25 Temmuz 1974 (Regaip Kandili) 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Mümin olan her kulda, gidilen bunca yolda; varış tek kapıdır, dünya kula yapıdır. Yolun gidişindesin, sözün deyişindesin. Cümleye derim.

2 Yenilene değil, eğilene dönelim. Yenilenin görüşü, eğilene uymaz. Sohbetten söz bilmeyen, ‘Yazılandır.’ demez. Yerden alır, elden bilir. Yolunu yeniye değil, eskiye uydurur. Eski, atılandır; yeni, bilinen, doğruya götüren. Yeni; geldiğinden, güne eskimeyendir. Kıyamete kadar, eskimeyecek olan. Çünkü her gün yenilenir. (KUR’AN-I KERİM mi?) EYVALLAH. Olmuşsa güzel, kimdendir? Düşmüşse gazel, nerdendir? Gülelim, GÜL’den alan halimize; gülelim, bildik yolumuza; gülelim, aldığımız Selamımıza. Kimden gelir, kimden verir? Verenin; niyazına durduk, Şefaatine sığındık. Dolu elden, dolu dilden, dolu gönüllerle ihya olduk. Sudan geldik, su ile suyu dileyene, ‘Gönlünü yıka.’ dedik. Dilemeyen elbet olmaz. Dünyanın kahrına gömülse, sudan şifasız çıkmaz.

3 “Yemeden yediğimi bilmem, açlıktan şifa bulmam elbet.” dedi YUNUS’um sözü aldı:

4 “Yemeyi denemezsen, içmeyi dene; içmekten alamazsan, geçmeyi dene. Duman yerini bilmesin, seni bulup sarmasın. Dönüşün olduğu yer, kulunun umduğu yerdir. ‘Umulan yerde olmazsam?’ dersen, çapını aşma derim. Her deryaya atılan taş, dalgalar döndürür. Ne var ki dönü, taşın ölçüsü kadardır. Durmayı dilemezsen, ayağını sakınma.” dedi, YUNUS’um yürüdü.

5 “Suyunu yerde bil, sevgini gönlünde bul.” dedi, SEYYİD SELAMET sözü aldı:

6 “Soydan geldim, SEYYİD oldum; o’na uydum, kendimi bildim; suyunu içtim, tadına şaştım. Danıştım; ‘Yolun kimdendir? Suyun nerdendir?’ Dedi; “HAK’tandır, BİR’dir. BİRLİK’ini bildim, bildiğim gün buldum.’ Dedi. ‘Bulduğunu veresin, sakın ‘Benim.’ demeyesin. Senin olan gönlündür, Benden gelen cümlenindir. Cümle ile olan, selameti bulur. Bulduğu halde görür, görgüde şekil silinir, her kulda olaylar bölünür. Benden aldığını veresin, kulluğunu bilesin, kulum olanı sevesin.” Sohbetimiz sürdü-gitti, cümleyi kuzu misali güttü. Selamet denenin varlığı; yuvasında dirliği, bildiğinde darlığı görendir, yuvaların selametine yürüyendir, ‘HAK verdi, HAK gördü, HAK derdi.’ diyendir. SEYYİD olmuşum, dardan bedenimi değil gönlümü sıyırmışım. Dönüyor her varolan, dönüyor darda kalan. Dönüş, duruştur. Aynı noktaya geliştir. Yanılmayın! Duruş, aynı noktaya geliştedir. Gelir, devrini görür, aynı noktada bulur.” dedi, SEYYİD SELAMET yürüdü.

7 Sözümüz geceye bağlandı. Dardan beklenmez, bola eklenmez, derya el ile paklanmaz. Neden? Çünkü kir almaz, her geleni örter. Otun uyanı, olumunda biter. Cümlenize selam olsun, gecemiz bağlansın, dostlar bir olsun, her kulu PİR olsun. DOST dedik gelsin ele, el ile versin dile. Dilden atsın, gönülden gitsin GÜL’e. Gidenin yolunda, GÜLÜ’nün Gönlü vardır. Her kulu dileyende; gönlünün o’nda olduğunu, o’nun sevgisinin cümleyi sardığını bilsin. YM olsun. Sözümüz gecede bağlansın.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH