5 Nisan 1974

MEVLÂNA’yım ben!

1 Halde uyduk, gönülde duyduk, cümlenizde bulduk, selam ile geldik. Selam olsun cümlesine. RAHMET dilendi, HAK’tan denildi; dilenenler, niyaz alanlar, geldi selama durdu. Günün yorumu; elden-ele, gönülden-dile verildi. ‘Kimler?’ diye sorulur. Yerini bulanlar, dumansız gelenler, SAMANYOLU’nda buluşanlar. SAMANYOLU; sorgusuz varanların yoludur, dünyada sorgusuz kalanların yoludur. Gönüller, elbet HAK ile doludur.

2 Gam; yolundan şüphe edenlerde olur, gönlünde dilenmeyeni bulduranda olur. Dilenmeyen nedir? ALLAH’ımın haram dediğidir. Haramdan maksat; kulun, vergiden gayrı dilediğidir. 

3 Sohbetimiz açılır, söz alanlar seçilir. Seçen, elbet HAK’tır. Niyaza çağıran kim? Elbet GÜLÜMÜZ, Selamı’nı getirdiğimiz. Namaza çağıran kim? GÜLÜMÜZ’ün Selamı’nı getiren, cümlenizden götüren.

4 “Rengim HAK’tan, gönlüm paktan.” dedi, selamladı yürüdü. BİLAL HAZRETLERİ.

5 “Vurana el değmesin, vuranda gönül kalmasın. Vuran el, vurdurandandır.” dedi, EBUBEKİR HAZRETLERİ selamladı.

6 “HAK elde, HAK dilde, HAK gönülde oldukça; gayrısını selamete götür. Götür ki; elin-dilin-gönlün, vazifesini yapmış olsun.” dedi, HAZRETİ OMAR selamladı. 

7 “Cepheye gidişte, dönüşü yalnız düşünme. Geleceği-vereceği- güleceği düşün ki, zaferini sen değil cümle kutlasın.” dedi HAZRETİ OSMAN selamladı.

8 “ADEM’de bildik, HAVVA’da duyduk, HAZRETİ MUHAMMED’e uyduk, cümleyi selamladık.” dedi, HAZRETİ HATİCE güldü. “Güllere GÜL’ün rengi değil, kainatın dengi sayılır. BEYT’ine, kainat ile örnek verilir.” dedi, selamladı.

9 “Yozun-kozu olmaz, kulun yolu kalmaz, ALLAH’ım İZİN vermez.” dedi, HAZRETİ ALİ cümleyi selamladı. “Kaderime uydum diyen, uymazsa ne yapar? Yaptığın değil, ALLAH’ımın vergisinde hatasızlığını bilmesi gerekir.” dedi, cümlenizi selamladı.

10 “Gözün görse görmese, halim güzele uymasa, dünya sevgimi duymasa; gönlüm gine O’ndandır.” dedi, HAZRETİ YAKUP selamladı.

11 “Yerin-yerlisi, kulun derlisi sevilir. Dumana yol veren; beşikte olsa da, olanı olmayana katar. Gelen-gelmeyeni sormaz, sormazsa gelmeyenin halini bilmez; su kainatı sarsa, haberi olmaz.” dedi NUH ALEYHİSSELAM’ın, sizleri selamı buldu. Gerçeği bilenin, kim olduğunu bilir misiniz? ‘Gören.’ dersiniz, görene uyan derim.

MEVLÂNA’yım!

12 YUVA’mız gönüllerle dolu. “Olan-olmayan, gören-görmeyen gönüller yedi rengin denginde. Kulun gönül cenginde, denk gelmeyen var mıdır? Yardım diyen kulunda, yürüdüğü yolunda, görülmeyen var mıdır?” dedi. “Yenmedik somunun, söylenmedik konunun yerini alan nedir? YUNUS’tan denilir, MEVLÂNA’dan sorulur, SOMUNCU verse denir; gine bilinen yoldan yürünür.” dedi, SOMUNCU selamladı. 

13 “OSMAN’dan söz edildi, dostuna post denildi. Postunu serdiği yerde, toprağa kusur arandı. Arayan, kendine dönsün. Yerini benzeyene değil, kendini ona bilsin.” dedi EYÜB SULTAN selamladı. 

MEVLÂNA’yım!

14 Gecenin sözü edilir, sohbetin hikmeti sorulur. Gönüller öyle yüklü gelir ki, gelenler dengi bulur, ALLAH’ım İZİN verir. Doluya dolu gerek, kuluna yolu gerek. Daha önce verdik; madde dilediğine, mana dileyene. Dileyin gönlünüzce, alın halinizce. Cümlenize selam olsun. Selamlarınız iletildi, bilinsin.

ALLAH’a ısmarladık.

(Resim verildi: HAZRETİ HATİCE, HAZRETİ OSMAN, YAKUB HAZRETLERİ, HAZRETİ OMAR, HAZRETİ EBUBEKİR, NUH AYEYHİSSELAM, BİLAL HAZRETLİRİ, SOMUNCU HAZRETLERİ. HAZRETİ ALİ)

ALLAH’a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH