|
16 Temmuz 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Hoş gördüm, saadet diledim. Kuru manada değil, açık manada. Saad; uymak, olanda güzeli bulmaktır. Saad
et; olana uy demektir. ‘Saadet dileriz.’ denir, havadan güzellik
beklenir. 2 Huzur nerdedir, nedir, kimdedir? Güzel ile çirkini ayırmayanda, iyi ile kötüyü kayırmayanda, verenin YÜCE’den geldiğini bilende. 3 Gönlünde ne geçse, olandan ötesi değildir. Hor gördüğün her
olay; seni bulur, sende boşluğu doldurur. Çünkü hor gördüğün, senin
boşluğundur. Öyle olmasa; tabii gördüğün her olayı, YARATAN’dan
bildiğin gibi, tabii bulmadığın olayda neden yaratandan başka YARATICI
ararsın? Masada olmadığın gün, elbet yerde oturursun. ‘Masayı veren ALLAH’ım.’
dersin de; olanı neden kulda ararsın, neden kulu suçlarsın? Kahredici her
olayda, kendinden boşluk ara. Kimlik yok. Oynamadığın oyunda, yenileni
suçlama. Elbet bir yenilen, bir yenen olacaktır. Her bedende nefis, iyi ve kötü
dediği ile savaşacaktır. Mantıkta aranan güç odur ki; kötüye kötü
olduğu için değil, aradaki farkı gördüğü için kazancını bilsin. Sana
ne iyi, ne kötü gereklidir. Her olay yerli yerinde. Kötüde katılık görülmese, su
katmak gerekmezdi. 4 Yemeden doyulmaz, içmeden kanılmaz, susuz kalmadan yanılmaz. Senin gördüğün kötü kulu yarmaksa, ona kötülük demek senin haddin olamaz. ‘Adam öldürene iyi denir mi? Suçuna göz yumulur mu?’ denirse de, onun kaybına ortak olma derim. Öldürmenin çeşidi vardır. Dünya olaylarında sadece elle öldürülmez. Gözle görüldüğünle, aslında kulun eceli yazıldığıncadır. Kuluna “DÜNYAYI GÖR, YARATANI TANI” diye gönderen ALLAH’ım; ‘Nefsine uy.’ demez, kulunun dünyasını zehretmesine izin vermez. Kaydı silinen, dünyasını değiştirir. Sebep ne olursa olsun, EMİR oradan gelir. ‘Öyleyse kulunun günahı nedir?’ denirse de, KUR’AN’da verilen aynen tatbik edilir. Kulun dünyada yaptığı, dünya cezası ile çekilir. Dediğim kanun iledir. Daha önce verdim, hatalı bulsan dahi devletinin kanununa uymak mecburiyetindesin. Gizlilik, ALLAH’ım için mevcut değildir. Uymadığın halde, ALLAH’ımın huzurunda da asi sayılırsın. Cemiyetin dışında kalan, gözden uzak dahi olsa kendi kendini cezalandırsa; bağlandığımız birlik, neden yolunu çevirsin? 5 Cahilde bulmadığını alimde arama. Cahilin cehlinde ne tohumlar
olduğu bilinmez. Alimin ehlinde nereye vardığı asla görülmez. Alimin
aradığı nedir, verdiği nedir? Aradığı bir nokta, verdiği
bir noktada bulduğudur. Kainata yeter mi? Bir kul dileğince kainatı
tutar mı? Gözle görülmedik, elle tutulmadık her nokta, kulun etrafında
dolaşır. Elin değdi ise; ‘Başarım.’ dersin, gününü kutlarsın. 6 Günümüz yaklaştı, ilacımız verilecek, derdin devası görülecek. Ne var ki, ölüme çare düşünmek yersiz. 7 Yolda giden her kul; ‘Sonu ALLAH’ım.’ der, yolda molayı hatalı görür. 8 Hoşnut olduk, kulunun görevini kutladık. Sevmeyi, alamadığı
kadar düşünsün. ‘Sevildiğim kadar seveyim.’ demesin. Sevilmese de
sevsin. Görevi görevime eşittir, vazife çeşit çeşittir. Eğer
beklemeyi bilirsen, sevmeyi denersen; duruş olamaz, görüş duramaz. ‘Kanda.’
dediğin, handa seni bekler. Yol açılsın, gün seçilsin; yeter ki bekleyende
umut kırılmasın. ‘Gözden kaçınılsın.’ deme, ALLAH’a havale et. 9 Karşında olanları asla suçlama. Her olgun kulda, dolgun bilgi arama. Anmasın varsın, yeter ki değirmeni döndürsün. Cümleniz saadet bulsun. ALLAH’ıma emanet olunsun. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|