|
11 Nisan 1975 (Japon doktor Yamaçi için alınan sohbet) MEVLÂNA’yım ben! 1 Yenmediğin
yenemediğin değildir, yenilmesi gerekmeyendir. Gedik açana sor,
geçeyim diye der. Yazıyı almayana sor, seçeyim diye der. Dünyayı aramayana sor,
göçeyim diye der. Herkes der, yine de kaderine uyar. Ne geçmekle göçer, ne
seçmekle uyar. Attığımız adımda HAKK’ın sözü var. 2 Cümlenize selam
olsun, gelen alsın, aldığını dörde bölsün. Görsün ki dörtte bir yetmez,
dörtte birde ot bitmez. Seymenin yoluna, girdik koluna, ‘Görüntü var mı?’ der.
Ona de ki elbet var, EYVALLAH. (Resim verilir: Sakalı bulunan, uzun saçlı bir Japon yüzü) 3 YUNUS’um der ki: “Gölgeyi sildi, sohbeti bildi, görgüyü aldı.” Yemeden bilen, giymeden ölen,
SAMATİ denenin adı. SAMATİ yolunun bileni, gözünü vereni, elinden
tutanı. ‘Nerde?’ derse; yumuşak gönülde olsun, nehirde bulsun. ’Dünyada
mı?’ derse, daha önce verdik, yılın yedinci yüzünde. (Yedinci yüzyıl.) EYVALLAH. Adanın doğu sonunda. Daha önce verdik, Samanti. 4 Ayet okursan
bilir misin? Madem bilmezsin ne okursun? (Japonca yazdırır mısınız?) Yengeç yöresinde, gerçek töresinde,
gözün yarasında aranır. Mermer döşeli meydanda, Asmaka
denilir, sahilden dönülür.
Gerçeği gittiği yerde görür. Adını versek mi bilir. Üzerinde
oturduğu ada. 5 Günün
güzelini meraka verene de ki: Aşacağız, koşacağız,
güleceğiz elbet. ‘Dünün sorgusu mu?’ dendi? EYVALLAH. Görüş
değil, dediğim biliştir. Otuz yönde aradığını, bir yöne
bağlasın de. Otuz yumak düşünmüş, yola öyle düşülmüş.
Her ucunu bir alsın, yumuşak yolu bildiğince yürüsün. ALLAH’ıma
emanet olunuz, günde olana uyunuz. ALLAH’a ısmarladık.
|