21 Ocak 1972 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gölge düşmez sözümüze, duman gelmez gözümüze, hayret olmaz ÖZ’ümüze. Geldik-döndük-vardık, varıştan vazife aldık; dönüşe kulunu hazırlamak için. Almayı deneyenden, vermeyi esirgemedik. Eğmeyi deneyen, sevmeyi öğretir; SAHİBİ’ni bilen, uyanını bulur.

2 Kaçınamayacağımız olayda sorumlu, karşımızdakini tutmayalım, hata onda olsa bile. Hatayı görmeye değil unutmaya çalışmak gereklidir. Her gidenin yolu düz olsa, düşen olmazdı. Kul düşmese, düzgün yürümeyi öğrenmezdi. Hataya düştü isen, üzüntün bilmemekten olsun. Hatanı bildi isen, sevinmen gerek. Hataya düşmeyen, AFFI’na sığınmaz; AFFI’na sığınan, üzüntüde kalmaz.

3 ‘Olmaz.’ dediğin olacak. ‘Gayretim ne olsun?’ dersen, ALLAH’ıma sığın derim. Amade olayım, soruyu senden bekleyeyim diyene dedim. Hastanın şifası, dertlinin devası ALLAH’ım. Duacı olman, seni de hastanı da huzura kavuşturur. Ona de ki; ‘Derdini verenin, varmayı ölçüde bilene verdiğini bilesin, dedi MEVLÂNA.’ Gayreti dedim, sözün başında verdim, olaya taş koyma dedim. Düşen düşsün, düşmemeyi öğrensin. Elinden tutarsan, ‘Ben götüreyim.’ dersen; tutamadığın güne, gene düşer.

4 Akıldan geçenden, gönülde olanı çıkar. Hummalı olanın yoluna, ne söz ver, ne de söz al. Konuyu açana, gönlünü eylemeyi düşünür. 

5 Amade olduk, ‘ALLAH’ım YARATTI.’ dedik, karıncayı da sevdik. Sevenin dostu çok olur. Sevdiğin her kul, senin dostun olur. Çünkü sevgin sana öyle gösterir.

6 Ağaca çıkanın pabucu yerde kalır, elbette dönüş gene olur. Sakla sözünü, vurma yüzüne. Günün konusu, eşin eşten yanışıdır. Gönülden uyduğun günü, ‘ALLAH’ım.’ diye yalvardığın, O’ndan teselli dilediğin günü unutma. Anda gönlünde hoşluk duydun, gelenin YARDIMCI’n olduğunu unutma. Gününü hoş geçir, gamlı olma. Gamın yeri, kulun kulluğunu bilmediği gündedir. ULU’nun sözünü aldım, yolumu sana verdim, suyunu içirdim. Güğüm ile gelsen, adını versen dedim. “ Kumunu elediğim gün, yardımımı dilediğin gün yanındayım.” dedi, olaya el koydu. HAZRETİ YAHYA. “Huyunu huyuma denk gördüm, ‘Yardımcı olayım ALLAH’ım.’ dedim. Kumunu eleyenden soran, elemeyi ele alandır. Güzellik olaya uyulandadır. Uykuda olana, gözünü neden kırptın dersen; elbet bilmez. Umduğundan yol açılmaz. Gönül yolunu gördüm, ‘Uydu şükür.’ dedim. Geçici olana, kaçıcı ol deme.”

7 Karşımızda olana diyeyim, sahanın küçüğü de büyüğü de gereklidir. Ne var ki elinde ki küçük ise, aşını da az tutarsın. ‘Neden küçük?’ deme, sorguya verme, ‘Büyüğüne sahip ol.’ deme. Gücünün yettiğine evet dersin, yönünü gününe çevirirsin. Asmayı çardağa sardıran, hem gölgesini düşünür, hem meyvesini. Dama taşı olsun demeyin, eşlerinizi öyle görmeyin. Yer yerinde, söz serindedir. Sözü diyen, yediği aş gibi pişirmeye çalışmalı, öyle demeli.

8 Olacağı önleyemezsin. Ne var ki kendini hazır bilirsen, ALLAH’ıma sığınırsan; olay seni sıyırır geçer. Gelenin değil, gidenin sözü edildi. Karşımızda olana. Olay seni sıyırdı geçti, dert değil. Hamuru yoğuran, elini sıyırır. Eldeki leke değil, hünerdir mühim olan. Leke gönülde olmasın, dilin dikenli olmasın. Ömürde olan, kah gülen, kah ağlayan; gününü ‘Güzel.’ desin, hayır olanı beklesin. Gidenin arkasından bakmasın, gelenin hayrına inansın.

9 Selam olsun gelene, sözü başından bekleyene, ‘Yolumu kapadın DEDE’m.’ diyene.

(Bu günkü kayıtlara göre bu tebliğin sonu bulunamamıştır.)