27 Temmuz 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 ‘Hayıra yol gider.’ diyen, kandile yağ doldurandır. Kandilde
ışık gören. Gönlünde huzur var ise, kandil asana ışık verir. Huzurun
yok ise, güneş dahi seni aydınlatamaz. Her şey huzura bağlı ise
de, huzuru yaratan, kulun kendisidir. Cümlenize selam olsun.
2 Daad etmekte, gönül koymak var mıdır? Çevreni
dolayanı gör, gör ki İHLAS’ı bilesin, SIFATI’ndan O’na varasın. Gördüğün
ne bir çiçek, ne bir böcektir. Kainatı YARATAN’da, SIFATI’nı BİLDİREN’de,
olaylar ile dolduranda; sevilmedik ne var ki? Olaylardan şikayet edersen, seni olduracak ne ararsın? Güneş ile
olmazsan, hava ile dolmazsan, su ile yürümezsen; olayda hayır ara.
3 Cümle kulunun aradığı nedir? ZATI’nda olmuşu görmek. Kulluğunu
bildin mi, olaylara ‘EYVALLAH.’ dedin mi; göçünde yokuş arama.
4 Asmaya benzemek, her kulun dileğidir. Koruğun verdiğine
uydun mu, şarap olsun diye bekledin mi? Bekledi isen, sen kazançlı oldun. Her olay öyledir. Doğuşta hamlık, oluşta
erginlik, pişmede şarap. Kulunun geçirdiği her merhale, aynen
meyve misalidir. SAMANYOLU, cümle kulun hayalidir. Ummak güzel. Umduğunu
bulmak için, uymak gereklidir. Üzüm şarap olasıya kadar, türlü böcekler
görür. Ne şikayetçi olur, ne tadından verir. Dumansız yol dileyene, ‘Yol
dumanlı olmaz.’ derim. Duman, kulun kendi kuruntusudur.
5 Güzelde aramak, çirkinde bulmak önemlidir. Denir ki; ne aranır, ne
bulunur? Güzeli güzel yapan aranır, çirkinde güzeli bulmak kulu kazandırır. Saçı olmayan çirkin
midir? Saçın örtemediği baş, kulun meziyetini açar. Gözde çirkin
olana değil, gönülde diken batana can yanar. Hata beden yapısına
değil, kulun görgüsüne verilir. Gayretini arttıran, bedende verimi
gösterendir. Koğuşta yer olmasa, askerin kaydı silinir mi? Başka
koğuşa verilir.
6 Günümüzün konusunda, açık kalan boşluk nedir bilir misiniz? Ne aradığını, küçükten büyüğe
bilememek, aramaya üşenmek, Aramak ile elbet bulunur. Büyükte bilirim, küçükte
bulurum iddiası olmasa, el ele verilse; yol münasip olur. ‘ALLAH’ımın takdiri
böyle.’ denirse de, mantığı ALLAH’ım kuluna niye verir? Kuyuya at denilse, eline sepet ile akçe verilse; atar mısın? Konuyu
geçmeyelim.
7 ‘YA ALLAH.’ dedik, sözü YUNUS PEYGAMBER’e verdik: “Sahile inmeyen, denizi
görmeyen, tuzunu tatmayan kuluna. Dilesin. ALLAH’ım nasip kılar, dilediği
deryada kulunu yıkar.” der, cümlenize selamet diler.
8 Gözün görebildiği hudut, senin dünyandır. Gözün hor gördüğü senin oldukta, gönlüne öyle girdikte. Dünya
malını bırak dünyada kalsın. Sen onu götüremezsin, ne var ki o seni alıkoyar. ‘Dünyada
mekan gereksiz midir?’ denirse, gerekli olanı ALLAH’ım nasip kılar. Tamaha yer
yok. Kaleye burcu niye yaparlar? Askeri gizlemek için, ovayı gözlemek için.
9 Kumunu elediğin toprakta, taş var ise; yol üstüne atma, başka
kulun ayağına takma. Unutma, senin elinden ayağı takılır ise, senin günahına kaydedilir.
10 Güzel dediğim, benden değil YÜCE’dendir. Kazmayacağın
toprağın verimini beklemek, elbet yersiz. Kazıp da ektiğin
toprağın verimini saymak da yersiz. Aşmadığın yola ‘Karanlık.’
dersen, hatayı kendinde ara. Geçilmeyen yolun ismi verilmez, aydın veya
karanlık denilmez. Sen dile, ‘Yolun ALLAH’ım.’ de; kandiller yanar, ışıklar
saçar, dileyen kulunun yoluna NURU’nu döker. Ayda görene verir, görmeyeni siler.
Göçün en uygununu arayan yanılır. Her göç ALLAH’ımın EMRİ ile olur. Göçünde
ALLAH’ımı bulan kul, mertebesini anda alır.
11 Bilenle bilmeyen denir. Bilirim diyene sorsan, bildiği kasede bir
un tozudur. ‘Basmadığın yerde, yüz karınca yaşar.’ derlerse ne
dersiniz? Yüz karınca yaşarsa, eceli gelmediği içindir. Basmamak
elinde mi? Eğer göçün yazıldı ise, seni tutan kim? ‘Olmasa gitmezdi, eceli bulmazdı.’ demek yersiz.
12 YUNUS’um geldi, kaidesiz söz diledi. “Toprak elde, el GÜL’de, GÜL
gönülde oldukça, kainat durmadan döndükçe; seni de öğütür, beni de. Kıyamet
günü gelende, cümle kulu bulanda; sen de BİR, ben de BİR. Cümlemiz GÜLÜ’nde,
GÜLÜ’nün dalında, o’nun dilinde, ALLAH’ımın NURU’nda olalım; kaideye sorgusuz
uyalım.” dedi, selamladı gitti.
13 “Ateşi körüklesem, yolumu yarılasam, tarlamı darılasam.” der, BEHLÜL DANE sorar: “Yokuşu inmek mi, çıkmak
mı kolaydır? Durmadan yürü. Görmediğin yeri nasıl düşünürsün? Yokuşu
çıkmak kolaydır, çünkü çıktıkta hafiflersin. Beden ile değil elbet. Yerden
toplamak, ağaçtan toplamaktan kolaydır. Ne var ki, yerden toplanan bereli
olur. Bereli meyve, kulun zevkini siler. Aslında tadı aynıdır.”
14 BEHLÜL DANE kazanı çevirdi, denize devirdi; çünkü yolunu bulması için,
darı serpmesi gerekli değildi.
15 ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, sohbetimiz yolunu bulsun.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH