|
18 Şubat 1973 MEVLÂNA’yım ben! 1 Kumun olduğu yerde, sözünü verdiği yerde alırız. Gönüllerde seyrini buluruz, cümlenizi selamlarız. Selamlar, sizlerle bizlerle bir olsun. ‘Selamet, O’ndandır.’ densin. Dost bildiğine, düşman dediğine; ‘Selam.’ de ki, aradan tozu kaldırasın. 2 Köprüyü geçenden, yol sorulur; doğruyu
görenden, yön alınır. Yumuşak yol bilenin, kandili daim yanar. Gözünü,
nuru desek, NURU’na uyanın, PİRİ olduğunu görürüz. Eğer
gözünü hak olandan ayırmazsan, kulu-kuldan kayırmazsan; kandilin sönmez derim.
Açılmadık kapıyı merak etme, neden kapalı deme. ‘Olmuyor.’ dediğin her
olayın, olması hayır getirmediğinden olduğunu bilesiniz. ‘YAR’dan
geçemem.’ dersen; kulunun yolunu gözleme, gözünün nurunu, başka kulun
yoluna harcama. ‘Göz benim, nuru benim, göreceğim kendi yolumdur.’ de, oraya
ver. Dünyayı bina bilen, Kendini ona bağlayandır. Bağımsız
kal ki, kendini bulasın, hatalarını göresin. Çünkü dünya haline sarılan, hatalara
perde örtendir. Başka kulun hatasını gören, kendi hatasını unutandır. Umut
dünyayı hoş gösterir, kuluna hizmeti olur. ‘Sadece umutla yaşanır mı?’
derseniz, Umut yaşamanın değil, hayalin pembe
rengidir. Yaşamanın değişmeyeceği bilinir. Oymayı veren, gönülleri
doyurandır. Neden? Göz, NUR’dur. Meyveyi yemeden gördüğü, yemeye
hazırlandığı için. Meyveyi görmeden yersen, çürüğünü
bulabilir misin? Suyun tadını dileyen, pınarları dolaşandır. Her pınarın
verdiği suyun tadı, aynı değildir. Ne var ki tek pınar buldu isen, ne
verirse ‘EYVALLAH.’ demek gerekir. Ne yerde kaldığına, ne sılaya
verdiğine yerinme. Yelden haber sorarsın, güne kumu serersin. ‘Kum tanesi
olaydım, yoluna döküleydim.’ desem, yersiz midir? Güneşte
yanar, soğukta donar, deryada döner, rüzgarda uçar. Gene de, ne kırılır ne
kırar. Yollara serilir, kullara sırtını verir, verdim
diye sevinir. Kum tanesi olayım desem, yersiz midir? ‘Geldim-bilemedim, gördüm-bulamadım,
güneşinde yanamadım.’ diyen kullarından olmayalım; vardıkta, hüzün ile dolmayalım. 3 “Ne cennette, ne cehennemde; gönlüm sadece O’na.” diyen YUNUS’um, sözü aldı, cümlenizi selamladı: 4 “Dağları gezdim geldim, yolunda tozdum geldim. Ne var ki; yozan kullarına, ‘Gönlümü açmayı diledim.’ desem yersiz. O’nu ne cennette, ne cehennemde aramayın. Gönüllerinize yozluk koymayın. Çünkü O’nun yeri gönüllerdedir. Senin gönlünde ne var ise, onu bulacaksın. Hiçbir kulun gönlünde, cehennem gördün mü ki, cehennem korkusuna düşesin? Denir ki, KUR’AN’da cennet-cehennem vardır. Elbet kainatta her olay, karşıtı iledir. Ak ile kara misali, güzel ile çirkin. ‘Çirkin yoktur.’ dediğimize göre, güzeli görmeye çalıştıkta, cehennemi silmiş olursun. KUR’AN, her kulun gönlüne göre yazılmıştır. MESNEVİ, KUR’AN’ın çiçeklerinden toplanmıştır. Çiçeklere su verdikte, güne kadar gelmiştir. Ne var ki günde, hem yol hem boy almıştır. Günümüzde MESNEVİ’yi bir zümre alırdı, günde cümleyi buldu. Sakın ola ki MESNEVİ’yi bana mal etmeyesiniz. Çünkü benden değil, O’ndandır. Ağaç O’nun, kök O’nun, sadece topladığım çiçekleri benim. Ne var ki çiçekler de O’nun, sadece toplaması benim. Günümde verdiğim dedim. Şahadet cümlenize hizmet etsin. Şahadet nedir? O’nun verdiğine, senin aldığına; şükrün, şahittir. KELİME-İ ŞAADET odur: “ALLAH’ım; kainatta olan cümle varlığın, şükrüme şahit olsun. SEN şahit istemezsin, çünkü her şeyde O’sun. Benim görgüm de o olsun. Onlarda SENİ görebileyim, RESULÜN’ü SEN’in ile BİR bulabileyim. Aradan her yükü kaldırabileyim. Geceden şikayetçi olmayayım, günün yükünde kuluna hata bulmayayım.” O cümlenizin gönlünde olsun, gemiyi bulan bulmayana bildirsin. Yol münasip.” dedi, YUNUS’um sözü bize verdi. 5 ‘Attan inmeyeyim.’ diyen, nasibe uymayandır. Attan günün sordun mu, yükünü hafiflettin mi, onun da sana emanet olduğunu bildin mi? Meşeye su versen de, vermesen de değişmez. Çünkü senden beklemez. Olumsuzluk kaderin çizgisini bulmaz. Çünkü kader, kulun niyetine uymaz. Sen ona uy ki, olumsuzluğu silmiş olasın. Sudan geçenin alacağı nedir? Her kulun niyeti, gönlüne göre değişir. Kimi ‘Hasta olurum.’ der, sudan geçmekten korkar; kimi ‘Düşer kalırım.’ der, bedene zahmetten korkar. Korku nedendir? Kadere boyun eğmemekten. Çünkü hasta olacak isen, sudan geçmeden de olursun. Bahaneyi suya bulursun. Onun için derim, hatayı olaylarda değil, kendinizde arayınız. Cümlenize selam olsun, sözümüz burada kalsın. ALLAH’a
ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|