22
şubat 1973
MEVLÂNA’yım
ben!
1 Kaydına uyduk, gel diyeni duyduk, cümleyi
selamladık. Ne yadını sildik, ne uyandan ayrı kaldık. Sadece sevdik-sevdik-sevdik.
Sevgimizde O’nu bulduk. Baki olayım dersen, HAKK’ı tanı, bil yaratılanı, gör
yaratılanı. Görmeden bilemezsin, bilmeden sevemezsin, sevmeden bulamazsın. ‘Hak
ile HAK’tan ayrı kalmayım.’ dersen; çamuru dahi O’ndan bil ki, hak olana uyasın.
Saadet odur ki, her olayı O’ndandır diyebilesin. Aşk odur ki, O’nun için
canından geçebilesin. Can O’ndan, kan O’ndan, beden O’ndan. O’ndan olmayan ne
vardır? O’na verebileceğin sadece AŞK’ındır.
2 Yelde O’nu bulduysan, selde O’nu
bilirsen; ‘Dünya kötüdür.’ diyebilir misin? Müstebit olanın istibdadı, gücünün
bittiği yerde son bulur. Ne var ki ona güç veren de, alan da gene YÜCE’dir.
Niyetini nereye kadar götürebilir diye ALLAH’ım izin verir. İznin
bittiği yerde, kulun dönüşü vardır. Onun dönüşü, cümlenin
kurtuluşu mu olur? Hayır. Her kul kendi ölçüsünü alır. Yazılan ne
değişir, ne bozulur. Kendimde bulduğum sadece YÜCE'dir. Cümlede
gördüğüm de aynıdır. Madem öyle, ben ayrı, cümle ayrı mıdır? Her kul ile
sarıldıkta, kainattan soruldukta; ayrıya düşmez. Yolunu arayan, arayıp
bulan; geriye dönmez, ateşin yandı ise sönmez. Ateşi yanan kul geceyi
bilmez, çünkü karanlıkta kalmaz. Dumana yer verdiğin gün, kulluğuna
gölge vurursun. Her yaratılan, işlendikte değerini bulur. Kargıyı
gördüğünde değerini bilmezsin. Sepet diye ördüğünde, koluna
alırsın. Değer odur ki, her verilenin özünden tanıyasın, sepeti kargıdan
sevesin. Günün değeri, gönlünü doldurduğunda yerini bulur. Eğer
uyku ile geçirirsen, günü elbet bilemezsin. Yumuşak olmaktan maksat; vurulanda
kırılmamak, kırılıp dökülmemektir. Eğer kırılabiliyorsan, daha
yumuşaman gereklidir. Her kul haklıyım der, her adımını attığında. Öyle
oldukta, sen de onu haklı bil ki, kazancınızı paylaşabilesiniz. Sevap
paylaşılabilir mi derseniz, elbet. Hatalı hareket, er geç kendini gösterir.
Sen onu hatasız aldığında, sevgisini kazanmış olursun. Deme varsın
sevmesin. Daha önce dedik; sevmek-sevilmek, YÜCE’nin EMRİ’dir.
3 YUNUS’um söz diler, gönül
bahçelerini gezer, her dileyene sevgisini sunar. Dileyene sunar, dilemeyene
sunar. Dilemeyen olur mu derseniz; gönüllerde pencere açılmazsa, yol alıp
yürünmezse, ‘Allah’ımın sevgisi yeter.’ denirse; elbet
YUNUS’umun sevgisi dilenmez. Ne var ki ALLAH’ım, cümle ile BİR’dir. Ayrı
yoktur. Bilmeden söylenen bilgide, toplanan ayrıya düşer. Madem YUNUS’ta
da O, MEVLÂNA’da da O, cümlede de O; sevgi çember olur, cümleyi sarar. Aynaya
bakarsan, kendini görürsün, kendinde O’nu bulursun. O mu sendedir, sen mi O’ndasın?
Cevap sizden olsun. (Sohbete
girildi) Dünya halinde O sende, göçünde sen O’nda. ‘Dünyayı sileyim mi,
SANA geleyim mi?’ dersen; “GÜNÜNÜ BEKLE, GÖNLÜNE AŞKIN SONSUZUNU EKLE.”
DER. Hak olan idrak, göç ile başlar. Dünya idraki, mantığın
alabildiği kadardır. ‘Her kul aynı idrake sahip midir?’ derseniz, kul
mantığını çok yere bölerse, idraki elbet kısa olur. Men edilen her olay, kulun
selametidir. Öyle olduğunda, gelecek şer seni sıkmasın. O zaman
diyebilmelisin ki; ben çizgiyi zorladım ki, şerre uğradım. Zehir,
zehir olarak içilirse öldürür. Panzehir diledikte, şifa verir. Her an
dileğini hayır eleğinde ele ki, zehir dahi şifa versin.
4 YUNUS’un sözünü verelim: “Gelmeden
olmazsa, gitmeyi düşünme; vurmadan kırılmazsa, atmayı düşünme. ‘Dünyaya
niye geldim, ne aradım ne buldum.’ dersen, sorguya düşersen; dumanına baca
aç derim. Dünyaya aramak için geldi isen, aramayı öğren. Kaybolan
eşyanı nerde ararsın? Elbet eline en yakın yerde. YÜCE’yi ararsan nerde
bulursun? Elbet gönlünde. Eğer gönlünde YÜCE var ise, O’nun yarattığı
da vardır, var olmalıdır.”
MEVLÂNA’yım!
5 Güzelde, her kul ayrı fikirdedir. Kimi sarı saça güzel der, kimi
esmeri sever. Halbuki hepsi güzeldir. Ayırmayalım güzeli, sevelim
gazeli. ‘Dökülen yaprak sevilir mi?’ derseniz, onu seven toprağa sorunuz.
ALLAH’a
ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH