31 Ağustos 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 Meyveler oluşurken, kadere konuşulmaz; kuyuda su var ise, harç ile doldurulmaz; bilemeyen bilen ile bir olmaz, bilemeyen hatalı görülmez. Aramazsa, ‘Nerde bulsam?’ demezse; ALLAH’ım uyarmaktan aciz değildir. Her olayın bağlantısı, kulun görgüsüne açık değildir. ‘Kumaşı alalım, makasa vuralım.’ derken, bedene uyanı düşünürsünüz. Her kul sadece, kendine uyanı alır. Sana uyanı öbürüne mal etme, bir yanı noksan kalır. Her pişen aşı, yalnız yiyen bilir. Yemeyenin sözünü etme, dişine göre alır. Dişi olmayan bademi nasıl kırar? Elbet taş ile. Aymayı bilmeyen, nasıl uyanır? Ayağına gelen taş ile elbet. Taşa küfredersin, ‘Canımı yaktı.’ dersin; yaptığını bilsen, eline alıp öpersin, ‘Bana dost imişsin.’ dersin. Unutmayın, her yarattığı kula dosttur, hayvana posttur. Dengini arayan, rengini sorar. Ne renginde, ne deseninde; YAZAN’ın KALEMİ’nde. Çiftçi toprağı sürer, işçi ekini derer, her kul topraktan bekler. Gönüller, DOST’u gözler. Gördüğün O değil mi, suçladığın dahi O değil mi? O seni GÖZLER, O seni BEKLER. O’nu bütün gönlünle sev ki, sadece O seni SARAR; VERDİĞİ her KARAR, kulun hayrına yarar.

2 “Sevdim sevebildikçe, gördüm seçebildikçe, yandım eriyebildikçe.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Dengi yuvada sardım, yolda hayrette kaldım, her gördüğümde sararıp soldum. Güzele güzel demek için sözümü buldum, söyledim durdum. Kuşlarda kainatın ahengini dinledim. Sözün yetmediğine kani oldum. CAN’ım CANAN’ın, gönlüm CANAN’ın, benim olan neyim? Geldim gördüm, ‘Her şey benim.’ dedim, dünyayı benim sandım, maddeyi kendime mal ettim. AŞKI’na düştükte, her olayı deştikte; odun idim kömür oldum, deşmekten geçtikte yandım kor oldum. Yana-yana bitmişim, kül olup kalmışım, ben benden çıkmışım, O’nun ile bir olmuşum. Bunu kim bildi? Kulluğu kim çözdü? Kar yağsa, ‘Yağdı.’ deme, sel aksa ‘Gitti.’ deme, çölde kalsa ‘Yandı.’ deme. Ne yanan senden, ne sönen. AŞK’ın yakar, AŞK’ın dünyadan söker, AŞK’ın yaprağı döker. Gelenden gelmeyenden, ALLAH’ım RAZI olsun, gönüller hep bir kalsın. Diyen demeyen, yardımını dileyen; ‘ALLAH’ım.’ desin, O’ndan yardım dilesin. Yardımcısı gelir, elini verir. Minareyi biliriz, ‘Sesi alalım, namaza duralım.’ deriz; ‘YA ALLAH!’ dedikte, O’nun ile bir oluruz.”

MEVLÂNA’yım!

4 Suyumuz aktığınca, her dileyen alır. Samanı ekinden ayıran nedir, ekini samana kayıran kimdir? ALLAH’ım ne ayırır, ne kayırır. Dumanı dağıtsın, gününü hayır diye açsın, her olayı geçsin, sırtını sadece ALLAH’ıma dayasın. Gölgeye bakma, karanlık diye lamba yakma. Karanlık gönlüne inmesin, gayret senden uzak kalmasın. (Bunları kim için dersiniz?) Ağasına dedim. Çam güzeldir, dökülmez yeşili gitmez diye; çoban güzel, sözden başka gütmez diye; dost güzel, çirkini bilmez diye; kainat güzel, kulundan esirgemez diye. VEREN’in; VERGİSİ güzel, SEVGİSİ güzel, SORGUSU güzel. Alan da; güzel alsın, sergisinde görsün, sorgusunda korkmasın.

5 Gülenle gülmeyen bir olmaz, ağlayan gülene vermez. Gülene sorarsan, ağlayana hak saymaz. Dert senin değildir, çünkü YÜCE’den gelmez. Olaylar nedir dersen, kulun kuruntusu. ‘Ulum kimdir?’ dersen; meram bağında olan, çorbaya tuzunu katan, günün yorumuna katılan, tuzcu diye anılan. (TUZCU BABA HAZRETLERİ) EYVALLAH, diyelim, yolumuzda yürüyelim. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH