21 Ocak 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hoşnut oldum yuvanızda, hayır gördüm gününüzde, duacınız her an
oluruz, KABE’yi gönüllerde görürüz.
2 Deryayı kuşun mu sandın, yolunu yokuşa mı dedin? Yolun düzünü
veririz, her kulun gönlüne gülleri dikeriz. Koyduğun kanun, ne senin ne
benim, YÜCE’nin. Gemiyi deryaya verdik, deryanın ortasında ne bulduk? Deryanın ortası,
gök ile denizin birleşmesidir. Birleşmeyi tek ayıran, deryanın
kuşlarıdır. Evet. Derya kuşların değil, kuşlar deryanındır.
Deryanın ortasını geçen, kıyıya yaklaşan gemi; kuşların uçuşu
ile selamlanır. Kıyıya yaklaşmanın, müjdecisidir kuşlar. Damını örten,
‘Yuvamı bildim.’ der. Gelen-giden haberler, geminin karaya
yaklaştığını haber verir. Haberden maksat, nameler. Mektup, kuş
misali gelir-gider.
3
Ağacı niye dikersin? Meyvesini alayım diye. Asmaya niye çardak
kurarsın? Hem gölgesini, hem meyvesini alayım dersin. Üzüntüye yer
olacağı,
daha önce verdim. Üzüntüye yer niye? Kaide bozulmaz. Yazının hatası
değil, kulun tamamlaması. Yazıda
da hata olabilir, çünkü kul eli anda durabilir. HAYYAM der ki; “Ne
içenin geçtiği, ne geçenin göçtüğü; kulun kaygusuna gelmesin. Gölgeyi
seçmedi, gayretten şaşmadı, gönlünü bozmadı. Kayguya
yer yok denilen, yersiz değil sunduğum.”
4 Gümüşü dünyada dileyen, ‘Altın yolumu ahrete bağlasın.’ der.
Seymenin kanında, koruyucu varlık mı var? Her kulun kanı, kendi seymenidir. Güneşten
alan seymen, gölgeye iltifat etmez. Oğulda seymen kanı, güneşten
yanmış. Aynı YUNUS’um gibi. Neyi açayım? Oğuldaki gönülü mü? Güneşin yaktığı,
sadece bedeni korur. Seymenden olan, adım-adım yanandır, ALLAH’ımı bilendir. Gölgeyi
ne yapsın. Aşkına gölge mi düşürsün? Dilediği, dilediği gün
olur; sizler dert etmeyin.
5 Kaleye mi çıktın, etrafa mı baktın? Gölde balık arama, gönülde
taş tarama. Sorana dedim, dünya derdini sorana. Asamadığın sepeti sat,
alamadığının üstüne kat, olayı ALLAH’ıma havale et. Alsa verse, bohça
dürse dert mi? ALLAH bohçayı dürmesin, kulunu cezalandırmasın.
6 Haylaza ‘Haylaz.’ dersen, sana güler. Dumana yol vermeye çalışırsan, dağılır. ‘Oldu-olmadı.’
deme, güne kadar olanla yetin. Gelenin bağlantısı, senin elinde mi? Aymayı
bilmekle, huzuru bulursun. ‘Umduğum gibi mi?’ dersen, sana hayır olandır
derim, Sözü oğula bağlarım. OSMAN der ki: “Gayretten değil, hayretten buldum.” Aymayı dilediğini; gayretinden
değil, ummadığın elden alacaksın, hayrete düşeceksin. Olana-durana
sözümüz ne olsun? Uyuyana ‘Aç gözünü.’ dersen, yaman sözü olur. Aymayı dilemez, uykudan kendini alamaz. Elbet uyur. Koşuyu
kazanan at bilmez amma, binici meziyet kendinde imiş gibi sevinir. Biz ne
attanız, ne biniciden; sadece seyirciden.
7 ‘Gideyim.’ diyene, daha önce verdim, ‘Olacak elbet.’ dedim. Zorluk çıksa
da, açacağı unutma. ALLAH’ıma emanet olasın, olacağı bilesin, önüne
taş gelse de kayguya düşmeyesin. Taşını kaldıranı unutmayasın. Ben
kaldırayım diye, gayrete düşmene ne hacet? ‘ALLAH’ım.’ de, YUNUS’umu dile.
8 ALLAH’a ısmarladık, sözümüz bitti, gece de yetti.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH