19 Temmuz 1972

MEVLÂNA’yım ben! 

1 HAK’ta bildik ÖZ’ümüz, günde açtık gözümüz, ‘Yaz.’ dedikte dilimiz, kalem tuttu elimiz. ADI’nı andık; saçımız teli kadar döndük durduk, sözde HAK ADI’nı bildik.

2 ‘Salih kulu olalım, O’na öyle varalım.’ diyen her kulu için duacı olduk. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, önce sözümüz yerini bulsun.

3 ‘ULU’m.’ diyen kuluna, borcumuz ödensin. Sorulanı verdim, kaideyi emirdir bildim. Kahrını meyveye dökmesin, çekirdeği toprağa dikmesin. Sevabını olanda bilsin, niyazı HAK’ta olsun. Yolunu O çizer, düğümünü O çözer. ‘Varsam gelsem, hep bir olsam.’ demek boş. BİRLİK gönüllerdedir. Sahip olunmadık dünyaya, ‘Kök atayım.’ denmesin, kökte beden aranmasın. Çünkü ne kök, ne de köklü beden olur.

4 Sağırda ses ararsan, dilsize söz verirsen; beklediğini bulamazsın, amma cevapsız da kalmazsın. Sedefte rengi bulamazsın, mavi kırmızı diyemezsin; çünkü rengini ayıramazsın. Kuşun uçuşunda gördüğünü, yürüyüşte bulamazsın. ‘Kainatın ötesi var mı?’ dersen, sonsuzu demek yanlış düşmüş olur. Mademki sonsuz diyorsun, kainatın sonunu arama. Başını buldun mu ki sonunu düşünesin? Onsekizbin perdenin, ötesine vardın mı? Kainatı oradan seyrettin mi?

5 HAZRETİ MERYEM der ki: “Onsekizbin alemin ötesine vardım, dünyayı kase misali gördüm. ‘Dersiniz ki hepimize, nasıl yetersiniz?’ ”

6 HAZRETİ İSA der ki: “Kainatı yumuşak gülde, gülün dalında gördüm. “DÜNYA KULUNU, BİR GÜL AĞACINDA TOPLADIM.” diyen YÜCE ALLAH’ımın NURU’na secde ettim, ‘Yaprağı olayım ALLAH’ım. dedim.

7 HAZRETİ MUSA der ki: “MEYDAN’ın olduğu yer, kainatın ötesine vardığı yerdir. Kainatın ötesinde NURU’nu buldurduğu yerdir. Dünya taç olsa başıma konsa, dilemem.”

8 MEVLÂNA olduğum, adımı dünyada bıraktığım malumunuzdur. Dünyayı adım ile terk etmeyişim, YARATTIĞI’na YARATAN kadar aşık olduğumdandır.

9 YUNUS’um der ki: “Bahçede önce toprağı, sonra kökü, sonra bedeni sevdim; VEREN’den dolayı. Arıyı sevdim, balından dolayı; dünyayı sevdim, döndüğünden dolayı. Benliğimi bulduğumda; arıyı da meyveyi de toprağı da sevdim, sadece YARATAN’dan dolayı.”

10 Açlık doyuncaya kadardır, tokluk doluncaya kadar. Onun için dedim, güne kadar verdim. Doyuldu, tokluk görüldü, günde hazma verildi. Nasıl ki öğün yenir, hazmedilmezse bedene zararlıdır. Günden güne sözü azaltmamızın sebebi odur. Pirinci pişirende, zerdeyi tepsiye koyanda ne görülür? Aç olana iştah verir, tok olanın gözünü doldurur.

11 Yol; ‘ALLAH’ım.’ diyenindir, ADINA yola çıkanındır. ADINA çıkan, yolda kalmaz; mümin olan, ADINA ortak koşmaz, korkuya düşüp kaçmaz. Derde deva dileyen; ‘ALLAH’ım; SEN’den geleni SEN alırsın, sebebini SEN halk edersin.’ desin, ilacını içmiş olur. ‘Kaderine isyan edenin, devası var mı?’ dersen; ALLAH’ımın verdiğine itiraz eden, neden ‘ALLAH’ım.’ dediği günün döndüğünü görür? Ne var ki dönüşe yine itiraz eder. Çünkü sevmemeyi, beğenmemeyi kendine mal etmiş. Pamuk yetiştiren, toprağını eleştiren şikayetçi olur. Ne var ki kazancı eline girdikte, yorgunluğunu unutur. Tekrar dikime kadar.

12 Yol alanın duası, karşılayıcısını buldurdu. Gönlünü AŞK ile doldurdu, dönüşte huzura vardırdı. Yoldan gelenlerin, selam getirenlerin, selamlarını aldık, duacı olduk.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH