|
19 Ekim 1971 MEVLÂNA’yım ben! 2 Günümüz, sohbet günü. Sahil yolu aramayız, çünkü sahildeyiz. ‘Merkep’ diyene, kulu benzetene de ki; ‘Merkep olanda, kul öyle görende, gözünün bakışındandır.’ Kul kuldur, merkep merkeptir. Ben ona ne gözle bakarsam öyle görürüm. CAN gözle bakayım ki CANAN’ı göreyim. Görmeyi, dünyada öğreneyim. Hoş sohbeti bulduk, koyun postu serdik; yününü aldık, bedene ördük. Giyen CANLAR’a ne mutlu. GARİB’in gönlüne serdik postumuz, cümleye dedik ‘Dostumuz.’ ‘Selam.’ deyip gelen CANLAR’a ne mutlu. Yolumuzu YUVA’ya bağladık, ‘Kapımız her kuluna açıktır.’ dedik. Kapımız açık gören CANLAR’a ne mutlu. Yumuşak yol dileyen, kumunu dünyada eleyen CANLAR’a ne mutlu! 3 Geldi günün konusu, İslam olanın sevgilisi, ayların en güzeli,
günlerin en bereketlisi. Sevgi bölünmez, dünyada kalınmaz, amelsiz gidilmez. Cumaya
YM diyeyim. Beklemeyi neden denemezsin? Sabıra bedeni neden alıştırmazsın?
Cumada ne var? Her cuma gibi bereket. Ay ile yıldız ne verir? Güneş kulun
karıdır. Kâr nerededir? ALLAH’ımın VERGİSİ’nden. 4 Aymayı bilen, kendini bulsun; bulamadı ise, yaratılana baksın. Kâmil olan bilir, bilmeyene verir. Ne var ki, verenin verdiğini bilmesi, HAK YOLU’nda olması gerekir. HAK YOLU’nda olana, kuldan şahit aranmaz. Kâmil olan kuluna, ALLAH’ım keramet verir, onu kula tanıtır. Kerameti görülenin şahite ihtiyacı yoktur. Dünya ile ahireti ayıran çoktur. Ne var ki, dünya ile ahireti beraber yürütmek, kerametin en yüksek mertebesini bulmaktır. Bulduk, verdik. Kaçınılmayana ‘Dert.’ deme, olana gönül koyma. Kumunu yol için, yolunu kul için, gönlünü ALLAH’ım için gününe bağla, geleni ALLAH’ıma havale et. ALLAH’a ısmarladık. Bilineni demekten, yolunu vermekten kaçınmam bilirsin. Olayın gücüne değil, ALLAH’ımın KUDRETİ’ne sığınılır; gerisi, sabun köpüğüne benzer. Almayı bilensen, alışına şükret. Verişim, yer değişmez, post günde başka gönüle konulmaz. Daha önce dedim, postumuz GARİB’in gönlüne serildi. ‘MEVLÂNA ile konuşan çok.’ diyene derim. ALLAH’ım RAZI olsun, ne demek istediğim yanlış anlaşılmasın. Post niye serilir? Gelen CANLAR’a dostluk etmeye. Dünyaya değil, salihe bakılsın, ötesi silinsin. Asmayı YM dikendeniz, yolunu kul için yürüyendeniz. ALLAH’ıma emanet olasınız. Kullara yazı verilse bile, post serilmez. Post, her dünya devrinde bir kula verilir. Onun için, ‘Bana da.’ denmesi yersiz. Hatalısın demedim ki. Gönül kırılmasın diye açtım. Postumuz cümleyi, gönlümüz kainatı sarar. Her kul, SEVGİLİ’yi arar. CAN ile ara ki bulasın, bulanlara karışasın. Süse ne hacet, sizler için geliriz. Dünyaya yaptığın, ahirete attığındır. ALLAH’a ısmarladık. Postumuza gelen CANLAR, yalnız değilsiniz. Yanlız sizler değilsiniz. ‘Verilen yetsin.’ demeseniz bile, hakkınıza razı olun. Hamiyet kulu yüceltir elbet. Olgunluk olmasa, hamiyetin kapısı açılmaz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH salih:
elverişli, iyi, uygun, yakışır. yetkisi, hakkı olan. dinin
buyruklarına uygun harekette bulunan.
|