|
2 Kasım 1973 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yumuşak yoldan geldik, dileyeni bulduk, hal ile ahvale uyduk. Günleri saydık, çiçekleri yaydık, her olanı gördük, öylece aydık. Ne gidenin sorgusuna, ne gelenin yargısına düştük. Olanı-olmayanı, sanmayın deştik. Ölçüde yanılmadık, çünkü O’na havale ettik. 2 Yuvaya sahip olan, kuşun kanadından yardım dileyen; kendine verileni inkar edendir. ‘Neden?’ derseniz; kuşun kanadı var ise, senin yürüyüş gücün vardır. ALLAH’ım her yarattığına dayanma ve kendinden güçlü olana direnme kuvveti verir. ‘Direnme hata?’ derseniz, yerinin önemindedir. Öğrenmeye niyet ettiğin, gücünün üstünde ise; gayret boşunadır. Gördüğün, gönlünün aldığının ötesinde ise; hayret boşunadır. Öyle oldukta, ‘HAKK’ın MUCİZESİ.’ dersiniz. Olay, kulun gönül gözünün açılmasıdır. ALİ’nin buluşu ilminden midir? Elbet ALLAH’ımın İZNİ’nden. KAPISI’na geleni çevirmez, YAPITI’nı soranı döndürmez. Binanın tamamı; kainatın döndürdüğü yumuşak yolun götürdüğüdür. Her yıldızın yerine, yuyanı oturur. Yılmadan dönen, döndükçe uyanın nedir? Yıldızdan maksat, cümle kullarıdır. Cümle kulların gönül NUR’larıdır. Yumuşak yolun yıldızları, SAMANYOLU topluluğundadır. Güneş’in yörüngesi olan her yaratılan, ışığını sadece O’ndan alır. Yanılma yoktur. Yumuşak yoldan maksat nedir? Yolunu bulanın, yolunda bıraktığı izi. Yerini bulan, doğru yolu bulanın yumuşak yolu; arkasından gelene iz bırakandır. Meyhaneye girenin niyeti aşikardır. Saki sadece mey sunar, aldığı nedir? Boş kadeh. 3 YUNUS’um der ki: “Saki olayım, boş kadehi doldurayım; gelenden sorayım, gidenden kalayım, yolun gidişine durayım. Geçenden niyet sorsam, ‘Nasip.’ diye cevap alsam, sevineyim. Kaç yolcu ‘Nasip.’ der yürür? Kaç yolcu niyetini okur? Kaç yolcu niyet yolunu dokur? ‘YA ALLAH!’ demekle yol, yağ ile bal misali açılır. Yiyenin yediğinde, NURU’ndan nasip verilir. Nasibin O’nun eli ile yazılır. Yumakta çözüm arasan, sabır ile dürülür. Yağan karda toprak, örtü misali serilir. Cemalde güzellik seçilir, celalde öfke sorulur. CEMALİ de CELALİ de, kulunun gönlündedir. Yerinmeden dönelim, içtiğimiz acı olsa dahi güzellik arayalım. ‘Dert.’ demekten sıyrılalım, kumda biz de iz bırakalım. Aşmadan geçilmez, köprüye yük sarılmaz. Gelen geçer. Alanın-verenin, derdi ile dövünenin, gayretinden gelen nedir? Deryaya su dökeyim, daha genişleteyim dersen, bütün ömür gayret edersen; emeğinin karşılığı nedir? Boşuna yorgunluk. Senin kainattan, sadece alacağın-vereceğin; sevgindir. Gerisi nasibindir. Deryaya su dökmek; ‘Ben ALLAH’ımın YOLU’ndayım, O’nun ibadetindeyim. Elbette O’nun yarattığına, benim de katkım var.’ diyenedir. Kendi yerini hazır görenedir.” 4 Şeriat nedir? Yıkanmış çamaşırın ütüsü. Kirli çamaşırı ütülersen, Kirini daha çok meydana vurursun. Açmayı dilersiniz, aynayı örtersiniz. Ayna, önce seni-sana gösterir. Ütülemeden giydiğin, gözünü rahatsız eder. Senin rahatını bozan, şeriata aykırı düzendir. Kendini yıkanmış, HAK NURU ile paklanmış gördükte; elbet ütüyü de dilersin. Ne var ki ütüye vakit ayıramadıkta, paklığınla yetinirsin. Kulluk; hem kolaydır, hem zordur. Kolaylık nerdedir? Kul olduğunu bilsen, O’ndan gelene uysan. Zorluk nedir? Sorguya düşmek, her olayın nedenini aramak. 5 Yiyelim VERDİĞİ’ni, dürelim SERDİĞİ’ni, sevelim SARDIĞI’nı, sayalım KURDUĞU’nu. Saygıda, selamet vardır. ‘EYVALLAH.’ diyelim, sözümüzü bağlayalım. ALLAH’a ısmarladık LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|