki: “Uyan kula köle olsam yeridir, çünkü
uyduğu ALLAH’ımın YOLU’dur. ALLAH’ımın YOLU’na, halı olsam serilsem çok
mu?”
5 HAZRETİ İBRAHİM der ki: “Ben yanmışım AŞK
ateşi ile, onun ateşi bana ne yapsın? Varsın dünyanın odunu, dünya
bedenini kavursun.”
6 HAZRETİ DAVUD der ki: “Kulun değerini; beden yapısına göre
değil, gönül yapısına göre ALLAH’ım verir. Kambur, ‘Kamburum var.’ diye
üzülür. Kambur gönülde olmasın. Beden, kısa olan dünya gününü nasıl olsa
geçirir. Kambur beden, dünyada kalır; kambur gönülde ise, ahret zindan olur.”
7 HAZRETİ MERYEM der ki: “Ananın verdiği, yavrunun
kardığıdır. Ananın verdiğine su katılmasın. Helvayı karan;
yağını da, suyunu da ölçer koyar. Ayrıca su katan, helvanın tadını bozar. Terbiyenin,
imanın temeli olduğu bilinmeli. Mayayı yoğuran, ekmeğin
şeklini veren, kulunu yerinde YARATAN ALLAH’ım; özelliği, güzelliği
anaya verir, babayı yuvaya temel eder. Temeli sağlam olan yuvanın, duvarları
da sağlam olur. (‘
‘Yat! Uçak geliyor.’ deyince kadın yere kapandı.’ diyen birine cevap) ‘Yat
yere.’ diyebilen, yere şilte serebilmeli. Yatmazsa, hatalı olur. Duvarlar
olmadan, temel değerini bulmaz. CAN’ım CANAN’ımın. Cümle CANAN’ımdan
olduğu için, sevgilimdir. Her hatun el açar, ‘ALLAH’ım yardımcı ol.’ der. Erkek
gücü kendinde bulur, ermesi onun için güçtür.”
8 YUNUS EMRE der ki: “Mideyi denemedim, aç kalırsam demedim.”
9 ‘Name gelsin yol bilsin, yolu bilen elin versin.’ dedim, gelene uydum.
Yanıldığın; gelenin kimden geldiğini bilmemektir, gelende O’nu
bulmamaktır. O’nu bulduğum an, kendimi de buldum, kendimde O’nu bildim.
10 Soğuk dediğin yerde, sıcağı bilmezsen; soğuğa
isim veremezsin. Saygıyı, saygısızdan öğrenirsin, edede öyle uyarsın.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH