|
4 Ağustos 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yemeyende yudum görülmez, huyu ile doğana öğüt verilmez, merdane tutana mayala denilmez. Yufka açmayacak ise, eline merdaneyi almaz. 2 Sözümüz dilendikte verilir, sohbetimiz meclis kuruldukta açılır. Yenmedik
gelmese de olur, yeter ki sözümüz tatlı gelir. Yufkaya tadını verenden, sofraya
güler yüz ile oturandan; ALLAH’ım hoşnut olur. Sahanın da duru su dahi
olsa; yüzün gülsün ki, ALLAH’ım suyunu iki kat arttırsın. 3 Sözümün başında yufkayı verdim yanılma olmasın, hatun kişi kendine alınmasın. Senin vazifen, sofraya tatlı aş koymak. Yeter ki niyetin hoş etmek olsun. Olamadığı gün, er kulu olmasa dahi hoşnutluk getirsin dedim. Kulunu kuluna kayırmadım. ‘ALLAH’ım.’ dedim, her günümde hoşnutluk getirdim, sofraya oturmasam da. Yanlışlık olmasın. Soframız günün yeterince aşını alırdı, sanılmasın aşsız kalınırdı. Sohbetimiz öyle tatlı gelirdi ki, dört öğünde yemek ihtiyacı duyulurdu. Soframız açık olsun, sohbetimiz seçkin. 4 (HAYYALESSELAH) Selamımız kainata olsun, cümlesine Şefaatçi RESULÜ gelsin. Kainatın KURUCUSU, gönlünde olsun. AŞKI bedeni yıkıp, gönlümü yaksın. ‘HAY.’ ALLAH’ımın İSMİ CELİLİ. ALLAH’ımın ADINA, kainatın salahı. Hummalı olmayalım ki, aldığımızı bilelim. 5 (LAİLAHEİLLALLAH) YARATAN’a ortak asla olunmaz, RESULÜ’nün önüne geçilemez. LAİLAHE, YARATAN’ın BİRLİĞİ demektir. İLLALLAH, BİRLİĞİ’ne sığınınız, ALLAH’ımın BİRLİĞİ’nde kainatı görünüz. BİRLİK’in tek yönü, dirliktir. 6 Yaratılanda asla aksaklık yoktur. O da, BİRLİK’in en açık işaretidir. Kul yapısında görülen aksaklıklar, kainatın yapısında asla görülemez. Nasıl ki; ne kadar gayret edilse örümcek ağı örülemez, arı balı yapılamaz, kuş yuvası kurulamaz, kulun kaderi çevrilemez, ‘Denizi devireyim, tersini döndüreyim.’ diyemez, nasibi olmayanı yiyemez. Onun için cümlemiz, O’nun YAZISI’nın içindeyiz. O’nun YAZISI içinde oldukça; niye dert edelim, ‘Olmaz.’ diye kahrolalım? 7 Çevrede yol görmezsen, yolunu sen aç. Yolsuz olanı seç, önüne geç. Doğurmak güç değildir, yolunu vermek güçtür. Yoluna uymazsa, kaderi bilmezse; sabretmesi güçtür. 8 Hatada benliğe düşmeyin. ‘Bende olandan gayrıdır.’ demeyin, onda olanı değerlendirin. Senin meyvenin çekirdeğinden olur. Ne var ki, meyveyi vermez. Yapacağın değerince aşılamak. Budama değil aşı. 9 Dönüm olsun, günün hayrı bilinsin. Mümin olan, yolu bilen dediğimi
alır. 10 Cimrilik kulu geriye atar. VERDİĞİ senin için değildir, cümle ile paylaş. ‘AŞK’ımı SANA verdim, SENİ cümle ile paylaştım.’ dediğin an, O’nun kulu olursun. ‘Ben ALLAH’ımı herkesten çok severim.’ asla demeyin. Sevginiz; az gördükçe büyür, çok gördükçe eksilir. Dile düştükte, sergi misali satılır. Yaprağa baktıkta yan, amma yandım deme; çiçeğe baktıkta gör, amma gördüm deme; hayvana baktıkta sev, amma sevdim deme. Mümin olan bilir. 11 Dedim ya, sevmediğin yaprak O’nun değil mi? Kazmadığın toprak O’nun değil mi? Dumanı aldı isen, güne dönmek O’ndan değil mi? 12 Sabra yer veren, selameti bulur. YARATAN’ın VERDİĞİ’nde
ayrılık görülmez. İki kul yan yana gelende, biri güzel biri çirkin
denilmez. Cem ile başlayan, cem ile bitirsin. Fetihte aranan nedir? Doğuş
mudur, alış mı? Doğuş, YARATAN’ın YARATTIĞI; alış, YARATAN’ın
nasip ettiği. Aslında her iki şekil de YARATAN’dan. Ne var ki, biri
olduğu gibi, öbürü kul eli ile oldurulan. 13 “Yemeni giysem mi, SEVGİLİ’ye yürüsem mi, her güzele sarılsam mı?” dedi YUNUS’um geldi: 14 “ ‘Gücün yeter mi?’ dersen, ‘AŞK’ım biter mi?’ derim. AŞK’ımın sargısı, kainatın üç dolayıdır. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. Kainat; AŞK’ınızı oldursun, nefsinizi soldursun, benliğinizi kaldırsın, ‘ALLAH!’ dedikte yangına düşürsün.” 15 ‘Cenneti buldun mu?’ dediler, bir sohbette bana sordular. Cennetten maksat; çeşit çiçekler mi, kanatlı melekler mi? Yoksa dünyada gönül ile aradığım, AŞKIN diye feryat ettiğim, kafesime isyan ettiğim, O’na koşmak dilediğim mi sorulur? Göçümde ismim ile anıldığım an, alemden aleme göçüldüğü an; döndüm kafesime baktım. ‘Sen de güçlü imişsin ki; beni taşımışsın, bende O’nu gizlemişsin.’ dedim, kafese gönül dolusu selam bıraktım. ALLAH’ımı buldum, O’na kavuştuğumu bildim. Çünkü kafesimden çıktım. Benim cennetim de, cehennemim de budur. Benim için her şey, sadece O’dur. 16 OSMAN der ki: “ ‘Yanlış mı?’ derseniz, neden yanlış olsun? Arıyı mümin kuluna benzetirim.” 17“ Şafakta bülbülün ötüşünü duydum, güllerin şebneminde ALLAH’ımın RAHMETİ’ni buldum.” dedi, günün sohbetine YAHYA EFENDİ geldi: 18“ Kuğuyu gölde bilin, bulutu gökte görün, rahmeti ‘HAK’tan.’ deyin. Sohbete cümle ile uyun, nasihatte doğruyu bulun. ‘Ben bilirim.’ demeyin. Sözünüzün mihengi EYVALLAH olsun. EYVALLAH’ta doğruyu bulun. EYVALLAH; ALLAH’ın ADINA demektir. Ayağımıza gelenin, başımızda yeri var. Gelenden değil, sohbetimize uyandan. ALLAH’a emanet olasınız, cümlede HAKK’ı bilesiniz.” ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|