8 Temmuz 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 ‘Hummalı olunmasın, olaya gönül koyulmasın.’ dedim, daha önce verdim. Geçen, unutulsun.

2 Her yolcu imtihandan geçer, imtihan neticesi eline verilir. Eğer gam ile karşılaşırsan, ‘Ne oldu halim.’ dersen; imtihanı kaybetmiş olursun. ‘ALLAH’ımdan geldi, beni denedi.’ dersen, gelenden hayır beklersen; netice aydın olur.

3 İçine nasıl gelirse, öyledir. ALLAH’ım kulunu görür. Çağırışına YARDIMCI gönderir. Sebep sorulmasın, ‘Neden oldu?’ denmesin. HİKMETİ’nden sual edilmez, edilse de açılmaz.

4 YAR’dan GELEN buz ise kayarız, aş ise doyarız, su içer kanarız. Kuyuyu ‘Benim’ deme. Kaynağa el at. Nasibimiz alındı, çok yumuşak verildi dersin, verilene duacı olursun. Sende olsa, olmasa, kaynağın başına gidilse, aynı değil midir?

5 Gereken, gerektikçe verilir. ‘Ders’ dersin, benden istersin. Verdiğim nedir? Aldığın kimdendir? Her şey, kararınca verilir. ‘Az geldi’ deme. Yavaş-yavaş verilenin, hazmı kolay olur. Çoğu, bedende kalır. Verilen, yudum-yudum artar. Her yumak gönlünce konuşur. Neden sen konuşursun da başkası konuşmaz? Anlamadın. Senin yanında olduğumuzun delili değil mi konuşman?

6 Münasip düşünen, ‘Yarattın.’ diye seven; sevilir. Sudan alanla, ayağın yıkayan bir olmaz. Su ile; kimi ayağını yıkar, kimi gönlünü. Ayağını yıkamaya çalışana, yol verilmez, dilese de çağrılmaz. ALLAH’ımın EMRİ’dir.

7 ALLAH’ım YARATIR, mantığını verir; çalıştıran, görür.

8 Bir işini yaparken, kendinden önce başkasını düşün, zarar vermesin diye. Unutma ki, başkasına bile-bile vereceğin zarar, er veya geç senden de çıkar. Ummadığın, beklemediğin zamanda.

9 Maz, yasanın; kanun, yumağın. Maz yumak: yasa, örf ve adet, cemiyetin kurduğu kanun. Yapmazsan, kanun seni cezalandırmaz. Ancak, cemiyet cezalandırır. Kanun her zaman seni bağlar. Onun için, kendini önce yasalara alıştır ki, kanun zorlu gelmesin.

10 Düşünün, sorun, arayın, ‘Hazır?’ demeyin. Cemiyet yasalarına uyun.

11 Görmekle değil, öğüt vermekle vazifeliyim. Ders demediniz mi? Konuşma ölçülü olmazsa, akla geldiği gibi denilirse; cemiyet damgayı vurur. Geçeni unut. Umuttan geçme. Koca dağın dayandığı nedir? Topraktır. Toprağın dayandığı nedir? ALLAH’ımdır. Elbet. Kul kula, kul yola, yol ALLAH’a dayanır. Netice, hep aynıdır.

12 Çoban sürünün peşinde. Çoban olmasa, sürü ağılını bilmez mi? Bilir. Ne var ki, çoban sürüyü toplar.

13 Kucak bebeğe, yolcuya açılır. Kucak açmadığın sevilmez mi? Horoz neden sabah öter? Geceden çıktığı için. Güzel neden sevilir? Neden çirkinde güzellik aramazsın? Her kulun, hem güzelliği hem kusuru olur. Kusur göze batmasın. Manayı dileyen; maddeyi silmesin, ‘Dünyadan geçeyim.’ demesin. Dünya, yaşanmaya; mana, varılmaya. Cümleye. Başkasını zarar vermeyen kazanç. Dünyadaki tutumun değil midir, ahiret yolun. Mümin olan bilir, dünyada kendini ahirete hazırlar.

14 Kanun ne kadar ağır gelirse gelsin, uyulması icap eder. Şeriat ‘Masayı kaldır.’ demez, yaşamını menetmez. Eğer ki sen, başkasının yaşamasına engel olmazsan. Eğer sen CAN ile oynarsan, şeriatın emrine uymak mecburiyetindesin. İstesen de, istemesen de. Bağımsızlık dilersen, önce bağladıklarını çöz.

15 ‘Meyveyi diledin, ağacı diktin. Yola gideceğim, ağacın sulanmasını kime bırakacağım?’ deme. ‘Her dileğim olsun, andığım an elime gelsin.’ deyip bağımsızlığa gönül koyarsan, ‘Dağ üstünde, ayağım denizde olsun.’ demiş gibi olursun. 

ALLAH’ıma emanet olasınız. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH