|
1 Kasım 1974 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yenilmeyi düşünmeyen, sevilmeyi bilmeyendir. Dünyanın oluşunda, her olay iki haldedir. Yenmek, yenilmek; acı, tatlı; güzel, çirkin. Öyle oldukta, yenilmeyi O’nun için, yenmeyi kendin için sevmelisin. Yenildikte O’nun için sevinmelisin. 2 Var olanın durduğu görülmez. Ne deryada, ne dağda, ne ovada, ne bağda. Geçmişi düşünürsen, yürüyeni görürsün. Oluşta-buluşta yer verilir, yaratılış perde-perde açılır. Her açılan, günlük olaydır. Açılan, geçene kolaydır. Gerçek, geleceği değil anını gösterir. Oymasız tahta, sadece ocakta yerini alır. ‘Geleceği sevelim.’ dersem, ‘Görelim de öyle.’ dersiniz. Gördükte, ayrıntıya düşersiniz. Olduğu gibi alsanız, güldüğü gibi görseniz; güzeli öyle bilirsiniz. Almayı her kul sever, alana yol sorar. VEREN’i bilsen, umduğuna gülersin. 3 YUNUS’um yolu açtı, cümle ile kucaklaştı. “Selam verdik alana, adımızı bilene, her olaya gülene, ‘Güzel.’ deyip sevgi ile dolana. Taş üstüne taş koydum, dünyada AŞK’a doydum. ‘Doyumluk mu?’ derseniz; her sofra doyurur, diğer sofraya kadar. Doyanın sohbeti doyurandandır. Doyuranın hikmeti, kayırandandır. ‘Kayıran kim?’ derseniz, kul kendini hem ayırır, hem kayırır. Meyus olanın sırtını okşasan, sohbetinden nasip versen; senden değil O’ndandır. Gölgeyi dilersen, güneşe hata bulma. Olumsuz geçmişin, olumlu geleceği görülür. Olacak yavaş-yavaş örülür, örenin kimliği sorulur. Örenin değil, ördürenin varlığıdır mühim olan. Varlığın durdurduğu hiçbir olay görülmez. Olmayan ipek, örülmez. Gönülde olana, kainatta kamil kulunu dileyene; sözüm şudur. Dünyayı oynatamazsan, kulunu seyredemezsin. ‘Ne demek?’ denir. Gömülü olan, gönüllü gelene yer vermez elbet. Gönüllü gelen, kuyuya bakanı sevmez. Neden? Kendi kainata baktığından. Kuyuya bakan; gün gelir başını kaldırır, görmediğini görür. Seyrine doyum olmayanı görmek, her kula müyesser olsaydı; düzenini nerde bulurdu? Seven ile sevmeyen savaşırsa, sevilen meydana gelir. Yanılma yok! Ayrıntısı sorulur. Savaş niye yapılır, nerde biter? Paylaşılamayan ile başlar, birbirini taşlar, yenilen yenen ile bir olur. Arada kalan PİR olur. Ağlarsa güldürmeye çalıştığın, senin gayretin ile mi güler? Gözlerini açamayan, güzelliği nerde bulur? Olmasa, gönlüne koymasa; YUNUS’um gelmez, gelişte sohbete girmez, girdikte ‘Ne güzel.’ demez. Doğuştan alalım, günden-güne verelim. Güzellik; bebeğin kendinde mi, yoksa gelişinde mi? ‘Yerini bulursa.’ dersiniz, yerini buluşun ölçüsünü ne ile alırsınız? Sevenin çokluğu ile mi, gönlünün tokluğu ile mi? ‘Bebeğin gönül tokluğu bilinir mi?’ derseniz, öyle ise ölçüye nasıl vurursunuz? Her sevilen, sevdiği kadar mutludur. Ne kadar sevilirse sevilsin, sevmediği anda mutsuz oluşunu bilmelidir. Seven, mutludur; seven, kutludur. Dünyanın düzeni, SAHİBİ’ne aittir. Güzellik, görene; güzellik, bilene; mutluluk, sevene. Sevildim bilmedim, aradım durdum; sevdiğim anda, mutluluğu buldum. Vermeyi onun için diledim. Varlığım bilindiği günden, sevmeyi öğretmeye çalıştım. ‘Her kul görmeye müyesser olacak mı?’ dendi. Günümüz, görmeyi dileyen ile onaylandı; oyumuz, her dileyene verildi. ‘Yeniyi, yerinde bulduk mu?’ derseniz, EYVALLAH. Yargıya düşmezsen, yerini her kul bulur. Gidenin sergisi, gelene uymaz. Gelen, gidenden sergi sormaz. Yürüyüş her an öteyedir, geriye kalmaz. Nasıl ki bugün düne dönüşmez, bugün yarına kalışmaz. Her olay, asla birbiri ile yarışmaz. 4 ALLAH’ıma, her var olan için şükredelim. ALLAH’ım var ettiyse buradayız. ‘Yerimiz nerede?’ denildi, bizden soruldu. Gelen biz değil, sizsiniz. Ayak götürür, akıl buldurur. Daha önce verdik. Varlığımız ay misali, her bakana görülür. Her düşünen, bize gelmiş olmaz mı? ALLAH’ıma emanet olunuz, sevmeyi mutluluk sayınız.” ALLAH’a
ısmarladık.
|