|
29 Nisan 1974 MEVLÂNA’yım ben! 1 Huzur ile geldik, hazır bulduk. Yerinde-yolunda
olanın, sohbetine katıldık. Selam olsun, mey kadehi dolsun. Esenden selam alsın,
gelenin kaygusunu silsin. Kayıtta yazılan okunur, daha nice ömür günü dokunur. 2 Sermeyen sergiye malını, vurmayan atına
nalını; elbet yerini, buldukta görür. MEYREM der ki: “MERYEM, yerini almaz. MEYREM,
meyden gelir. Mey arkadaşı demektir.” derken, sözü adına bağladık. 3 Yenmeyi değil, dönmeyi düşün ki;
aldığını bilesin. Kaygu edilen değil. Olmuş olan, niyazına
karşı gelendir. Mimardan sorarsan, yapının kapısı gündoğusuna açılır.
Binanın kapısı, gönlünün yapısına denk midir? “ Açandan olunuz, sahifeyi
çeviriniz, yumurta akından şifa alınız. (Yel, ağrı için) Yumurta, akından yerini
verir, serini korur. Yumurta akını sürsün, kolunu sıcak tutsun. Kayguya yer
vermesin, ‘Şifa senden ALLAH’ım!’ desin (Dr. f’nin arkadaşına) dedi LOKMAN, cümleyi selamladı. “ER yerini bilir, kör
yolunu bulur. Yumurta akı, yol olana şifa verir. ‘Gelenden misin?’ dersen;
yerimi bilirsin, elinde görürsün (Dr. f’ye) ‘Armağan!..’ dersen, sayısız alırsın. Kurmaya
verilen, yerini alandır.” dedi, selamladı yürüdü. 4 “Rengi sarı olsa da, dengi yarı kalsa da,
YAR’dan haber sorsa da; aşık kendini bilmez, ‘Yerim hazırdır, gönlüm
nazırdır.’ demez, gömlekten haber sormaz.” dedi, YUNUS’um selamladı. 5 “El sende, yer sende, çöl sende; GÜL
yalnız bende midir? ‘Sunulan gibi olsun, yelden haber sorulsun.’ dersen; yel,
gelip-geçen, tozu uçuran. Yelden alacağın haber; yel misali gelir, elindekini
alır.” dedi, YUNUS’um yürüdü. 6 “Uyumadan bekler misin, günü güne ekler
misin, ‘Dostum!..’ deyip döner misin? Nadan olandan sorma, yoluna ayak verme. Ye
yiyebildiğince, sor diyebildiğince. Nadan, kayguna kaygu katandır. 7 Güğümler dolduğunca, gönüller aldığınca,
suyunuz aktığınca yerini bulur. Her olay anındadır, hayır yazılır. Hayır
görülse, cenkten uzak kalınır. ALLAH’a emanet
olunuz. ALLAH’a
ısmarladık.
|