6 Mayıs 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 MEVLÂM AŞKI’na, düşsün meşkine. Cümle kulların, açık olsun yoların. Dünyada öksüzlerin. Yanlışlık yok. ALLAH’ıma arkası dönük olan, onun öksüzleridir. Kulun öksüzü, ALLAH’ımın emanetinde. ALLAH’ımın öksüzüdür darda. Onlara yardımcı olalım, ALLAH’ımdan izin dileyelim. Müyesser eyleyen, ALLAH’ımın kulunu yerindirmez, boşuna sevindirmez. Vermeyi dilediğine, LÜTFU’nu esirgemez.

2 Elek nedendir? Çöpten arındırmak için. İmtihan nedendir? Şüpheyi silmek için. Mayasız ekmek olmaz, ekşimeyen maya yuğrulmaz. Gelişe müsaade edilen gece, mayanın ekşimesini gösterdi. Çünkü öyle olması gerekli idi. Dedim, maya ekşimeden yuğrulmaz. Ne zannettin. ‘Şükür.’ de ki, imtihana layık görüldün. İmtihan, meziyete yol açar. ALLAH’ımın EMRİ dışında söylenirse, elbet kabulden uzak kalınır. GARİB’te görmez misin o ahlakı? Öyle olmaya çalışırsın. ALLAH’ım YARDIMCI’n olsun. Sana güç gelen, seni bıraksın. Şu demektir. Senin ‘Bırakamam.’ diye üzüldüğün, seni kendi bıraksın. Vermiş veren, vermeyi bilen, ‘Beraber olalım.’ diyen. Mecnun olup yollara düşmek gerekmez. ‘ALLAH’ımı ararım.’ diyen de olmaz. ALLAH’ım her kulunun gönlünde, gönül kapısı açık olanda. Mecnun olan bulandır, bulduğu ile bunalandır; gönüle sığdıramadığını, kainata haykırandır. Elbet mecnun, ‘ALLAH.’ der yürür. Onu gören, ALLAH’ını arar zanneder. Halbuki o, bulduğundan ötürü ‘ALLAH.’ der, yangınından bağırır. Çünkü ondaki yangın, bir adayı batırır. Yumuşak olmalısınız, derslerle kendinizi bulmalısınız. Verdiğim derslerle, imtihanları takıntısız vermelisiniz. Kefiliniz olurum, yüzümü ak çıkarmalısınız.

3 Olayı büyütmüşsün, kendini pek üzmüşsün. Amade olmayı öğrenmişsin, dana ne istersin? Aynayı astık, parlak yüzüne baktık elbet. Şüphe edilecek ne var ki? Öyle olması gerekli ki, öyle dendi. Denen, mantığıma uyan. Oldu-olmadı sözü edilmesin. Yalan yok. Her olay, ALLAH’ımın EMRİ iledir. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. ‘Yorgunum.’ demedin, yollara düştün. Neden üzüntü ettin? Maya ekşimeden yuğrulmaz. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Gelen ayaklar, gülen dudaklar; neşeden uzak kalmasın, adımınız eksilmesin. Ne demektir bilir misiniz? Ayağınız dert almasın, adımı eksilmesin, MUHAMMED ÜMMETİ öksüz kalmasın. Ne HAZRETİ İSA, ne MUSA, ne İBRAHİM dudağı büzülmesin; hepsinin, cümlesinin adımı eksilmesin, gülüşü daim olsun.

4 Maya geldi, un elenir. Asmayı budadık, koruğu bekledik. Üzümü topladık, şarabı bekleriz; ersin, içeni sarhoş etsin, bu kavga burada bitsin. Cümleyi üzen, memleket düzeni bozan; hayır yolunu aldı. Düzeni bulacak, kavga günde bitecek.

5 Namaz borcun. ALLAH’ımdan İZİN alırsın, borcunu vazife neticesinde ödersin. Vazifenden kalıp, namaza kendini vermedikçe; kılmaktan uzak kalmak, daha iyi değil mi? Çünkü hem vazife yarım, hem namaz yetersiz. Çünkü namaz, sende değil, sen namazda. ‘Borcumu ödeyim, çabucak üstünü örteyim.’ dersen, ikisi de yarım kalır. Ne biri, ne öbürü yerini bulur. Denilen yersiz değildir. Elbet imtihan. Neticenin, onda mı sende mi kaldığını sormak yersiz. Elbet kazandınız. Dedim daha önce. Olayı büyütmüşsünüz, yersiz üzüntü etmişiniz.

6 Görmek nedir? İmtihan heyetini değil. Gezinen RUHLAR’la beraber olur. Ona demeyin, gönülcüğü kırılmasın. Yumuşak yolun yolcusudur, kendine dert edinmesin. Demenize hacet yok, o kendisi alır. Müstebit olunmasın, hesabı sorulmasın. Aymayı öğretti. Sen, sende olanı öğrendin. Maşa ateşi tutmak içindir. Maşanın bir ucu siz, bir ucu eski dost oldu; ateş öyle tutuldu. Evet, çünkü aynı ateşi tuttunuz.

7 Kimliğe değil, mantığa değer verin. NUMAN der ki: “Dinde baskı olmaz. Baskı ile sevgi verilmez. ‘Sev.’ diye zorbalık edilmez. Sevenle alay edilmez. Yaralı kol bükülmez.” NUMAN “Oldu.” der, cümlenizi selamlar. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Her kul, kalbine bastıracak el bulsun. Nadan olmayın, kırıcı söz etmeyin. Kırmak kolaydır. Kırılan bardağın yerine yenisi alınır. Kırılan gönül hiç bir şeyle ödenmez.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

müstebit: zorba
nadan: bilgisiz, cahil, kaba, kötü