27 ağustos 1972

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gözden NUR’u silmedik, olmuşta kadere uymayı hayır bildik. YAZAN yazılanı bilir, kulunun heybesinde olanı görür. Hangi gözünü yükledi ise, onun ile yürür. Cümlenize selam.

2 Olayda hata yok, hata kulun niyetinde. Elbet göçende değil. ‘Yeterince olmadı, güzel güne doymadı.’ denmesin, heybesinde olan ile sevinilsin. Delil sende bende değil, YÜCE’de. Kapısı açılacak, dilinden dökülecek. Niyazın şöyle olsun: ‘ALLAH’ım; hatasını dünyada ödesin. SENİ bilsin, öyle gelsin.’

3 Olayın çözümünü, ‘Kullarını kırmayalım.’ diye düşünürsün. ‘Hatasız kulu suçlamayalım, yoluna taş koymayalım.’ dersin. Yemediği, yediğinden çok değil; gücünün verdiği, yediğine denk değil. Yedi yerde aranacak demektir. Arandığı yerde bulunacak. Gününü sordunuz. Güne bağlı kalmaz. ALLAH’ıma edilen niyaz, gönülden çıkmaz. Yardımcınız olacağım, HAK ADINA geleceğim. Gümüş rengi kapıda, merdiven yakınında. Korkuyu içine aldı, elini ayağını bağladı. YM. Yeşil renge uyulsun, ‘Yuyan.’ deyip çağırılsın. Geleceğim, yardımcı olacağım. Unutulmasın ki; ALLAH’ım, olacağı söz ile değil, amel ile oldurur, kula öyle bildirir. Onun için dedim, geleceğim.

4 HAZRETİ OMAR’a danıştım. Adalette hata yetersiz olsa da, HAKK’ın ADALETİ onu çözer. Ayyaş olduğunu gördüm. O yönden aransın, onun üzerinde baskı yapılsın. Tehdit edilmesin, unutulmuş görülsün. Mana ile aransın, adalete öyle havale edilsin. Ne var ki senin dediğini, senden başkası bilmesin. Unutma ki yalnız değilsin.

5 Olanın, kaderin yazısına dahil olduğunu bilirsin. Kulun yaptığı, ALLAH’ımın “YAP.” dediğidir. Suç, kulun niyetidir. Heybesine iyi niyet koyan kuluna, ALLAH’ım “YAP.” demez. Onu böyle tecelliye kul etmez. Ona yaptırılan, niyetinin onu nerelere kadar götüreceğini göstermektir.

6 Ölen, ölecektir, değişmez kaide budur. ‘Günahkar mıydı, böyle ölüm layık görüldü.’ demeyin, ölümde kulun ölçüsünü vermeyin. Ölen kulunun, şehitlik mertebesinde olduğunu söylesem; kanaatiniz olgunlaşır. Gocunmadan yürüdü, ‘ALLAH’ım.’ dedi son anında, ‘YA ALLAH.’ dedi, O’na vardı. Kainat artık ona dardı. ALLAH’ım, O’na gelen kulunun yolunda olanları kolaylasın diye, onu yardımcı gönderir.

7 Diyemez, zorlamayın. Düşünse de düşündüğü değil. Meraka yer yok. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. ‘Ondan haber?’ dersiniz, sohbetini istersiniz. Söyleyeyim; “Yolum ALLAH idi, kolumu kuluna adadım. Dünyada olan cümle borcumu ödedim. Sevgimi bilirler, gönlümü çözerler. Yuvamı-yavrularımı düşündüğüm sanılır. Düşünce dünyada kalır. Onlar ALLAH’ımındır, O düşünür, onları kayırır. Gönlüm hepinizle beraberdir. Dualarınız daim olsun. Sevdiğim meyveyi bilirsiniz, günü geldiğinde onbir yavruya dağıtırsınız. 

8 OSMAN der ki: “Meyveyi ağaçta bulan yavru, tadını daha çok sever, ‘Ağacından koparayım.’ der. Varsın koparsın, tadını bulsun. Ağacı köklemez ya.” 

9 Gönüllerimiz huzur dolsun. Yürüyenden dolayı kalanın ettiği hata,

bulacağı darıyı kaybettirir. Günün yarısında, çözümün tamamı görülecek. Elbet. Okuduğunuzda delilleri bulacaksınız, elinize anahtarı alacaksınız. 

10 ‘EYVALLAH.’ diyelim, cümle için duacı olalım. Bedduaya yer yok. ALLAH’ım GÖRÜCÜ’dür, cümleye VERİCİ’dir. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH