1 Eylül 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hasret olmadık, ‘Nerede?’ demedik, her an beraber kaldık. Sunulanı yerinde gördük, sevince ortak olduk. Sunulan, ALLAH’ımdan alınandır. ALLAH’ımdan verilen, elbet hayırdır. Sevginiz, ALLAH’ımın sizlere sunduğudur. Her kapıyı açtırır, her sevileni buldurur.

2 Kaide dendi, kula üzüntü oldu. Yanlışlık yok dediğimde. Sizlere sunulmadan, MEVLÂNA’yım denilmeden, ne ile beklerdiniz? ‘MEVLÂNA’yım.’ denildi, yuvanıza gelindi. Sabrı kaldırdınız. AŞK’ınızın hızından, deryaya dalmaya çalıştınız. Deryaya, nehir aşılmadan varılmaz. Nehri buldunuz, ne mutlu size. Yolunuzu çizdiniz. Günde sabra daha çok yer vermelisiniz. Çünkü nehir bulunmadan, nereye gittiğini kul bilemez, rüzgara karşı koyamaz. Ancak nehri bulanın, AŞK’ına mesnet bulanın; sabrı elbet az olur. AŞK olmayan, meşki ne yapsın? Neşe neden? Verilenin güzelliğinden, güzelliği görmeden. Kaide ne ile bozulur? Verileni kendine mal etme ile. Güzellikten maksat; kundaktan göğün gidişine, gidişine uyuluşuna, gitmeye de ‘ALLAH’ım EMRİN.’ deyilişindedir. Atı bağlarsın, kaçmasın diye. Tayı tutarsın, tepmesin diye. Nasibinde kaçmak var ise, ipi kopar yine kaçar. Suyun akışı gibi berrak gönlümüz, yumağın dönüşü gibi açık yolumuz. Ne gidenden kaçınılır, ne gelene söz edilir. Zaten dünya, misafirhane. Gelen gidene el sallar. Gidenin arkasına baktığı görülmemiştir. Ne var ki, bedenin kaldığı yerden, RUH yürür gider. Beden RUH’un yuvası, dünyadaki hanesi. Hane viran olmasın, kula zorluk vermesin. Giymek güzelliği arttırsa, ALLAH’ım kulunu giyinik yaratırdı. Dediğim fistan değil, gönül giymesi. YARATTIĞI kadar özenmiş, “YETER ARTIK.” dememiş, bıkıp ta usanmamış. Neyi neyden ayırmış, hangi kulu kayırmış. Denir ki, ‘İlahi adaletsizlik, dünyada görülür.’ ADALETİ öyle yüce ki; sualine ne sen ne ben takdir koyamayız, verileni ölçemeyiz. Ne var ki, ALLAH’ımın verdiği, dünyada ölçülmesin. Kulunu nerden sevindirir, bilinmez. Terazide iki göz, biri mana biri madde. Kimi kul manada kazanır, kimi maddede. Kimi ikisini ortalar, gücün yetince. Gücünce yardım edersin. Güğüm yetince, güğümce yardım edersin. Yaptığın yardım; senin, onun ve ALLAH’ımın arasında kalsın. Çünkü, ALLAH’ım içindir yaptığın. Kulun takdiri, seni kazandırmaz. ALLAH’ıma söylemeye de hacet yok, GÖRÜR. Layık olan kuluna, dilediği nasibi verir. Vermeyi sevene, verme kuvvetini gösterir. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun.

3 Denize girersin, ‘Karşı kıyıya geçeyim.’ dersin, nefesini yoklarsın. Huşu ile andığın, AŞKI ile yandığın, ‘CANAN.’ deyip koştuğun ALLAH’ım; sana gemi gönderir, karşıya çıkarır. Koyun ile kuzu giderken, ne koyun alınır ne kuzu çekilir. ‘Neyini?’ dersen, ayırmaya kıyılmaz, koyun kuzudan ayrılmaz. Koyun, yumuşak kula benzer. Kuzuyu koyun besler. Olmasını dilediğin, ‘Olsa.’ diye beklediğin; koyun-kuzu misali beslenir. Sohbet gerekmese, yol açılmaz. ALLAH’ım gerekmeyeni nasip etmez. Sohbetimiz, gereklidir. Yeri mekanı ayırmak, ne senden ne benden. Nasip kadar alınır, desti-desti doldurulur; ne dökülür ne yayılır, nasibi olan gelir. Alınmayın yerinmeyin, ALLAH’ıma duacı olun, ‘Şükür.’ deyin. Sofranızdan, kaç kul geldi nasip aldı. ALLAH’ımın LÜTFU değil midir? Gelenler sizlere duacı oldu. Karınca-karınca, arı beyi yerince bal alırsın, yuvana koyarsın. Arı gibi verimli ol. Karınca kendine, aldığı da kendincedir. ALLAH’ım ona, o kadar nasip verir. Çünkü yalnız kendini düşünür, kendi için çalışır. Aç kalmaz, çok bulmaz. Arı verimlidir, verdiği kadar alımlıdır. Elbet hem balı, hem hali sevilir. Ziyafet, kulun kendi nasibidir. ‘Ziyafet.’ dersin, hazırlarsın; nasibi ise yer. Huydan alan, ‘Nasibim.’ desin, sevinsin. Güzel huyun kazandırdığı olasınız. Düğümü dolan, dünyaya bağ atmasın, kement ile bağlanmasın. Dünyaya sevgimiz, ALLAH’ıma AŞK’ımız olsun. Dünyayı da, ALLAH’ım yarattığı için sevelim. Sevgimizi tepsi-tepsi sunalım.

4 Kuzu sürüsünde koyun olduk, birbirimize sevgimizi bağladık. Ne kuzu koyundan, ne koyun kuzularından geçer. ALLAH’a ısmarladık. Sorgumuzun, YM olduğu bilinir. Kaçınılan yok. Yerini değil, yolunu düşün. Merdane diledin, ‘ALLAH’ım.’ dedin, gücün yettiğince duacı oldun. Gönüle şüphe koyma. Rüyayı nasıl görsen, hayırdan başka şeye yorma. Kapalı olan açılır. Defter senin olsa, yazı benim olsa; dileğimizce yazarız. Yazıyı yazanla, gönüle koyanla; ne dediğini yapar, ne o yola düşer. ALLAH’ımın İZNİ ile, yazıyı dediğin gibi de yazarız, ne var ki sen okuyamazsın. (Okunamayacak kadar küçük yazılar ve yazıların manası: Elma yedim, ‘Halden.’ dedim, armut aldım, ‘Ham bu.’ dedim, seni de kendim gibi bildim) Elbet seni de benim gibi bilirim. Eğer kendim gibi bilmesem, şaka mı ederim? ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. Kuzu sürüsüne, koyunum. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH