4 Ağustos 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 Meydan sizindir, söz HAKK’ın. Uyduk yoluna, yuyanı olduk, her dileyeni bulduk. Kuyuyu kaynak diyene de ki: kullandıkça. Yemediğin meyve; ham ise atılır, ermiş ise bozulur. ‘Ne demek?’ dersen, bilgisini kendisine saklayan alim. Olmuşu silersen, olacağa gülersin; kararını verirsen, dinleyeni ararsın. Müsterih olalım, cümlede bulalım.

2 KUR’AN’ın yolu yolumuzdur. Merhamet; ne kulun gücünden, ne de vergisindendir. Kul eğer seviyorsa, sevgisini cümleye bölüyorsa; merhamete zaten gerek yoktur. Çünkü merhamet, ALLAH’ımdandır. ‘Neden?’ demeyiniz. Merhamet niyedir? Öksüz kalan, yahut yoksul olana. Eğer ‘Her yerde ALLAH’ım hazırdır.’ dersen, kendini merhamete mezun görmezsin. Yanlış anlaşılmasın. Her kul kendi nefsinde kalsın demedim. Merhameti sevgiye yöneltsin dedim. Sevgiye katılan, kayıtsız-şartsız beraber olandır. Yumuşak yolda olan, günün haline uyanın gidişi nasıl olur? Yük aldıysa yavaş yürür, sözünü verir, gönlünün dumanını üfürür.

3 Uygun günün yorumu, YUNUS’umdandır. YUNUS’um der ki: “Meyveyi bekledik, olsa da yesek dedik. Oldu gördük, elimizi verdik. Gölde balık ararsan, derine gidersin; deryada balık ararsan, durgun suda kalırsın. Suyun başında, söz harcanmaz. Ulema ilmini gönlünce yorumlar, yorumda hata aranmaz. Usta muayyen ölçüde masa yaptığı halde, birbirine uyduramaz. Çünkü aldığı kereste, birbirinin aynı değildir. Yazanın yazdığı, okuyanın niyetine göredir. Onun için, her kulun çözümü bir olmaz, ‘Hatalısın.’ diye ona itiraz edilmez. Bir ağacı düşünün, her bir yönü ayrı çeşittir. Ayrı yönlerden gören, gördüğünce tarif eder. Ayrı tarif ediş hatalı mıdır? Minareyi yönüne örnek alan; ilmin olumunu saran güller açılırken, neler görürsün? Gönülde açan gülleri dedim. Güller açarken; her hale uyduğun, her hali hoş gördüğün, gülene güldüğün, ağlayanı okşadığın görülür. O’nun yolunda olmak, halince hallenmektir. Sadece ADI’nı dilde gezdirmek değil. Fıkıh, kainatın sözlüğüdür. Meyhane misali olsa, elde kadeh gezilse; söz, kimseye düşmez. Meyhaneden çıkmışsan, yolda yere çökmüşsen; o zaman, her kula söz düşer. Kuluna kafir denmesin. Günde uymazsa, gelende uyar. Söz seni yolda koyar. Mimar binayı kurar, yolunu hayra yorar. RESULÜMÜZ kucak açar, FATMA ANA’mız bağrına basar. Yolda kalan O’na koşar. Su dileyen O’ndan ister. O’nun VERGİSİ, cümleden yoktur kaygusu.” 

MEVLÂNA’yım!

4 Söz aldım, verileni gördüm. YUNUS’um yapıya baktı, ben kapıya. O’nun olanı bulman için, O’na varman gerekir. O’nu bulursan, O’ndan olanı görürsün. O’nu bilmeden, O’na varmadan; O’ndan olanı bilemezsin. PİRLER, O’nu buldukları için, O’ndan geleni, O’ndan olanı bildiler. Hepsi aynı. Uymayan olmaz. Söz HAK’tan ise, şahit istemez. ALLAH’ıma emanet olunuz, her adımda ADI’nı zikredesiniz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH