5 Ocak 1971

MEVLÂNA’yım!

1 Münasip olan yolun yolcuları, amade kolcuları. Nadan olmayın, ‘Yadan.’ demeyin, kul yoluna ölçü vurmayın. Sunduğumu alana, CAN’ımın uyduğunu bilene. Yolumun gidişine uyana da, uymayana da derim. Uyanı niyetinden, uymayanı diyetinden bilirim.

2 Olmasını dilersek, ‘ALLAH’ım versin.’ dersek; olacağı bilinsin. Aramızda dünya sarhoşu yok, hepimiz olgun dolgun. Sarhoşluk; yolumuzun gidişine, CANAN’ımı buluşuna göredir. Sudan yol açtık, geçtik, yürüdük. Önce çağladık, sonra durulduk. Yolumuzu yürüdük, dilediğimiz asmanın köküne postumuzu serdik. İndiğimiz yer, vardığımızın neticesidir. Asma; kula ALLAH’ımın AŞKI’nı veren şarabın yetiştiği köktür. ‘Şarap yetişir mi?’ dersen; kulun yetişmesi misalidir, şarabın erişmesi. Misket, kokusunu ham iken verir, onun kökü öyle ayrılır. Olgunluk kökten olursa, verimi küçükten olur. Aşılama geç verir. Yemişin oluşu güzeldir. Yaşamayı, ALLAH vergisi diye sevin, gün geçesiye değil. Her günün ayrı güzelliğini görün, hataya değil atâya bakın. Büyük; yaş büyüğü değil, gönül büyüğü. Sedef tahtta olsan, gönülü dumana boğsan ne görürsün? Elinde baston tutsan, eğilip güle baksan, renginden kokusundan gönüle atsan; güzelliğe varırsın, ‘Günüm hoş geçti.’ dersin. Zeytinin ulusunu düşün. Meyve vermese de, gölgesine kul sığınsa yabana mıdır? Almayı-vermeyi bilmeli, güzelliği her devre görmeli.

3 Orayla buranın yakınlığı, beden farkıdır. Bedeni silksen, yanımdasın. Suyum akarken, kullar içerken beraberiz. Deryayı geçmeye adım mı gerek? YÜCE’ye varmaya yardım mı gerek? Her kul gönlünce varır. Ben yol gösteririm. Vazifem budur.

nadan: cahil, bilmez, haddini bilmez