3 Kasım 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yol münasip. Dumansız olalım, şüpheyi silelim. Olandan ötesi sorulmaz. Yanlış anlaşılmasın; ‘Soru yok.’ demedim, olandan ötesi dedim. Olandan ötesini desem bilemezsin, kabına sığdıramazsın. Gelenden-gidenden, sır sorsan, sana diyeceği şudur; ‘Ben de sırrım.’ Sözün açığını verelim, önce gönüllere huzuru serelim. Vergide değil, hata yargıda. Suyunun aktığına bak, taktığına değil; gönlünün yaktığın bak, söktüğüne değil. Kendini suçlama, mimara suç yükleme. Gemiye yolcudan başka kim girer? Tayfayı unutma. Manayı bilenden dilersiniz, ‘Tayfa kim ola?’ dersiniz. Yolcunun yoluna kim gelir? Yardımını kim verir? Yersiz demeyin. Hasta olana ‘Müsterih ol.’ demeyiz. Şüpheler kula perdedir.

2 (Yıldızlar hakkındaki sorulara karşılık) Mümin olan bilir, yıldızları gezenlerde görür. Aldığın ışık az mı? Meylinin götürdüğü yer, hayalin değil midir? Çünkü hayalin, içinde bulunduğun hali yansıtır. Halbuki aslın, hayalin ötesindedir. ‘RUHLAR yıldızlarda mı yaşar?’ derseniz; yıldız senin görgüne serilmiştir, bedenine hizmete girmiştir. Kainatta boşuna yaratılmış hiçbir varlık yoktur demiştik. Yörüngede olan her yıldız, vergi ile yüklüdür. Hiç birinin vergisi, öbürüne uymaz. Dünyada aldığın, depo dediğin gaz; oraya götürüldükte, sadece yayılır. Yükünü almaya çalışsan, gelişini bulamazsın. Dünyanın atom diye ad verdiği çekirdeği, aya götürsen hizmeti ne olur? Elde ettiğin değil, hizmetini sordum. Dünyadaki hizmetin nedir? Aynaya demir karıştırırsan, sana ne verir? Yumuşak yolun gidişine, ne verirsin? Elbet gönlünü. Yıldızdan sorduğun, ‘Canlı var mı?’ dediğin, daha önce cevaplandı. Beden arama. Kainat, hayat demektir, canlı ve diridir. Fakat senin sorduğun manada canlı yoktur. CANLI ve DİRİ OLAN, kainatın YARATICI’sı, kainatın RABB’i. Açık söylenmiş. Her açık olanı görmek, neden mümkün olmuyor? 

3 (Bir insan beyninin ancak en zeki dahi olsa sekizde birini kullanıyor denilmektedir?) EYVALLAH. 

4 (Gökyüzündeki yıldızların adedi nazarı dikkate alındığında, sayıları itibarıyla onsekizbin alemden fazla olması icap etmez mi?)  Onsekizbin alem derken, beyninin kaç bölümünü açtın? Gördüğün yıldızları, hangi ölçünle aldın? Alemlerin ölçüsü, sende ne ayardadır? Önce kainata, gözünüz ayarında ölçü vurmayınız. Sen, gördüğün çözdüğün ilmin içinde mi aradın onsekizbin alemi? Senin gördüğün, sayısına düştüğün; alemlerin teki içinde dahi değil. Dünyanın kainattaki yerini, sadece nokta dersek; kendi yerini ara derim sana.

5 (Uçan dairelerin dünyaya geldiği, canlıların bulunduğu ve bunları görenler olduğu tespit edildiği haberleri yayılmaktadır. Bu hususu açıklar mısınız?) Var olan açık gelsin, var olan kendini niye gizlesin? Kendini gizledi ise, niye az yerde göstersin? O gücü, üstünlüğü var ise; niye gelip yayılmasın? Olaylarda sarahat arayınız. Hayalden değil; olay dünyaya heyecan vermek, günün düşüncesinden ayırmak. Gerçek olan; ‘Dünyada kulum, ahrette halim’ diyenindir. Çok arayan, şüphede ise yanılır. ‘HAKK’ın RAHMETİ.’ dedikte bulur. ‘Hayır.’ diyelim, olaylara satıhta olduğu düzende inanalım.

6 (Kuyruklu yıldız geçerken dünyaya çarpıp kıyamet mi olacak?) Kıyameti RESULÜ vermemiş, bizden sözün sohbeti dilenmiş. Gelen yıldız olsun.

7 (Bizden evvelki medeniyetler daha mı ileri yoksa daha mı geri idi tıp mevzuunda?) Medeniyet her yıkılanın yerine oturan, yeniden başlayandır. Medeniyet dedikte, aynı ölçüleri arama. İncelik, zarafet; yaşantılarda medeniyeti de inceltir, son safhaya götürür. Ne var ki hiçbir yaratılanda, son olmadığı için; çöküntü görülür. Çöküntü nasıl olur? Yapıtta çöküntü veya kayıtta. Kaydına öyle yazılır, defter kaldırılır.

8 (Aya çıkıldıktan sonra dünya haritasının piri reis hazretlerinin çizdiği haritanın aynı olduğu açıklığına kavuşulmuştur. O günkü imkanlarla piri reis hazretleri bunu nasıl çizebildi?) Ayranı içelim, güzeli seçelim, PİRİ gelse soralım. “Çizenden aldım, güzelden bildim, çizdim.” Sözü alayım, sözün açığını vereyim. Sözün açığı; gönül gözü ile görüşte oldu. Anda sahilini buldu, tüy eline geldi, çizdirene uydu, gönülden kimliğini duydu. Çizdiren YUNUS ALEYHİSSELAM. “Söz aldık bitirelim, deryayı gönüllerde arayalım.” dedi, gelişi gibi selamladı yürüdü. Daha önce dedik, beden asla.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHEMMEDÜR RESULULLAH