1 Ağustos 1971 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hoş gördüm. Saki oldum şarap sundum, ‘Sarhoşum.’ diyene destek oldum. Sürahi, suyun masa deposu; ne biter ne tükenir. Desti sürahiye depo, akan su destiye depo. ‘Geçeyim.’ dersen, etek toplarsan; elbet geçersin. Ne destide tükenir, ne sürahide. Çayın başında oldukça, nehirden su alırsın. Destini doldurursan biter mi, su şikayet eder mi? Ne alan, ne veren şikayetçi. 

2 Aşık, AŞKI’na koşar. Kumunu eline alan, ‘Elim doldu.’ diyen; taşı ne yapsın ALLAH’ımın YOLU’na? Kum taşın öğütülmüşü; un, buğdayın öğütülmüşü. Kum, yol; un, kul. Un, su ile yoğurulur, kulun hamuru olur. Su AŞK’tır. Suyunu kararsan, hamurun olur. ULU’n seni yoğurur. Suyunu veren, hamurunu yoğuran; HAZRETİ ALİ’dir gelen. Başında resim, gönlünde AŞK’ı. Suyunu aldığından, yolunu bulduğundan. Yanında-gönlünde, resmi nerde olsa olur. Sudan gelen, ‘Susuzum.’ demesin, şikayetçi olmasın. Asmayı dikene, bağını budayana; üzüm verdi, ‘Şarap olsun.’ diyene. Hidayetin ALLAH’ımdan geldiğini bilene, hoş sohbet oldu.

3 Koz elinde de olsa, yanlış kağıt oynarsın, kozunu bozarsın. Bozduğun senden değil, sana bozdurandandır.

4 Koyunun yeri, kuzusunun yanıdır; kuzunun yeri, anasının yanıdır. Kanından-CAN’ından aldığını, elinden verse, kendini, sözü ile gönülü birleştiğini bilse; düşündüğünü derer, bohça diye dürer. Kararı ondan olsa gelse, sözü edilir. Nasip olan anılan, yazılan kısmetidir.

5 Kuyunun başına gitsen, ‘Suyundan ver.’ desen; kendi elini uzatmaz. İpi ile kova sarkıtırsın, kovayı doldurursun.

6 Ona de ki; ‘Sen ile ben, dünyanın malı iken; yumuşak yol ile aldık, yumuşak hali bildik, şikayetçi olmadık, ‘Halin nedir?’ demedik. Günde açalım, hayrı görüşelim. Uygun olan, ALLAH’ımdandır. 

7 DEDE’nin dediği, gününde doldu, destiler elde geldi. Doldurduk sunduk, boş el bırakmadık. Söğüt dalı, kulun hali. AŞK’ın yolu hep suda. Su bende, ben deryada, gelen bende, ben yolda, kul elde, el göğüste. Cümlemiz BİR olduk, suyunu bulduk. Ağacında dalı mısın, dalında yaprağı mısın? Ne yolumuz kapalı, ne suyumuz durgun. Akar gider, her aktığı yerde toprağı sular. Nice ağaç, suyundan beslenir. O da varacak. Ağaca yaprak oldu, yolunu bildi. Suyun akışını bulanın, varacağı yer bellidir. Elbet çoğalır, ağaç her yıl yaprağını arttırır.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

hidayet: HAK YOLU’nu, doğru yolu gösterme. HAK YOLU, doğru yol.