12 Mayıs 1972

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huzur ile verdik, dileyen her kulda gördük. Gönlünde çiçek açandan, çiçekte böcek tutandan sorguyu sildik.

2 Kandilde yağ var ise, sönmekten uzaktır. Dert edilmesin. Gidenden yol sorarsan, gittiğine değil vardığına cevap alırsın. Sözüm yanlış değil. Kumunun elendiği yer, kulunun belendiği yerdir. Mümin olan bilir. ‘Kahırda kaldım, dünyayı sildim.’ diyen, kendine yol arayandır. Yolun gidişinde değil, O’nu, varışında bulursun.

3 OMAR der ki: “Müsait olmayan, ‘Niyazdan uzak kaldım.’ diyen; gönle niyaz etsin. Dilin varmadığı yerde; gönül alır, aldığını iletir. Niyaz, gönülde olduğu müddetçe, değerini arttırır. Güzellik her verdiğinde. Yuyanın verdiği, güzeli gösterdiğidir, göremeyene uyandırdığıdır. Kolunu aç da gör, yerini seç de gör. Görgüden uzak kalan, yaratılana hata arayandır. Aslında hata, hatayı arayandadır.” 

4 Güzeli güzel diye seversen, gönlünü yıka derim. Çirkine değil, çirkinde güzele bakarsan; kulluğun içindesin. Her yaratılanın kul olması dilenir. Gelenden ALLAH’ım RAZI olsun, cümlenizin kapısı O’na açılsın. O’nun NURU’yla geldik, O’nun ADINA sözümüzü verdik, her dileyene yardımcı olduk. 

5 Her kul, olduğu yeri ALLAH’ımın KALESİ bilsin, muradınız tez olsun.

6 Dünyanın döndüğü, her kuşun konduğu bir dal vardır. Dalınız sağlam olsun, sağlam ağaçta dursun, toprağa derin gitsin. Toprak, alanın değil verenindir; su, içenin değil derenindir. Ne kadar içsen bitmez, akan dere kurumaz. Nerden gelir? Nereye gider? Gittiği yerde ne bulur? Olduğu yerde ne görür? Gördüğü; YARATAN’ın VERDİĞİ’dir, mümin kulun ‘YARATAN’ım VERDİ.’ diye sardığıdır.

7 Gönül altın olursa, varsın çamura konsun. Ne çamur altını bozar, ne altın yozar. Her kul, kendi olduğu yeri kazar. Yumuşak olalım, SAHİLİ’ne varalım. ‘Yumuşak nasıl olalım?’ derseniz; VEREN’in VERDİĞİ’ne şükrederek, niyetine uymasa da.

8 Kuyuda su ararsan; yandığındandır, ‘Bir yudum su içeyim.’ dediğindendir. Ne var ki, akan suyu bulduğunda, dizi yere koyduğunda; içersin de, yunarsın da. Manada güzellik, VEREN’in; maddede güzellik, görenindir. Manayı görmek, ölmeden ölmekle olur. Maddede güzeli görmek, O’nu bilmekle olur.

9 Soyluda aranan, yılının eskiliği mi? Soylu ile soysuzu ayıran, dünya varlığına verilen kıymettendir. Soyunduğunda her kul birdir. Aynayı aldığın gibi, ilk baktığın kendi siman olur. Ayna misali, karşındakine bak ki; kendini göresin, onda sevgiyi bulasın. Bulmadığın zaman, kendini yokla, ‘ALLAH’ım.’ de O’na sığın. ‘Ve lahavle.’ demeden önce, ‘ALLAH’ım, SANA sığındığım günden beri aldığımı bileyim, bildiğimi diyeyim.’ de. TEKBİR getirmeden, tespih çekme. ‘ALLAH’ıma sığındım, geleni O’ndan bildim, her olana uydum.’ denir, niyaza öyle yer verilir. Uymadan-duymadan, niyaz edilmez.

10 Her ateş, kendi mangalında yanar; her gönül, kendi bedeninde hafifler. Selameti ‘ALLAH’ım.’ diyen bulur. Senden geçenin, kalburda olduğu bilinsin. Dilinden kalbura verilsin, öyle elensin. Sana derim. Dediğin gibi, gönlünden geçirdiğin gibi yaparsın. Senin düşündüğünü yazdık. Ateş genişledikçe çıtırdar.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH