7 Mart 1974

MEVLÂNA’yım ben!

1 Olumsuzluk, güzelliğin çevresini asla değiştirmez, olan ile olmayanı birleştirmez. Cümlenize selam olsun. 

2 ‘Olumsuzluk...’ denilenden, olumun aslını bulunuz. Kader ile kadir ayrı olamaz, kulluğun ölçüsünde yazıyı okuyamaz. Okumak asıl değildir, yaşamak gerek. Almaktan maksat, uymak gerek. Geçitte aradığını düzlükte bulamazsın. düzlükte bulduğunu yüksekte göremezsin. Geçene gönül koyma, gelene ölçü vurma. Düzen ne senden ne benden, dünyayı dürenden. ‘Düzenini bulsa, hal ile olsa.’ denir. Denilende, özlem görülür. Özlenen nedir? Aşağıya inilmez, yukarı çıkılmaz. Anda olana uyalım, niyazımızda analım. ‘Neyi?..’ denir. Alamam denileni, bulamam diye özleneni. Sükut, NASR ile bağ kurar. Değişmeyen ÖZ yerini gösterir, özleneni buldurur. EYVALLAH.

3 “Ayrıyı gayrıyı çevirdik, denilen ile özleneni devşirdik.” dedi, YUNUS’um söze girdi:

4 “Alsan, almadım deme; sorsan, duymadım deme. Aldığını bilesin, sorduğunu duyasın. Gözün olduğu yerde, ÖZ’üm anılır. Gönlün olduğu yerde, HAKK’a varılır. Almaya yanaşan, ‘Var mıdır?..’  diye sormaz. ‘Var mıdır?’  diyen, VEREN’den şüpheye düşendir. Yersiz kalanın derdi, topraktan; sersiz kalanın derdi HAK’tandır. ‘Demir atalım sahili tutalım.’ dersen, demirsiz gemideyiz. Olumsuzluktan gayrıdayız. Ne sahili aradık, ne gemiden ayrı kaldık. Niyazımız, cümlenin gemisine sonsuzluk.

5 YUNUS’a yer mi sordun? Gönlüne YAR mı koydun? YUNUS orada burada. YUNUS anıldığı yerde. Ne toprakta ne taşta, ne ağaçta ne kuşta. Ömrü gitti yokuşta. Çıkışını bilmedi, ‘Geri...’ deyip dönmedi. Yalan söze kanmadı, ateş oldu sönmedi. Yandı yanasıya, vardı dönesiye, geldi veresiye, gönüllerde kalasıya. Kaldım desem yeri midir? Sevdim desem kârım mıdır? Alanın, verenin, sevenin, sevilenin kârına yazılır.” dedi, selamladı yürüdü.

6 Alacağım vereceğim, verdiğimi göreceğim. Günün yorumuna dilediğinizce varacağım. Gönülden almazsak, yolumuz vermez. Yorumda kalmazsak, gönlün ferah almaz. Yarım almadan dörde bölmeden, çiçeği açmaz. Çiçeği açmazsa, meyve vermez. Dörde bölünür, üçte olunur. Dördün üçü bulunur. ‘Biri nedir?’ derseniz, sahifesi çevrilir. Kayıtta öyledir. ALLAH’ımın vergisinde yargısında hata aranmaz. ‘Olumsuzluk..’ denilmesin, yorumda hataya düşülmesin. Olumu, dördün üçünü benimser birini kanımsar.

7 Saman ne kadar hafif ise de yerini doldurur, gözü kandırır. Ne var ki, çokluğu kaplamaz, civarı kapsamaz. Gerçeğin arandığı yerde, suyun akşından şikayetçi olunmaz. Çünkü suyun akışı asla inkar edilemez. Demir dövülürken alacağı şekil kullanılacağı yere göredir. Demir dövülür.

8 Asmayı yerinde bilelim, olandan sorumlu aramayalım. Daha önce verdik. Şekil dilendiği gibi olsun, istense de yazıldığı gibi yer bulur. Ne var ki, cemiyetin yargısından cemiyetteki sorumludur. Cemiyet yargılarken, cemiyettekine verdiğinden kendini sorumlu tutsa; cemiyettekini yargılarken daha insaflı olurdu. Cemiyet, cemiyettekine verdiği ile öğünmeli; vermediyse döğünmeli. Tüm cemiyetin hatasını bir kuldan sormamalı.

9 Kör sağıra acır. Acınacak ne kördür ne de sağır. Eylemin dönüşü beklenen ile değil, verilen ile olur. Verebiliyorsan, elbet alırsın. Bölüyorsan, şaşkın kalırsın. Bölenin yanında olma. Ne var ki, kim olursa olsun, nerden gelirse gelsin; elin, elinden ayrı kalmasın.

10 ALLAH’ıma emanet olunuz. Doğuşun dönüşe değil, gidişe olsun. Yeniye her yüz dönsün.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH