|
26 Mayıs 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Huzurumu sizlerle bulurum, ALLAH’ımdan öyle dilerim. Yolumdan gelenle, yolumu bilenle, adımı ananla, ‘ALLAH’ım.’ diyen her kul ile bir oluruz. Cümlenize ALLAH’ım ADINA selam ederim, kucak dolusu selam getiririm. 2 Manayı açmak AŞKI’na düşenin sırrıdır. ‘CANAN.’ diyen her kul; CAN’dan geçendir, ‘CANAN’ı ile CAN’ı BİR olduk.’ diyendir. 3 Ayrılık var mı? Kocamış atın yolu, ne bitimindedir, ne sitemindedir. Bittiği yerde, başlayış görülür. 4 Konuk gelenin, adımı her an ananın selamını aldım. Yolumuz taşsız, gönlümüz başsız, huzurumuz sonsuz. ‘Nerden neyi koparalım.’ demedik, mümin kulda yobazlık görmedik. Mümin olmak; ALLAH’ımı gönülde bilmektir, kainatta bulmaktır. Batıldan sıyrıldığın an, kainatta güzeli bulmuş olursun. Batıl demek, korkuyu bildirmek demek değildir. Yanılmayın; sevginin, korkunun, güzelliğin ölçüsü olmaz. Her kul bir yerde, güzel arar. Her kul bir yönde, korkuya düşer. Yumuşak kul olur, taştan korkar. Halbuki taş ona ne yapar? Ne kırar, ne kırılır. Mantıkta olan bir takıntıdır korku. Meyve dahi güneşte olur, gün gelir güneş ona zarar verir. Aslında zarar yok. Ne var ki kul, kendince zarar görür. Geçtiğin yerde taş arama, ‘Taşı taşa vursam, birbirinden kırsam.’ deme. Bırak kendi vurulsun, kendi kendini ufalasın. Sen vurursan; hata arar, seni sorumlu tutar. Yolumda olana dedim, sorusunun yorumunu verdim. 5 Mevzi arayan, yudum-yudum içmeye çalışana. Kandili niye
yağsız bırakmazsın? Sönmesin diye. Sönerse elbet kandilin hatası olmaz. Ya
yağsızlıktan, yahut da rüzgardan söner. Her hali ile hata kandilde
değildir. Yemediğin aşı dökme, döktürme. Yiyemeyeni ara. Yiyemeyeni
dahi bulamazsan, kuşları belle. Kayıtta hata olmaz; çünkü YAPAN’ın, hataya
düştüğü görülmez. Kaderde yazılandan başkası olmaz. ‘Öyle mi,
böyle mi?’ demek yersiz, kul yazılandan habersiz. ‘Gayret.’ der koşar, koştukça
coşar. Olanın, gayretinden olduğunu zanneder. Aslında olacak
olduğu için, YÜCE’nin EMRİ ile gayret gösterir. Konuşulanı dedim
zaten, bağlantının tesadüf olmadığını bilmelisin. Meylini almadan,
düzlük bulunmaz. Yükselmek için yokuş çıkmak gerekmez mi? Ancak yokuşu
çıktıktan sonra, döner bakarsın, ‘ALLAH’ım.’ dersin; ancak düzlüğe
varışta, idrak edersin. 6 Eylemin bükümü görülmez. Eylem, her kulun hayalidir, bükmek kimsenin gücünde olmaz. Yumak olan sargıya gelen her kul, sarıldığı müddetçe eylemdedir. ‘Gönlümde aradığım eylemi buldum.’ diyen kul, kainatı olduğu gibi saran kuldur. 7 Kucak ile alan, kucak ile döker. Döküleni nasibi olan toplar. Kucağım ne ile doldu ise, elbet onu dökerim. AŞK’ımı O’ndan aldım, O’nu CANAN’ım bildim, gönül dolusu sundum. ‘Terennüm.’ dedin, sözümü aldın. Terennüm ettiğin, sadece tüttüğüm idi. Alevim dünyayı kucak buldu, kainatta yandı, hala sönmedi, her gönülde yandı. Aynen yanmaya başlayan, çam ormanı gibi. Bizler de CAN ormanı olduk. Onun için hep beraber yanmaya başladık. CAN’ım, CANAN’ım. Cümlemiz O’ndanız. Ne sende, ne bende, ne gelende, ne dönende. O’ndan gayri bir şey yok. Yaktığım benden değil, SEN’dendir ALLAH’ım. ‘Hata ettim mi? Kulluktan çıktım mı?’ diyene sözüm. ‘Hata ettim mi?’ dediğin an, kulluğunu bilmiş olduğun andır. ‘Hata ettim mi?’ demek, O’nun önünde eğilmektir. Eğilmek kulluktur. Yanılmayın kula kul olmak değil. Mademki hepimiz O’ndan geldik, kulun kula üstünlüğü olamaz. 8 Sorunuza cevap vereyim, ‘Erkek hatundan üstün müdür?’ diyene
söyleyeyim. Erkeğin bünye gücü var ise, hatunun dayanma gücü olur. Tahammülü
nerden alırlar? 9 Gidiş-geliş denir, meraka düşülür. Çizginin manası, verenin bünyesine hükmüdür. Verenin aldığı nerdendir? Sizden alınan, aynı kanaldan gider. Sizlere ben de bir vazife vereyim. Aynı kalemi elinize alınız, aynı çizgileri çizemezsiniz. Kalemi konuğumuza verelim. 10 (Konuğa yazdırılan) Gül ki, güllerden demetler gelsin. CAN pazarı değil bu. Gülden daha kokulu çiçek varsa, yasemin yüzlü, perdeli olandır. Seviş, özleyiş gibidir. Özlemin çok derin. Gel, gel ki göresin. Bu beni bulup bulmayacağın meşkuk. TANRI’na vasıta yok. İçin, gönlün. Senin için basamak-basamak. Hiçbir yasak olmayacak. Yılların ardında kalmışsın, bıkkınsın-sıkkınsın. Amma bu büyük tılsım; yanış mı, dayanış mı? Onu sen gecelerinde görebilirsin. Gecelerde; yalnızlık, üzgünlük, bozgunluk vardır. Amma yol burada katedilir. İçin mi sıkıldı? Yorgun musun? Doygun musun? Sabırlı ol. Daha ne söyleyeyim? Gecelerde sen, sen gecelerde varsın. Yıkılışını sanma. Her yıkılış, bir diriliştir. Suçlu olduğunu sanma. Usanma. Bir hayat ki çetrefilli, bir yıkılış ki azmin ötesinde. CAN CAN’a kıyar, amma CAN’dan CAN’a haykırıştır. Bir içtenliğin esirisin. Durma koş, atalet boş. Hissiz hayat, pazusuz güçlük olamaz. Diren direnebildiğin kadar. Yolun yokuş. Hatan var. Hatalar kul için. Hem biçim. İçin gibi, biçim. Sıralanan dağlara bak, ne biçim. Güneşe koş, yeni doğanlar gibi. Orda ben varım, sen gibi. Zulmeti içinde değil, güneşin batışında bulursun. Fırtınalarda YARATAN’ı ara. Acıktığında hamdet. Sevenlerin güçlülüğü, kainatın varlığıdır. Hasta gönüllerde sevgi olmaz, pas tutan bakır gibidir. 11 Gene gel, gene gel, gene gel. Hacim tartıya girmez. Yanış
yakılış işidir bu. CAN evimi tüttürdün bu gece. Hayatı kendinde arama.
Hayat, hayatın içindedir. Geleceklerde, hayat ebedileşir. 12 (Kalemi garip alır)
Vermeği dilemekten değil, gelen EMİR’den aldık. Verilen nakledilendir,
elden ele aktarılandır. Denemeyi düşünme, ‘Neden verilmez?’ deme. Günde verilen,
gönlündeki şüpheye akıtılan. Gönül yolu ile yıkatılan idi. Sakın şüpheye
düşme, ‘Yazamam. Verilenin hatasından mı?’ deme. Verilen LÜTFU’ndan
görülendir, cümle gönüllerdeki şüpheyi silendir. 13 ALLAH’ıma emanet olasınız, kayıtta hata aramayasınız. Çünkü hata
değil, her verilen atâdır. Gönüllere uymasa da; verilen YÜCE’den, mutlu olan
geceden, arayan gönüllerden, soran kullardan. ‘ALLAH’ımdan her gelen güzeldir, en
hayırdır.’ diyelim, her olaya huzur ile girelim. 14 ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, cümleniz selameti bulsun, sağlıktan varlığa dönsün. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH terennüm: güzel-güzel anlatma, ifade etme,
|