9 Ocak 1972

MEVLÂNA’yım ben!

1 Suyun verdiğine değil, kulun aldığına gönül koyarız; gönülleri su ile ancak, öyle yıkarız. Yokluğa değil, varlığa inanırız; inanmak değil, öyle olduğunu biliriz.

2 Sayıyı çokluktan, soyluyu soysuzdan sorarsan; tenkit ettiğini görürsün. Ne var ki, neyi tenkit ettiğini bilmez. Soylunun soysuzdan farkı, dünyadadır. Nasip olana soylu denir, paye verilir. RUH yapısı; ne soy, ne ana, ne baba vermez. Hoca da eğitmez. Kul kendini, kendi eğitir, ÖĞÜTEN yine ALLAH’ımdır. Sarmaşık ağaca sarılsa; boy verişi kolay olur, sağlam destek bulur.

3 Uydunuz-duydunuz, elimizi aldınız. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun, KABE kapısı gönüllerde açılsın. ‘VARSIN.’ desin, kulunu çağırsın.

4 HAZRETİ OSMAN der ki: “KABE her dileyende, her dileyen KABE’de; benim gönlüm de, cümlenizde.”

5 HAZRETİ EBUBEKİR der ki: “Suyun kaynağı KABE ise, kolları kul gönülleridir. Sen kul gönlünü hoş et ki, kollar seni KABE’ye getirsin.

6 HAZRETİ OMAR der ki: “Kulunun kolunu zorlama ki, gönlü darılmasın. ‘Sonumuz Gül Bahçesi.’ derseniz, elbet Gül Bahçesi’ne gidersiniz. Aynayı duvara çevirme, boşluğu duvarda bilme, yanlış gördüğüne gülme.” 

7 (Gerçek maddi alem var mıdır, tecelli midir?) Suyu ancak avucunu açarsan tutarsın. Buzlaşması, kulun beden halidir. Ne görürsün, ne tutabilirsin. Ama vardır. Olay suyun şekil değiştirmesidir. Kulun yapısını, etten-kemikten-kandan bilsen yetmez mi? Ne bugün, ne yarın çözümü olmaz. Kulun yaptığını, kul bilmez. Yoktan var, vardan yok olmaz. Varız. Hep varız. Ne var ki, anda alemden alemi böleriz. Kumunu elemek, her kulun görevidir. Kumunu elemeyen kul, yapısına önem vermeyen sıvacıya benzer. Ne eleğin delinir, ne de gönlün bölünür. Eledikçe incelir, eleğin işi kolaylanır.

8 Adaleti kendine değil, karşındakine uygula ki; vurguna gitmeyesin. Denizde vurgun, yorgun kuluna gelir; karada vurgun, kırgın kuluna gelir. Ne sende ne bende, soru olmasın ki; adaleti görülsün. Acı ile verilenini, ‘ADALETİ’nden olduğu.’ denilmesin. Adalet, kulun beden yapısında tecelli etmez. Eğer gönül kırdı isen, kırılan da gönül olur. Gözün yaşı aktı ise, kul naz ile baktı ise; ona gönül bağından çiçek der, eline ver, gönlünü al, sevindir.

9 Sözüne söz katana, sözünü yabana atana asi deme. Asi olan, ALLAH’ıma isyan edendir. Der ki, ‘Söz ettim, çanak tuttum.’ ‘Sende de bende de.’ deyim, sözü beraber karayım, elde olana göz atayım. Ne sana, ne bana yararı yok ise; toprağa gömeyim. ‘Çöpe atayım.’ demedim. Yeşeren, tazelenendir. Her olay ALLAH’ımın DİVANI’ndan geçer. Sizlerin an dediğinizde, burada milyonlarca dava görülür. Her dava, anda sonuca bağlanır. Ne öğrendin, ne bildin, hangi sırrını çözdün? Kalandan-gelenden, bilenin-bildiğinden; elde olan evrenin boşluğu, her yuvanın boşluğu söylenir. Bir kapıdan girilir, öbüründen dönülür. Çıkış yok, dönüş var. Bilenin bilmeyenden farkı, tanımayı öğrenmeyi bilmesidir.

10 Denizde balık gördün mü, elini atıp tuttun mu? Bilenin sorusu, denize oltayla gidişe benzer. Koşuya hazır olan ata; gem vuramazsın, ayağını bağlayamazsın.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH