5 Ocak 1974

MEVLÂNA’yım ben!

1 Mümin kullar ile, gönülde yollar ile buluştuk, gün geçmedi halleştik. ‘Geldim.’ diyen her kula ‘Senin ileydik.’ dedik. Sen-senden ayrılma, sen-benden sıyrılma. Sen O’ndasın, ben O’nun ile sende. Her halka düğümden ayrılır, iki ucu bir araya geldikte tek halka olur. Zincir denen odur.

2 Cümlenize EYVALLAH diyelim, hayır gününde andıkları ile beraberliği müjdeleyelim. ‘Andığımız kim?’ derseniz, hayır günü demediniz mi, niyaza durmadınız mı? Yeminde ne vardır? Niyazda aradığın, yudum-yudum aldığın.

3 Murat nedir? Yardımını dilediğin. Yardımını dilemene ne hacet, senin ile değil mi, sana VEREN değil mi? Vermiyor dersen, kendini yokla. Cemde ararsan, cümlede gözün olsun. Tende ararsan, aynada gözün olsun. Yaprağa can veren, toprağa kan vermez mi? Merdiven çıkıla-çıkıla tüketilir. İniş için merdiven gerekmez, çünkü inişten kulun gücü kesilmez. Neden? Soruya verdim. (Soru üzerinde sohbete girildi.) Dünya yapısının ahretin gölgesi olduğunu daha önce vermiştim. Çıkışın adım-adım olması gerektiğini söyleyelim. Çünkü her adımın hizmeti ayrıdır. Atılan her adım, yönüne göre seni götürür. Önce yönüne niyaz et, sonra ALLAH’ıma havale et. Kumdan medet beklersen, kasırgaya göğüs vermek te var. O zaman, kumun sana hizmeti olmaz. Çölde kasırgaya tutuldukta, tedbirin ne olduğunu bilir misiniz? Kasırganın estiği yöne dönüp çökmek. Arkanı gelene döneceksin. Çünkü yüzün daima gidenle beraber olacak. (Tedbir aldık dendikte, takdiri silmiş olmaz mıyız?) Aldığın tedbir, sana hata vermemiş olması içindir. ‘Nasıl?’ derseniz; gözünü, ağzını, burnunu ancak sakınabilirsin. (‘Gövde ne olacak?’ denmesi üzerine.) EYVALLAH. YM diyelim, namazın olumunu verelim. Mana dileğin oldukta, gönlünce ibadette varolursun. Beden borcunu, gönül varlığın ile nasıl ödersin? ALLAH’ımın EMRİ, kulunun borcudur. Aldığın şekeri, pirinç ile ödeyemezsin. Borcunu dileyen öder, ödemeyen borçlu gider. Hesabını, ne sen ne ben diyemeyiz.

4 Yağan yağmur senin mi, akan sular benim mi? Cümlede O, cümle O’nda. Konuk geldik, yedik, içtik, güldük. ‘Vermedi.’ dedik ağladık, her hal ile dünyaya uyduk. Varolanı bilip te, verdiğine uymazsan; hata kimde? Günün yorumu, miyyarın mıdır? ‘Yerim olsun gideyim, makamımı bulayım.’ dersen; ibadetin kadar sevgin de bol olsun, mana sana sevgin ile gülsün.

5 Yorum neye yapılır? Dört yol ağzına geldikte, ‘Hangi yoldan gidersem çabuk varırım.’ diye. Yoksa hangisi daha güzel diye değil. Yemeden doymazsın, içmeden kanmazsın, durmazsan kalmazsın. Gidişte buluş, tektir. Gönülden ayırmadığın, ‘Nerden varsam?’ dediğindir, dört yol. Unutma, hepsi varır. Varış senindir, yolunu aydınlatan PİR’indir. Nama değil CAN’a gönül veriniz. Tende değil bende güzeli görünüz. Ben o bendir ki; bilene görünür, bilmeyene silinir. (Benin manası, RUHUMUZ) ALLAH’ım cümleyi bilenden etsin, bilenle bir tutsun, bilmeyene buldursun. Bilenin yerine göz attık, orda kimi bulduk? Bilen kuldur, bölen de kuldur. O; bilenin yaratıcısı, bölenin de. Bilmeyenin bildiği, hatasından ise; affından bulsun, kendini bilenle bir olsun. Gümüş verdiğini ne ile verir? Madde oluşu ile. Ama o, ne sende kalır, ne senden sonra gelende. Demek ki, senin ile gelebilendir, seni yücelten. (Bizimle gelen, mana.) EYVALLAH.

6 Yeşilden aldık, gönlümüzü serdik, her olayı sorduk. Sorulmadık soruyu, gönüllerde aradık. ‘Sorulmadık soru nedir?’ Anda, ben neyim? Her kul andaki halini bilse, zan olandan uzak kalırdı. EYVALLAH diyelim, sözü sohbete bağlayalım.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH