10 Nisan 1974

MEVLÂNA’yım ben!

1 Niyetimizden geçtik, çünkü niyet dünya günündedir. Olmuyor- olamıyor denen günün ötesine geçtik. Olanın-olacağın, görgüsüne vardık. Cümlenize selam verdik. ‘Yuyanım, yolumda.’ diyenin, elinden tutanı gördük.

2 “Gönüller bahçedir ekesiye, ektiğini biçesiye.” dedi, YUNUS’um geldi:

3 “Çiçekler açtı ise, meyvesini bekle; meyvesi oldu ise, ermesini bekle. Gelene, ‘Yolum verse.’ diyene. Yolunu KABE’ye çevirsen, gönlünü kıbleye devirsen; olanın-olmayacağı yere, diz koymazsın. ‘Olmaz mı?..’ deme, dumana gönlünde yer verme. Yazılan görülecek, altın çerçeve örülecek. Yemine yer verme, yolun taşsız açılacak. Oymaya yer veren, ağaçlara balta vurandır. Ne var ki; oymayı bilen, baltalayacağı ağacı öğrenendir. Dumansız gök arayan, rahmete sırt çevirendir.”

MEVLÂNA’yım!

4 Kulun alacağı; ne yer ile, ne yön ile, sadece gönlü iledir. HACI BEKTAŞ der ki: “Softayı sevenin, sofrayı kurduğu görülmez. Softa ile sohbet edilmez, çünkü binaya müşterek duvar örülmez. Duvarı örene, tavanı dür desen düremez. Çünkü duvarı örmekten gayrısını bilemez. Softaya AŞK sofrası kursan, tadını alamaz. Çünkü pişirmesini bilemez. Onun için sohbeti, sohbet ehliyle düşün ki; kandilin yansın, gönlün kainat ile dolsun.” Softa denildi, tarif soruldu. Yolun gidişini bilmeyene, bilmediği halde ‘Bilirim.’ diyene, bilmediğini bildiği halde sormayana; softa denir. YUNUS’um der ki: “Suyunu dahi softa elinden içme. ‘Neden?’ derlerse; güneşten almadık suyu verir, olmadık yönden kulunu çevirir.” Yanılmayın! Sözümüz cümleye. Yazımızın başında, yolun taşsız olduğunu verdik. Günün olayından, gönül dolayından söz bağlansa, dost diye hallense; olacak nedir? Aynaya bakan, baktığı gibi görür. Miyyarın, gönlün ile ölçülür. Her bedene, ölçüsünce fistan biçilir. Namına gelen her olay, kainatın sırrınadır. Seyredilen dünyada göreceğin; niyetine uyan değil, sadece yazılandır. Ayağına çarık giysen, tozlu olsa da yol benim desen; YAZAN’ı unutma derim. Her olanı, yazılandan biliniz. YAZAN yazdı ise, yolun gidişine uyunuz. Niyazın- namazın, niyetini çevirmez, niyetini yazılana uydurmaz. Sevmeyi deneyin dedim; kainata varıncaya, dolayını sarıncaya kadar. Seven ile bir olun. Sevgi doldurur, gidene götürür. Giden nedir? Duran var mı? Sevgisiz niyaz, tuzsuz aşa benzer.

5 Taht görsen, kralını sorsan; ‘Geleceği yazılıdır.’ denir, oturana diz bükülür, selam verilir. Niye? Gönlünü hoş bırakana. (cümleye) Gelen diz çöksün diye değil, hoşnut olsun diye. Seyrin olduğu yerde, gönlüne güzel gelen var. Gönlüne güzel gelmeyen yerde dur. ‘Yanıldığım yer burası.’ de, orada güzeli ara. Gönül aynadır; bakan içinde olsun, baktığın sende kalsın. Her verilen cümleye, sözüm her alana. Seymen yerini bilmez, yolunu görmez; sadece YAZAN’a uyar, yel misali gider, sel misali akar, gül misali kokar. Yumuşak yolun sözünü bilmez. Ne var ki uyuşta, asla hataya düşmez. Alan bilir. Uyduğu gibi, gönlünü bağladığı gibi. Selamını iletelim. ‘Yeniye değil, olana baksın.’ der. Selviye uzaktan bak, doruğunu görürsün; yakınında, gölgeden uzak kalırsın. Ne yakınında, ne uzaktan; gönlünden silemezsin. Darlık, gönüllerde yer almaz; gönlünde bahçeni belledi isen, ‘Dikeyim çiçekleri.’ dediysen, sorguyu mantığından sildi isen, olanı-olacağı ALLAH’ıma havale etti isen. ‘Aya mı gideyim, yıldızlarda mı arayım?’ diyene de ki; gönlünü aç, yıldızları orda seç. Kainatı öyle görürsün, verilene EYVALLAH dersin. Oynamadığın oyunda; ne kazandığını, ne kaybettiğini düşünmüşsün. Nerden başlasam denmesin! Her an; başlayanın eşiğidir, doğanın beşiğidir. Yazılan görülür, sanılmasın ayrıya düşülür. Vurgun, eğriden doğruya olmaz. Eğriden eğriye gelir, bunu da sadece YAZAN bilir. Çamın olduğu yerde, sokağa bakılır. Duvarın örüldüğü yerde, görülen nedir? Duvarın örüldüğü yerde, görülen duvardır. Sen ördün, sen gördün. OMAR der ki: “Pencereni geniş aç ki, görüşün örtülmesin. Kapını güneş yönünde seç ki, gölgede kalmasın!” Cümlenize selam olsun. ALLAH’ımın ADI, dillerde, gönüllerde kalsın.

ALLAH’a ısmarladık.

(Resim verildi: HACI BEKTAŞ VELİ)

6 HACI BEKTAŞ geldi, selam ile resmini verdi. Elbet alanın, elimde diyenin.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH